ANTİK KENTLER,  Balıkesir,  Kaz Dağları,  TÜRKİYE

Antandros Antik Kenti

“..herkes dikkatle dinlerken Aeneas ata böyle
yineliyordu tek başına, tanrı kaderini,
anlatıyordu uzun dolaşmalarını, sonra
sustu, öyküsünü bitirip sakin kaldı.”

Vergilis – Aeneas (Türkan Uzel – çeviri)

Çanakkale-Edremit yolu üzerinde Kaz Dağları’nın güney yamaçlarına yerleşmiş, Antik Roma’nın kökenlerinin dayandığı Antandros Antik Kenti’ni bizimle keşfetmeye hazır mısınız?

Altınoluk ilçesi sınırları içerisinde yer alan Antandros Antik Kenti henüz ören yeri olarak tanımlanamasa da, bu coğrafyanın şüphesiz en önemli tarihi dokusunu oluşturuyor. Kentin girişini Çanakkale-Edremit anayolu üzerinde göreceksiniz ancak çalışmalar sebebiyle kapıları kilitli bulabilirsiniz. Eğer siz de bizim gibi şanslıysanız Antandros Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Erol UZUN’a ulaşıp hiç unutamayacağınız bir antik kent turu yapabilirsiniz.

Antandros Antik Kenti – Yamaç Ev

Daha önce Kaz Dağları Gezi Rehberi‘nde bahsettiğimiz Antik Sabunhane’den Antandros Derneği ile ilgili detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Antandros’un Tarihi

Antandros Antik Kenti’ni, MÖ 1. yüzyılda Vergillus tarafından yazılmış, Roma’nın kuruluş hikayesini anlatan ‘Aeneas’ adlı eserinden öğreniyoruz. Eserde, MÖ 1200 yıllarında Akhalar ile Truvalılar arasında çıkan savaş sonrası, Troia kentinden babası, eşi ve çocuklarıyla kaçan Aeneas’ın yerleştiği yer olarak Antandros’u işaret ediyor.

Efsaneye göre, Roma şehrinin kurucuların olan Romulus ve Remus’un soylarının Aeneas’a dayandığı söylenir. Aeneas’ın ise Troia hanedanından Ankhises ve tanrıça Aphrodit’in oğlu olarak, Troia neslinin devamı açısından en önemli figürlerden biri olduğu kabul edilir.

Aeneas (şimdiki Enez bölgesi adını bu isimden almıştır) o zamanlarda gemi yapımında oldukça gelişmiş olan Antandros kentinde yaptırdığı 20 adet gemi ve savaştan sağ çıkan Troialılar ile birlikte kendilerine yeni bir vatan arayışı içine girerler. Bu amaçla sonu İtalya’nın Castro şehrinde biten bir maceraya atılırlar. Gittikleri her yere zeytin dalı götürmeleriyle de ün yapmış olan bu arayışlar sonucunda eski Roma’nın temelleri atılacaktır. Bu nedenle günümüzde hala İtalya’daki Castro şehri Altınoluk Beldesi ile ‘kardeş şehir’ olarak anılmaktadır.

Tarih boyunca Persler, Yunanlar, Spartalılar ve Büyük Makedonya Krallığı tarafından hakimiyet kurulan kentte MS 325 – MS 541 yılları arasında Roma İmparatorluğu döneminde aktif yaşam izlerini görüyoruz. Kendi sikkesini basan ve gemi yapımı (kereste kullanımı) konusunda oldukça maharetli olan kent, zamanının önemli kentlerinden biri olarak sayılabilir.

Kentin terk ediliş sebebinin ise MS 541 yıllarında nüfusun yarısının kaybedilmesine sebep olan Kuzey Afrika Kökenli Justinian Vebası olduğu düşünülüyor.

Antandros Keşif Tarihi

Kentin ilk keşfi Heinrich Kiepert isimli arkeolog sayesinde oluyor. Avcılar Köyü’nde ‘Antandros’ isminin olduğu bir yazıtı Kiepert keşfediyor. Kaletaşı tepesinin imara açılmasıyla ortaya çıkartılan Nekropol kalıntıları sayesinde çalışmalar hız kazanıyor. Günümüzde 2000 yılından bu yana Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Klasik Arkeoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Gürcan Polat tarafından yürütülen proje kapsamında kente ait buluntular gün yüzüne çıkartılmış durumda.

Antandros Yamaç Ev Kazı Alanı

Antandros Kazı Alanları

Kentin kilitli kapılarını Erol Bey ile açarak sihirli bir dünyaya adım atıyoruz. Yaklaşık beş dakikalık bir patika yol yürüyüşünü takiben karşımıza ilk olarak Geç Roma dönemine ait Yamaç Ev yapısı çıkıyor.

Yamaç Ev

MS 325 ile MS 541 yılları arasında yaşanmış olan bu eski villada ziyaretçi kabul odası, çeşitli odalar ve hamam olmak üzere birçok bölme ile karşılaşıyoruz.

Antandros Yamaç Ev Portikosu

Yamaç Ev, 33 metrelik portiko adı verilmiş giriş koridoru etrafına dizili altı adet odadan oluşuyor. İlk olarak girişte gördüğümüz ziyaretçi kabul odasının yer mozaiğinin zarafeti ve itinayla yapılmış duvar freskleri zamanının ihtişamını anlatmakta oldukça başarılı. Mozaikte kantharos isimli şarap kabından su içen iki adet kuş, çarkıfelek motifiyle birleştirilmiş bir şekilde bizleri büyülüyor.

Antandros Yamaç Ev’in Ziyaretçi Kabul Odası

Odalardan biri servis odası olduğunu öğreniyoruz. Kapıların var olduğunu tahmin ederek villanın kışın da kullanıldığı öngörülüyor. Mutfak ve saklama alanlarının arka tarafta olduğunu, tuvaletlerin (latrina) de birden çok kişinin aynı anda kullabileceği şekilde dizayn edilmiş olduğunu görüyoruz.

Villa içerisinde ciddi bir kanalizasyon ve su tesisatı sistemi görülüyor. Suya düşen ufak tefek eşyaların bile eski usul bir süzgeç yöntemiyle ayıklanabildiği sistemlerin kurulduğu bu evde, üst düzey – idareci bireylerin yaşadığı düşünülüyor.

Evin içerisinde dolaşırken hamam bölümüne geliyoruz. Hamamın girişindeki soyunma odasında ‘Sen çok yaşa yardımsever Margareites’ yazıtı bulunuyor. Bu da bu Roma villasının daha önce belirtildiği gibi üst düzey birinin evi olduğu tezini destekliyor.

Antandros Yamaç Ev Hamamı’nın Soyunma Odası

Soyunma odası kısmındaki mozaik tam olarak korunabilmiş. Erol Bey’in detaylı anlatımıyla burada terliklerin konduğu, yağdanlıkların bulunduğu ayrı alanların olduğunu öğreniyoruz. Daha önceki hiçbir hamam yapısında görmediğimiz bu detaylar çok hoşumuza gidiyor.

Antandros Yamaç Ev Hamamı’ndaki Mozaik Detayları

Hamam içerisinde çocuklar için ayrı bir bölüm yapılmış. Su giderleri de daha zarif olmaları için yıldız şeklinde yapılmış. Yani ufak detaylara oldukça önem verilmiş. Hamamın mermerleri ise ne yazık ki yerinde değil.

Antandros Yamaç Ev Hamam Bölümü

Mimari olarak ilgi çeken bir noktanın da istinat duvarının evin üç metre ötesine yapılmış olması ve bu sayede zeminin desteklenmesi olduğunu öğreniyoruz. Döneminin bilgi ve becerisini ele veren detaylardan sadece birisi.

Sosyolojik olarak ise evlerde genellikle kap, kacak, tırpan gibi malzemeleri yapan zanaatkarların bulunduğunu, bu zanaate çok değer verildiğini, bu zanaatkarların himaye altına alındığını öğreniyoruz. Bu sayede zanaatkarların köle statüsünden kurtulduğunu da belirtmekte yarar var sanırım.

Nekropol Alanı

Yamaç Ev’den ayrılarak arabamıza biniyoruz. Erol Bey’in yönlendirmesiyle Çanakkale-Edremit anayolu üzerinde çok kısa bir yolculuğun ardından kentin arkasına doğru ilerliyoruz ve Nekropol Alanı’na ulaşıyoruz.

Antandros Nekropolü Kazı Alanı

MÖ 7. ve MÖ 2. yüzyıl arasında mezarlık olarak kullanılan bu alan Geç Roma Dönemi’nde konut alanı olarak kullanılmış. Yüzyıllar boyunca birçok farklı kültürün bir arada kullandığı, toplamda dört adet gömü biçiminin bir arada bulunduğu bu mezarlık dünyada bu açıdan sayılı mezarlıktan bir tanesi olarak kabul ediliyor. Bu alanda 400’den fazla mezar bugüne kadar saptanmış.

Kabaca kremasyon (yakma) ve inhumasyon (gömme) olarak adlandırılan gömü biçimlerinin, bu mezarlıkta dört şekilde gerçekleştirildiğini görüyoruz. Yakarak gömü (kremasyon), tuğla kapama ile gömü (inhumasyon), Pitoz denilen büyük çömlekler içine gömü (inhumasyon) ve Lahit (inhumasyon).

Antandros Nekropolü’nde Bulunan Mezar Örnekleri

Romalılar o dönemde burada mezarlık olduğunun farkında değiller. Bu nedenle burada bir yerleşim yeri inşa ediyorlar. Mesela mezarlık kenarında gördüğümüz yol Teras Evlere çıkıyor. Roma döneminde bu yola bakan dükkanlar ve çeşitli villaların inşa edilmiş olduğunu öğreniyoruz. Gittiğinizde mezarların yolun oldukça aşağısında kaldığını görecek ve bu zaman katmanının gerçekliğiyle yüz yüze geleceksiniz.

Antandros Antik Kenti’nin bir ören yeri vasfı kazanması ve çalışmaların yoğunlaştırılmasıyla toprak altında keşfedilmeyi bekleyen tarihi ortaya çıkartabilmek için Altınoluk Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği‘yle iletişime geçip, bilgi alabilir ve destek olmak isterseniz bağış yapabilirsiniz. Derneğin ve Antandros Antik Kenti’nin resmi web sitesi için buraya tıklayabilirsiniz.

Kaz Dağları’nda görülebilecek diğer noktalar için Kaz Dağları Gezi Rehberi yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir