Gaziantep,  TÜRKİYE

Gaziantep Gezi Rehberi

Bi’ gün yine yoldayız ve bu sefer Türkiye’nin gastronomi başkenti Gaziantep’teyiz!

Gaziantep hem gezmek hem de yemek için ideal bir şehir. Yazının devamında kısa bir şehir tarihi ve Gaziantep gezi noktalarını bulabilirsiniz. Yemek için ise Gaziantep Yemek Önerileri yazımızı inceleyebilirsiniz.

Gaziantep Tarihi

Hem gezmek hem de yemek için önerilerimize geçmeden önce “Gaziantep şehrinin tarihi nedir” ve “Gaziantep adı nereden gelmiştir?” gibi sorulara kısa bir cevap ve bilgi verelim.

Gaziantep’te bilinen en eski yerleşim olan ve Paleolitik dönemden beri yaşanan Dülük, bugün de kazıları ve keşif süreci devam eden bir bölge. Tarih boyunca Antep yöresi, Babil, Hitit, Mısır gibi birçok medeniyetin etkisi altında gelişmiş.

Gaziantep şehrininse bilinen ilk adı “Antiochia ad Taurum” yani “Torosların karşısındaki Antakya”. Romalılar döneminde kurulan bu şehir daha sonra Bizans’a geçmiş.

Hz. Ömer döneminde şehir Bizans’tan alınmış, İslamiyet’e geçmiş ve “Ayıntap” olarak anılmaya başlanmış. Selçuklu, Memluk, Osmanlı ve son olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin bir parçası olan Antep şehrine Kurtuluş Savaşı dönemindeki direnişi sebebiyle “Gazi” ünvanı verilmiş ve böylece şehir, bugünkü adı olan Gaziantep’e kavuşmuş.

Gaziantep

Gaziantep’te Gezilecek Yerler

Zeugma Arkeoloji Müzesi

Gaziantep denince akla gelen noktaların başında Zeugma Arkeoloji Müzesi geliyor. Önemi gitgide artan ve Gaziantep’in adeta simgesi haline gelen Zeugma Arkeoloji Müzesi bizim gezimizin de önemli bir noktası oldu. Bizi oldukça etkileyen bu müzeyi ve Zeugma Antik Kenti’ni daha detaylı bir şekilde anlattığımız Zeugma Antik Kenti ve Müzesi yazımızı inceleyebilirsiniz!

Gaziantep Kalesi

Gaziantep Kalesi

Gaziantep’e hakim bir noktada, şehri tepeden gören Gaziantep Kalesi’nin tarihi epey eskiye dayanıyor. 6000 yıl öncesinde yerleşimin başladığı bir höyüğün üzerinde Roma İmparatorluğu döneminde, MS 2-4. yüzyıllar civarında bir gözetleme kulesi yapılmış. Daha sonra 6. yüzyılda Bizans İmparatorluğu döneminde bugün gördüğümüz ihtişamlı kale inşa edilmiş. Tarih boyunca da Memlüklüler ve Osmanlı İmparatorluğu zamanında tamir edilerek kullanıma devam edilmiş. Günümüzde hala kale içinde kazılar devam ediyor ve hamam, cami gibi çeşitli yapılar ortaya çıkarılıyor.

Kaleye giriş için 10 TL ücret talep ediliyor. Öğrenci ve öğretmenlere ücretsiz. Müze Kart ise geçerli değil.

Kalenin içinde bir de Panorama Müzesi bulunuyor. Kaleyi gezerken tabelaları takip ettiğinizde ulaştığınız müzede Kurtuluş Savaşı ve Gaziantep Savunması canlandırılıp anlatılmış. Kabartmalar, heykeller, fotoğraflar ve yazılarla oldukça bilgilendirici bir anlatı olmuş.

Kalenin tepesinde burçlara yanaşılmasına izin verilmiyor, şehir ise ancak bir seyir terasından izlenebiliyor. Gördüğümüz en etkileyici kale olduğunu söyleyemeyiz ancak tarihi o kadar eskiye gidiyor ki, hala sağlam olması ve gezilebilmesi bile çok değerli.

Şahinbey Milli Mücadele Müzesi

Gaziantep Savaş Müzesi olarak da bilinen Gaziantep Milli Mücadele müzesi, ücretsiz olarak gezilebilen, modern bir müze. Müzenin kurulduğu bina da yine Kurtuluş Savaşı döneminde, direniş gruplarının toplantı ve sığınak amacıyla kullanılmış. Milli Mücadele zamanında Antep şehri ve insanları çok büyük mücadeleler vermişler, kaledeki Panorama Müzesi’ni ve bu müzeyi gezerken, verilen mücadeleleri çok daha iyi anlıyorsunuz.

Şahinbey Milli Mücadele Müzesi – Gaziantep

Müzede, kronolojik olarak Antep’in Fransız ve İngiliz işgalleri altında geçirdiği dönem, direnişler ve Kurtuluş Savaşı dönemleri etkileyici bir biçimde anlatılmış. Gaziantep’in ve savunmasının Kurtuluş Savaşı için ne kadar önemli bir yeri olduğu ve Antep’in nasıl “Gazi” ünvanı aldığı, bu müzede ayrıntılı bir şekilde işlenmiş.

ANTEP SAVUNMASI

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu yenilince yapılan Mondros Ateşkes Antlaşması’nı bahane göstererek önce İngiltere sonra da Fransa Antep şehrini işgal eder.

Bir yıl Fransız işgali altında kaldıktan sonra, gördükleri kötü muamele ve Milli Mücadele hareketleri üzerine Antep halkı ayaklanarak Fransız askerlerini şehirden kovarlar.

Bunun üzerine destek birliklerini çağıran Fransa yaklaşık 10 ay boyunca Antep şehrini kuşatma altına alır. Kuşatma sırasında şehir halkı büyük bir direniş örgütler, imkansızlıklar ve açlık içinde aylarca Fransa’ya direnirler ve ancak 10 ay sonra şehir Fransızlara teslim olur.

Sakarya Savaşı kazanılıp Fransa ile Ankara Antlaşması kazanılınca Fransız ordusu şehirden çıkar ve Antep, Türkiye’ye bırakılır. İşgal sırasındaki 10 ay boyunca gerçekleşen fedakar mücadele ve savunmalarından dolayı şehre 8 Şubat 1921’de TBMM tarafından “Gazi” ünvanı verilir.

Üst katlarında çeşitli canlandırmalar, maketler ve savunma sırasında kullanılan mühimmatlar sergilenen müze alt katlarda devam ediyor ve orada yer alan bir adet kastel ile büyük bir mağara da gezilebiliyor. Bu mağara tarih boyunca taş ocağı, sabunhane, boyahane gibi amaçlarla kullanılmış, Kurtuluş Savaşı döneminde de sığınak, mühimmat deposu, hastane gibi işlevler görmüş. Bugün ise mağara, müzenin devamı olarak tarih boyunca kullanım amaçlarına yönelik canlandırmalara sahne oluyor. Sabun, yağ üretimi gibi işlevlerin gösterilmesi yanı sıra savaş döneminde özellikle hastane olarak nasıl kullanıldığının gösterildiği bölüm epey etkileyici olmuş.

Şahinbey Milli Mücadele Müzesi’nin Altındaki Mağaralar – Gaziantep

Pişirici Mescidi ve Kasteli

Gaziantep gezi turumuzda sırada çok da ön planda olmayan ama bizim en beğendiğimiz noktalardan biri olan Pişirici Kasteli ve Mescidi var. Buraya giriş için herhangi bir ücret ödenmiyor. Bizi orada güvenlik olan Hamza Abi karşıladı ve gezdirerek her noktasını anlattı. Böyle işini severek yapan insanlara denk gelmek gerçekten enerjimizi yükseltiyor.

KASTEL NEDİR? Kastel, kelime olarak “yer altı su borusu” ya da “su yolu” anlamına geliyor. Mimari olarak kastel ise, suyun halkın kullanımına açıldığı kamusal alan anlamına geliyor. Kısmen veya tamamen yer altında bulunan ve bir caminin yanında olan kasteller halkın yıkanma ve tuvalet gibi temizlik ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için kurulmuş yapılardır.

Osmanlı döneminde su bir hak olarak görülmüş ve halkın kullanımı için yapılan su yollarını genelde vakıflar üstlenmiş. Gaziantep’in çeşitli bölgelerinden livas adı verilen yeraltı kanallarıyla belli merkezlere getirilen sular şehrin su ihtiyacını karşılamış. Cami altlarından geçen bu kanalların üstüne kurulan evlere de kuyu açarak su sağlanabilmiş. Kasteller de işte bu cami altlarında suyun toplandığı, dağıtıldığı ve kamuya açıldığı yerlere verilmiş.

Pişirici Mescidi ve Kasteli – Gaziantep

Pişirici Kasteli yaklaşık 13. yüzyılda Memluklar tarafından yaptırılmış ve bugün Gaziantep’in en eski kasteli. Burası dışında Gaziantep’te birçok başka kastel de bulunuyor. Pişirici Kasteli’nden başka Şeyh Fethullah Kasteli, İhsan Bey Kasteli, İmam-ı Gazali Kasteli, Ahmet Çelebi Kasteli ve Kozluca Kasteli bugün Gaziantep’te bulunan kasteller. Dünyada benzeri olmayan bu yapılar UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

Pişirici Kasteli’ne merdivenlerle indiğinizde ilk girilen kısımda ortada havuz olan geniş bir alan var. Havuzun etrafındaki küçük odacıklarda da çimecek adı verilen küvet benzeri yapılar ve hela da denilen tuvaletler bulunuyor. Hem bu çimeceklerde hem de helalarda su sürekli akacak ve kirli su bir yerde birikmeyecek şekilde yapılmış. Bunun için de temiz ve kirli su hazneleri ve yolları ayrı tasarlanmış. Girişin sol tarafında ise mescit kısmı yer alıyor.

Millet Han

Gaziantep’te, günümüzde hala kullanılmakta olan ve tarihi önemini de koruyan, oldukça iyi korunmuş hanlar bulunuyor. Bunlardan biri de Millet Han. Tipik Osmanlı Han mimarisi özelliklerini yansıtan bu iki katlı, avlulu bina 1575’te Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış.

Önceleri Aziziye Han olarak bilinen hanın adı Atatük’ün Gaziantep ziyareti sırasında Atatürk Hanı olarak değiştirilmek istense de Atatürk “Bu han benim değil milletin hanı olsun” dediği için Millet Hanı olarak adlandırılmaya başlanmış.

Millet Han – Gaziantep

Gümrük Han

Gaziantep turu sırasında görülmesi gereken hanlardan bir diğeri de Gümrük Han. Klasik iki katlı, avlulu han mimarisi özelliklerini taşıyan bina 1878’de yapılmış.

Hanın üst katında şu an çeşitli zanaatkarlar hala çalışıyor ve geleneksel meslekler yaşatılıyor. Han bu özelliği ile “yaşayan müze” olarak adlandırılıyor.

Gümrük Han – Gaziantep

Bakırcılar Çarşısı

Gaziantep’in simgelerinden biri olan bir başka nokta da Bakırcılar Çarşısı. Şehir merkezinde 8 sokak ve 280 dükkana yayılmış olan çarşı 19. yüzyılda yapılmış ve bugün de Gaziantep’in en çok ziyaret edilen noktaları arasında bulunuyor.

Tek katlı dükkanlardan oluşan çarşıda adından da anlaşılacağı gibi daha çok bakır işçiliği üzerine ürünler bulunabiliyor. Cezve, havan, tepsi, tencere, fincan gibi birçok bakır ürün özellikle turistler tarafından ilgi çekici bulunuyor. Bakır işçiliğinin zanaat olarak kaybolmaması için belediye de bu bölgeyi desteklemiş ve cephe düzenlemeleriyle daha cazip ve otantik bir hale getirmiş.

Bakırcılar Çarşısı – Gaziantep

Zincirli Bedesten

1718 yılında yapılan bedesten zamanında et ve sebze hali olarak kullanılsa da bugün içindeki 73 dükkanla oldukça turistik bir nokta. Baharat, tatlı, bakır, yerel gıdalar, hediyelik eşyalar gibi birçok ürün bulunabilen ve otantik bir görüntü sunan bu çarşı, İstanbul’daki Mısır Çarşısı’nı da andırıyor.

Zincirli Bedesten – Gaziantep

Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi

Bakırcılar Çarşısı’nın çıkışında, Tahmis Kahvesi’nin yanında yer alan Tekke Cami’nin avlusundan girilen Mevlevihane 17. yüzyılda inşa edilmiş. Mimari olarak geleneksel Antep evlerinin özelliklerini taşıyor.

İki binadan oluşan müzeye giriş için herhangi bir ücret ödenmiyor. Soldaki binada Mevlevilikle ilgili eşyalar ve canlandırmalar yer alıyor. Sağdaki binada ise yöreye ait halı dokuma örnekleri ve halı motiflerinin anlamları ile ilgili bilgiler veriliyor.

Kaleoğlu Mağarası

Gaziantep gezisi sırasında tarihi bir mekanda kahve içmek isterseniz Kaleoğlu Mağarası en uygun yerlerden. Şehrin merkezindeki bu mağara, dokuma halılarla süslenip cafe şeklinde kullanılmaya başlanmış.

Tarih boyunca konaklama, ahır, depolama gibi amaçlarla kullanılan mağaranın içi yaz kış 13-15 derece arasında. Bu sebeple de yazın sıcaktan kışın soğuktan kaçmak isteyenler için bu mağara cafe, otantik bir dinlenme noktası.

KAleoğlu Mağarası – Gaziantep

Bey Mahallesi

Gaziantep’in daha merkez noktasında sayılacak ve birbiriyle adeta yan yana yer alan noktaları gezdikten sonra sıra eski Antep sokaklarını gezmeye geliyor. Bunun için de yürüyerek 10 dakikada gidilebilen Bey Mahallesi’ne geçiyoruz.

Bey Mahallesi, Gaziantep’in eski evleri, dar sokaklarıyla meşhur mahallesi. Ermeniler ile Müslümanlar zamanında bu mahallede birlikte yaşarlarmış. Yani evlerin mimari dokusunda Ermeni zanaatkarların da payı var. Mahalle bozulmamış yapısıyla Gaziantep’in en ilgi çekici bölgeleri arasında. Bu yüzden bu bölgede birçok müze, cafe, konak otele rastlıyoruz. Gaziantep’e geldiğinizde Bey Mahallesi Sokaklarını gezmeden dönmeyin deriz.

Gaziantep Bey Mahallesi aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün de nüfusa kayıtlı olduğu yer. Bundan dolayı mahallede bir de Atatürk Müzesi bulunuyor.

Atatürk Müzesi

Bey Mahallesi’nde yer alan Atatürk Evi Müzesi, Atatürk ve Gaziantep konusu üzerine tasarlanmış. Milli Mücadele dönemi, Cumhuriyet kazanımları ve sonrasında Atatürk’ün Gaziantep ziyaretiyle ilgili çok sayıda eşya, fotoğraf ve gazete küpürleri sergileniyor.

Atatürk 1933 senesinde Gaziantep’i ziyaret etmiş ve şehrin ileri gelenleri kendisine hemşehrilik vermek istemişler. Atatürk bu teklifi kabul edince de Gaziantep Bey Mahallesi nüfusuna kaydedilmiş. Müzenin avlusundaki duvarda Atatürk’ün kimliğinin büyük bir canlandırması sergileniyor.

Ayrıca Atatürk’ün Gaziantep ziyareti sırasında yattığı yatağı da yine bu müzede görebilirsiniz. Müzeye giriş 5 TL, öğrenci ve öğretmenlere ücretsiz, Müzekart geçmiyor.

Gaziantep Oyuncak Müzesi

Bey Mahallesi’nde, Atatürk Evi’yle aynı sokakta bulunan Oyuncak Müzesi, İstanbul’daki gibi Sunay Akın’ın öncülük ettiği ve danışmanlığını yaptığı bir müze. Müzeye giriş 5 TL, öğrenci ve öğretmenlere ücretsiz, Müzekart geçmiyor.

Türkiye’den ve dünyanın birçok yerinden oyuncakların sergilendiği müze oldukça ilginç. Özellikle eski yıllara ait oyuncakları görmek size hoş bir nostalji yaşatabilir.

Kurtuluş Camii

Gaziantep’in en büyük camilerinden biri olan Kurtuluş Camii, 1892 yılında, 2. Abdulhamid döneminde bir Ermeni Kilisesi (Surp Asdvadzadzin Kilisesi) olarak inşa edilmiş. 1915’ten sonra önce askeri üs, daha sonra hapishane olarak kullanılsa da yakın geçmişte camiye dönüştürülmüş.

Eski çan kulesi, minare eklemesi yapılmış ve yapıya ilave bir minare daha eklenmiş. Yapıldığı dönemde Brezilya’dan getirilen bir tonluk kilise çanı ise bugün Gaziantep Müzesi’nde sergileniyor.

İhtişamlı bir yapı olan Kurtuluş Camii, klasik haç şeklinde ve kilise mimarisine sahip. Hem içi hem dışındaki siyah beyaz taş bezemeler sade ama çok estetik bir görüntü oluşturuyor.

Bayazhan Kent Müzesi

Bayaz Ahmet Efendi tarafından 1909’da yaptırılan Bayaz Han, bugün bir restoran olarak işletiliyor. Buranın hemen yanında da hanın bir kısmı belediye tarafından müze olarak tasarlanmış.

Müze, geniş bir holün etrafındaki küçük odalardan oluşuyor. Her bir odada Gaziantep’in kültürü, mutfağı, ekonomisi, gelenekleriyle ilgili bilgiler ve canlandırmalara yer veriliyor.

Bayazhan – Gaziantep

Gaziantep Hamam Müzesi

Gaziantep merkezde irili ufaklı birçok ilginç müze de var. Bunlardan biri de Hamam Müzesi. Müzeye giriş 5 TL, öğrenci ve öğretmenlere ücretsiz, Müzekart geçmiyor.

16. yüzyılda Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış Paşa Hamamı bugün müze olarak kullanılıyor. Osmanlı hamam mimarisinin tipik örneklerinden olan yapı, yerin altına gömülmüş şekilde inşa edilmiş ve sıcaklık, ılıklık, soğukluk gibi çeşitli bölümlerden oluşuyor.

Hamamda kullanılan çeşitli eşyalar sergilenirken duvarlardaki yazılarda da hamam adetleri, gelin hamamı, damat hamamı gibi gelenekler aktarılıyor.

Gaziantep Emine Göğüş Mutfak Müzesi

Gaziantep gibi gastronomi merkezi olan bir şehrin mutfak müzesi olmaması düşünülemezdi. 1905 senesinde konak olarak inşa edilmiş bu yapı da sonradan belediye tarafından restore edilerek müzeye dönüştürülmüş. Müzeye giriş 5 TL, öğrenci ve öğretmenlere ücretsiz, Müzekart geçmiyor.

Müzede Gaziantep’e özgü yemekler, sebzeler, mezeler, tatlılar, içecekler, baharatlar gibi birçok mutfak ürünü tanıtılıyor. Ancak maalesef tadımla ilgili herhangi bir etkinlik yok.

Handanbey Camii

Hamam Müzesi ve Emine Göğüş Mutfak Müzesi ile aynı sokakta yer alan Handanbey Camii’ni geziyoruz. 16. yüzyılda Handanbey tarafından yaptırılmış caminin bir bölümü Kurtuluş Savaşı döneminde Fransız gülleleriyle tahrip olsa da sonra yeniden onarılmış.

Siyah, beyaz, kırmızı taşlarla bezeli kapısı, minberindeki ahşap işçiliği, minaresindeki motifler ve çinileriyle oldukça estetik bir cami olan Handanbey Camii’ni Gaziantep gezi listenize ekleyin deriz.

Dülük Antik Kenti – Mithras Tapınağı

Gaziantep merkezinde gezeceğimiz noktaları bitirdikten sonra az bilinen Dülük Antik Kenti’ni gitmeye karar veriyoruz. Gaziantep’ten kuzeye doğru gidince Dülük yerleşimine varılıyor. Burası hala keşfedilme sürecinde olan Doliche (Dülük) Antik Kenti’nin olduğu bölge. 600 bin yıldır yerleşim olan bu bölge insanların yaşadığı en eski yerleşim yerlerinden biri olarak biliniyor. Hititler döneminde de önemli bir merkez olan Doliche, baş tanrı Teşup için bir inanç merkezi olmuş. Teşup daha sonra Zeus ve Jüpiter olarak bilinen tanrıların Hitit’ledeki kökeni ve Dülük’te bulunan Jüpiter Tapınağı da bu tanrı için inşa edilmiş.

Keber Tepesi antik kentin, Dülük Baba Tepesi de kutsal alan ve Jüpiter Tapınağı’nın bulunduğu bölge. Henüz keşif ve kazı aşamasında olan bu bölgelerde malesef düzgün bir yönlendirme ve bilgilendirme yok.

Yine Anadolu’da bulunan ilk Mithras Yeraltı Tapınağı da Dülük’te. Mithras, yeraltının hakimi olarak bilinen İran kökenli bir tanrı. Dönemin inanışına göre tüm insanlar da Mithras’ın kurban ettiği bir boğanın kanından yaratılmış. Bu sebeple bu tapınaklar evreni temsil eder ve erkekler bu mekanlarda boğa kurban edip dökülen kanda yıkanarak dine kabul edilirlermiş. Dülük’teki tapınaklar da bilinen en büyük Mithras tapınakları.

Dülük’teki Mithras Yeraltı Tapınağı’nın girişinde bir kulübe ve devamında çevre düzenlemesi yapılmış bir alan olmasına rağmen ortalıkta ne bir görevli ne de ilgilenen kimse var. Dolayısıyla girişte ücret de alınmıyor. Mağara şeklinde yapılmış tapınaklar maalesef biz gittiğimizde karanlıktı ve görevli olmadığı için aydınlatma yoktu, cep telefonu fenerleriyle etrafı görmeye çalıştık. Buna rağmen modern bir şekilde platform yürüyüş yolları yapılmış, Gaziantep’e geldiğinizde burayı görmeden dönmeyin deriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir