Şanlıurfa,  TÜRKİYE

Göbeklitepe

Bi’ gün yine yoldayız ve hedefimiz bu sefer çok özel bir yer: Göbeklitepe

Göbeklitepe’nin bütün dünyada son yılların en büyük arkeolojik keşfi olduğu düşünülüyor. UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan Göbeklitepe’ye Türkiye Devleti de gerekli ilgiyi göstermeye çalışıyor. Bu sene yani 2019 senesi Göbeklitepe Yılı ilan edildi. Biz de 2019’un son yazısını Göbeklitepe’ye ayırdık 🙂

Göbeklitepe’nin Konumu

Göbeklitepe nerede ve nasıl gidilir? Göbeklitepe, Şanlıurfa merkeze çok da uzak olmayan bir konumda, yaklaşık 20 km kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında bulunuyor. Şanlıurfa’dan Mardin yoluna çıktıktan sonra Ulubağ Köyü yoluna sapıp tabelaları izleyerek ulaşabilirsiniz. Göbeklitepe girişinde bir otopark alanı var.

Aracı olmayanlar da her gün 10.00, 13.00 ve 16.00’da Şanlıurfa şehir merkezinde bulunan Abide durağından belediye otobüsleriyle Göbeklitepe’ye gidip dönebilir.

İPUCU: Göbeklitepe Nisan – Ekim aylarında her gün saat 8.00 – 19.00 arası, Kasım – Mart aylarında da her gün saat 8.00 – 17.00 arası açık. Giriş ücreti 2019 itibarıyla 36 TL ve Müze Kart geçerli.

Bilet gişesinden geçtikten sonra tahta bir yürüyüş yolundan ücretsiz servislerin kalktığı alana ulaşıyorsunuz. 700 metre yukarıdaki kazı alanına gidiş ve dönüş ulaşımı bu servisler ile sağlanıyor.

Üstü kapalı bir şekilde sergilenen kazı alanının etrafına modern bir platform ve bilgilendirme panoları yapılmış. Müzecilik açısından başarılı bulduk.

Göbeklitepe’nin Tarihi

Göbeklitepe ne zaman inşa edilmiş? Göbeklitepe’nin tarihi MÖ 10 bin yılına gidiyor. Yani günümüzden 12 bin sene önce yapılmış ve keşfedilmesiyle bildiğimiz insanlık tarihini değiştirmiş bir bölgeden bahsediyoruz. Bu niteliğiyle İngiltere’deki Stonehenge’den 7000 yıl, Mısır Piramitleri’nden 7500 yıl daha eski. Göbeklitepe bulunana kadar bilinen en eski tapınak olan, Malta’daki Ggantija Tapınağı’ndan ise 6500 yıl daha eski.

Göbeklitepe ne zaman keşfedilmiş? Göbeklitepe aslında 1963 senesinden beri haberdar olunan bir alan. Ancak bu kadar önemli olduğunun farkına varılamamış olacak ki 1995 senesine kadar kazılar başlamamış. Şanlıurfa Müzesi ve Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt’in başlattığı kazılar sonucunda da bu tarihi hazine, “dünyanın en eski tapınağı”, gün yüzüne çıkartılmış.

Göbeklitepe’nin Yapısı

Sergilenen bölgede, T biçimindeki sütunların oluşturduğu daire şeklindeki alanlar görülüyor. Bu alanların çevresinde, aralarında bir koridor bulunan çift sıra duvar ve bir giriş kapısı bulunuyor. Yapılar mimari olarak merkezlerinde 2 büyük sütun ve bunları çevreleyen daha küçük sütunlara sahipler. Ayrıca duvar sıvalarının korunmuş olması, yapının üstünün kapalı olduğunu ve sütunların çatıyı desteklediğini düşündürüyor.

Bu dairesel yapıların 6 tanesi gün yüzüne çıkarılmış ve ören yerinde sergileniyor. Toplam 20 tanesi tespit edilmiş ve diğer bölgelerde kazılar devam ediyor.

Şanlıurfa Müzesi’nde Göbeklitepe Modellemesi

Göbeklitepe sütunları ne anlama geliyor? Çember alanları oluşturan T şeklindeki sütunların insanları sembolize ettiği düşünülüyor. Sütunlardaki el, kol, kıyafet parçaları gibi kabartmalar da bu düşünceyi destekliyor.

Ancak sütunlarda en çok hayvan kabartmaları yer alıyor. Aslan, boğa, tilki, turna, ceylan, yılan gibi hayvan kabartmaları hem o dönemde bölgede rastlanan hayvanlar hakkında bilgi veriyor, hem de insanların bu hayvanlara bir kutsiyet atfettiğini gösteriyor.

Bu sütunlarla ilgili bir diğer şaşırtıcı nokta da buraya nasıl geldiği. Bu tonlarca kilo ağırlığındaki taşların, 1 km uzaklıktaki taş ocağından getirilebilmesi için o dönemin şartlarında nasıl bir organizasyon yapıldığı, kaç işçi çalıştığı, nasıl dik duracak şekilde yerden kaldırıldığı gibi konular hala gizemini koruyor.

Göbeklitepe’nin Önemi

Göbeklitepe’deki keşfin önemi nedir? İnsanlığın yerleşik hayata geçmesinin, tarım devrimiyle birlikte, MÖ 9000 – 7000 yılları arasında başladığı düşünülüyor. İnanç sistemleri ve tapınakların ise, hem inşa süreci uzun olduğu hem de düzenli ziyaret edilmesi gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda, yerleşik hayata geçişten sonra başlaması mantıklı geliyordu. MÖ 10 bin senelerinde yapılmış Göbeklitepe’nin bir inanç merkezi olduğu düşünüldüğündeyse inanç sistemleri ve tapınakların, insanların yerleşik hayata geçişinden önce, avcı-toplayıcı topluluklar döneminde ortaya çıktığı anlaşılıyor. Hatta belki Göbeklitepe ve benzeri tapınaklar, yerleşik hayata geçişin tetikleyicisi bile olmuş olabilir.

Yine toplumsal tabakalaşmanın, yani mesleklerin, tarım devriminden sonra ortaya çıktığı düşünülüyordu. Eğer tarım öncesi avcı-toplayıcı topluluklar da bu ölçüde bir tapınak inşa edebiliyorsa, din adamı, işçi, sanatçı gibi mesleklerin, yani toplumsal tabakalaşmanın da tarım devriminden önce ortaya çıkmış olması gerekiyor. Bütün bunlar da bugüne kadar bilinen insanlık tarihinin yeniden yazılması anlamına geliyor.

Göbeklitepe ayrıca dünyada keşfedilen en eski tapınak alanı ve en eski mimari eser olma vasfını da elinde bulunduruyor.

Göbeklitepe’nin bu önemi bölgedeki diğer kazı alanlarına olan ilgiyi ve heyecanı da arttırdı. Örneğin Mardin’in Dargeçit ilçesindeki Boncuklu Tarla’da bulunan kalıntıların Göbeklitepe’ye benzer bir ibadet alanı olduğu ve Göbeklitepe’den daha eskiye dayandığı yönünde bulgular var.

Şanlıurfa’da gezilecek diğer yerler için Şanlıurfa Gezi Rehberi yazımızı da inceleyebilirsiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir