Hatay,  TÜRKİYE

Hatay – Samandağ Gezi Rehberi

Antakya merkezi bitirdikten sonra Samandağ ilçesine doğru yola çıkıyoruz. Burada görülecek önemli yerler arasında Vakıflı Ermeni Köyü, Musa Ağacı, Titus Tüneli ve Beşikli Mağara (Çevlik Ören Yeri), Samandağ St İlyas Rum Ortodoks Kilisesi, St. Simon Manastırı, Batıayaz Ermeni Kilisesi ve Batıayaz Köprüsü bulunuyor.

Samandağ ilçesi, Akdeniz’e kıyısıyla, Asi Nehri’nin ihtişamıyla ve tarihi, kültürel güzellikleriyle tam bir fotoğraf cenneti. Bu nedenle birçok yeni evli çiftin fotoğraf çektirmeye buralara geldiğini kendi gözlerimizle görüyoruz.

Samandağ Sahili Panoramik Manzarası

Vakıflı Ermeni Köyü

Antakya merkezden yaklaşık 26 km araba yolculuğundan sonra Vakıflı Köyü’ne ulaşıyoruz. Burası Musa Dağı eteklerine kurulmuş 160 kişilik küçük ama Türkiye’nin tek Ermeni köyü.

Vakıflı Köyü’nden Manzara
Vakıflı Köy Kahvesi

Taş evler, renkli çiçekler ve doğal güzellikleriyle çok sevimli bir köy olan Vakıflı Köyü’nde biraz sokaklarda dolaştıktan sonra köyün tepesinde Ermeni Katolik Kilisesi’ne varıyoruz. Burası taştan yapılmış, yeni bir yapı. Aktif olarak kullanıldığından içeri giremiyoruz ama dış yapısı oldukça ilgi çekici.

Burada enfes Musa Dağı manzarasıyla Musa Dağı Restoran’da öğle yemeği atıştırıyoruz. Detayları Hatay Yemek Rehberi sayfamızda bulabilirsiniz.

Musa Ağacı – Ab-ı Hayat Çeşmesi

Vakıflı köyünden çıktıktan sonra Hıdırbey Köyü yolu üzerinde 3000 yıllık tarihi olduğuna inanılan Musa Ağacı’nı, heybeti ve ihtişamıyla görüyoruz.

Burada Ab-ı Hayat Çeşmesi de yer alıyor. Musa Ağacı’nın karşısında ise içme suyu olarak da kullanılan bir çeşme burası. Buranın hikayesiyle paralel olarak tarihe tatlı bir gönderme olan bu çeşmeden su içip ferahlayabilirsiniz.

Musa ağacının hikayesi, Hz Musa ve Hz Hızır’ın sahilden tepeye doğru çıkarken, Hz Musa’nın asasını toprağa saplamasıyla oradan suyun fışkırmasıyla başlıyor. Takiben asa bir fidana dönüşüyor ve yıllar içinde şu an gördüğümüz kocaman 3000 yıllık ağaç olarak karşımıza çıkıyor. Hz Hızır’ın bu ölümsüzlük suyunu (Ab-ı Hayat) içerek ölümsüz olduğuna inanılıyor.

Vespasianus Titus Tüneli ve Beşikli Mağara (Çevlik Ören Yeri)

MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender zamanında, Seleuceia Pieria isimli antik kent, şimdiki adıyla Çevlik Ören Yeri olarak bildiğimiz yerde kuruluyor. Burada Vespasianus-Titus Tüneli ve Beşikli Mağara bulunuyor.

2014 yılında UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’ne kabul edilmiş olan tünelin girişinde Müzekart geçerli. İçeri girdikten sonra tabelaları takip ederek önce Titus Tüneli’ne sonra da Beşikli Mağara’ya ulaşabilirsiniz. Titus Tüneli’ne vardığınızda o soğuk nemli tünel havasını iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

Tünelin içerisinde yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş sonrasında üzerlerinden sular akan orta boy kayaların yolu kapattığını görüyoruz. Ancak ufak bir tırmanış ile tünelin sonuna kadar ilerlemeniz mümkün. Yolun sonunda bazı köylere giden patikalar olduğu söylense de biz belirgin bir yol izi göremiyoruz. Ortaki kayaların sonrasında ilerlemenin zorlayıcı olduğunu belirtelim.

Tünelin hikayesine gelecek olursak, MÖ 1. yüzyılda kışın olan sel baskınları sebebiyle akarsudan gelen suların yönünü değiştirebilmek adına Roma İmparatoru Vespasianus tarafından bir tünel inşaasına başlanıyor. MS 81 yılında oğlu Titus tarafından bitirilen bu tünel döneminin mühendislik becerisini ve insan gücünün sınırlarını ortaya koyuyor.

Tünelin insan eliyle yapılmış olduğu düşünülürse büyüklüğü karşısında etkilenmemek mümkün değil. Tünelin akustiği ise muhteşem. Meraklıları etrafı rahatsız etmeden bu akustiğin tadını çıkartabilirler.

İPUCU: Yerler ıslak ve kaygan olduğundan, Titus Tüneli’ne gelirken mutlaka rahat bir spor ayakkabı giymeyi unutmayın.

Titus tünelinden geri döndükten sonra, zamanının ünlü 12 ailesinin kaya mezarları olan Beşikli Mağara’ya doğru yol alıyoruz. Buranın ismi, mezarlardan en ünlüsünün içinde beşik şeklinde bir mezar olmasından geliyor. Kapalı mezar odalarının sütunlu ön cepheleri oldukça etkileyici.

Beşikli Mağara’da 93 adet mezar olduğu tespit edilmiş. Eski bir nekropol alanının üzerine yapılmış olan anıt mezarların MS 1. ve 6. yüzyıllar arasında kullanıldığı düşünülüyor. Mekanın kendi halina bırakılmışlığı hemen göze çarpsa da mezarların arasında gezinmek gerçekten sizi o tarihi çağlara götürüyor.

Dor Mabedi

Çevlik Ören Yeri’nden Samandağ’a doğru giderken bir de Dor Mabedi’ne uğruyoruz. Burası oldukça yüksek ve epeyce rüzgar alan bir nokta. Burada Antakya Sahili ve Akdeniz’e çok güzel bir noktadan izleme şansınız bulunuyor. Sadece taş kalıntıları bulunan ama sütunların parçalanmış halleri bile zamanında ne kadar da heybetli bir yer olduğunu anlatmaya yetiyor. Düşünün arkanızda devasa sütunlardan oluşan bir mabed önünüzde göz alabildiğine Akdeniz…

Dor Mabedi’nin inşaasının MÖ. 300 yılına dayandığı belirtiliyor. Ayrıca Anadolu’daki nadir dorik yapılardan olduğu da belirtiliyor. Yapılan çalışmalarda Isis – Afrodit heykelciği bulunduğu için tapınağın da onun adına yapıldığı varsayılıyor. Bu heybetli yapının bugün geldiği taş yığını ve atıl hali görmek biraz yürek burkuyor maalesef.

Hatay – Dor Mabedi
Hatay’da ilgimizi çeken noktalardan biri de şu oldu, o kadar çok yerde tarihi eser kalıntı vs. var ki yolda giderken bir kayanın üzerinde karşınıza böyle bir lahit çıkabiliyor. Hatay gerçekten dikkatlice gezilip görülmesi gereken bir yer.

Samandağ St İlyas Rum Ortodoks Kilisesi

19.yüzyılda yapılan ancak deprem sonrası yıkılan bu kilise 19. yüzyıl sonunda tekrar inşa ediliyor. Dikdörtgen mimarisiyle ilgi çeken ve aktif olarak kullanılan bu yapının açık olduğu saate denk gelemiyoruz maalesef, ancak yapıyı dışından görebiliyoruz.

Hatay Samandağ St İlyas Rum Ortodoks Kilisesi

Bu kilisenin bulunduğu noktada asıl dikkatimizi çeken bir türbe ile kilisenin karşılıklı bulunması. Hatay’ın dini ve kültür mozaiğinin çok hoş bir göstergesini oluşturuyor bu nokta.

Hatay Samandağ’da Karşılıklı Kilise ve Türbe

St. Simon Manastırı

Aknehir köyü yolu üzerinde bulunan bu manastır, Asi nehrinin çepeçevre kuşattığı bir tepenin üzerine yapılmış. Yeni dönemde yapılmış olan rüzgar güllerini bu manastırın hemen yanı başında görünce şaşırmayın, manastırın ne kadar korumasız ve tahribe açık olduğunu görünce daha da şaşıracaksınız. Maalesef bölgede herhangi bir yönlendirme ya da girişteki tek tabela haricinde açıklama tabelası bulunmuyor. Gün yüzüne çıkarılacak daha çok noktası olan bu manastırın değerinin bilindiği günleri görmek umuduyla yıkıntılar arasında dolaşmaya başlıyoruz.

Manastıra Şubat ayında gittiğimizden dolayı tepede, arabayı sarsacak güçte rüzgara yakalanıyoruz. Kendine ait otoparkı olan bu ören yerinde bizden başka kimseciklerin olmadığını görüyoruz. Sadece bir güvenlik girişte alanı bekliyor. Yılmıyoruz ve şiddetli rüzgar altında o dönem inananlarının yaşadıklarına bir nebze de olsa tanıklık edebilmek adına yıkıntıların arasında dolaşmaya başlıyoruz.

St. Simon Manastırı – Hatay

MS 6. yüzyıla tarihlendirilen bu manastır, bir Hristiyan tarikatı diyebileceğimiz Stilitlerin (Stylite) tapınak merkezi olarak karşımıza çıkıyor. Bu Terk-i Dünya tarikatının lideri olan St Simon ve müritleri, diktikleri yüksek kolonların üzerinde yılın belirli zamanlarında belirli sürelerde, dünyevi zevklerden arınmak amacıyla inzivaya çekiliyorlar. Bu manastır da Stilit tarikatının ilk manastırı olmasıyla göze çarpıyor. İnzivaya çıkılan yüksek kolonun kaidesi hala ören yerinde görülebiliyor.

St. Simon Manastırı ve Rüzgar Gülleri

Bunun yanı sıra, bir kilisenin, vaftizhanenin ve sarnıçların da bulunduğu bu manastırda, mozaiklerin üzerine korumak amaçlı taşlar dökülmüş. Ancak hiçbir güvenlik önleminin olmadığı bu yerde, bu tarihi değerlerin zarar görmesi işten bile değil.

Batıayaz Ermeni Kilisesi

Güzel doğası ve temiz havasıyla ünlü Batıayaz köyünün içinde küçük bir merdivenle çıkılan adeta saklanmış diyebileceğimiz bir Ermeni Kilisesi bulunuyor. Arabayı müsait bir yol kenarına koyduktan sonra dar taş merdivenlerden yukarı çıkıp bu kiliseyi ziyaret edebilirsiniz.

Batıayaz Ermeni Kilisesi

Terk edilmiş halde olan bu kilisenin sütunlu mimarisine bayılacaksınız. Pencerelerden ve tavandan giren ışığın yarattığı atmosfer oldukça etkileyici. Fotoğraf makinenizle hayal gücünüzü çalıştırabilirsiniz. Aktif olarak kullanılmadığı için içeride bazı karalamalar ve ufak tefek çöpleri bulmanız mümkün ancak kilisenin içerisinde çekeceğiniz fotoğraflar keyfinizi yerine getirecektir.

Batıayaz Köprüsü

Batıayaz Köyü’nden çıkıp, methini duyduğumuz Batıayaz Köprüsü’ne doğru yol alıyoruz. Osmanlı döneminden kalan bu tarihi köprü yakın zamanda restore edilmiş ve tekrar kullanıma açılmış. Büyükkara Çayı’nın üzerine kurulan bu köprüyü görmeden gitmeyin deriz. Son olarak buralara kadar gelmişken, Büyükkara Çayı boyunca bulunan tesislerde çayınızı kahvenizi içebilir ve bu güzel manzaradan bir nefes alabilirsiniz.

Batıayaz Köprüsü

Hatay civarında ve Samandağ’daki noktaları da gezdikten sonra bu etkileyici şehre veda ediyoruz. Bir sonraki Hatay gezimizde İskenderun’u da kapsayacak şekilde Kuzey bölgeleri gezmek üzere planlarımıza da başladık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir