ANTİK KENTLER,  Denizli,  TÜRKİYE

Hierapolis Antik Kenti

Travertenlerle birlikte, Denizli’nin hazinelerinden en önemlisi olan Hierapolis Antik Kenti’ndeyiz. Pamukkale Travertenleri‘nin tepesine kurulmuş bu antik kenti görmeden Denizli gezisi tamamlanmış sayılmaz. Zaten Pamukkale Travertenleri ile Hierapolis Antik Kenti’ni ayrı düşünmemek gerekir.

Pamukkale ile birlikte Türkiye’nin en çok turist çeken noktalarından biri olan Hierapolis Antik Kenti, heybetli tiyatro binası ile bizi de oldukça büyüledi. Pamukkale ve Hierapolis Antik Kenti, 1988 senesinden beri UNESCO Dünya Mirası Listesi‘nde bulunuyor.

Pamukkale travertenleri, travertenlerin oluşumu ve gezi ipuçları için Pamukkale yazımızı inceleyebilirsiniz.

Hierapolis Antik Kenti

Hierapolis’in Tarihi

Pamukkale travertenlerinin tepesinde, MÖ 190 senesinde kurulduğu tahmin edilen Hierapolis kenti, adını Bergama kentinin kurucusu Telephos’un karısı Hiera‘dan almış. Hierapolis’in ilk olarak bir termal sağlık merkezi olarak kurulduğu düşünülüyor. MÖ 133 senesinde Bergama Kralı 3. Attalos’un vasiyeti üzerine Bergama Krallığı ile birlikte Hierapolis de Roma İmparatorluğu’na katılmış.

Hierapolis, Anadolu’daki diğer antik dönem kentleri gibi depremlerle birçok sefer yıkılmış. MS 60 senesindeki büyük depremle yerle bir olan kent, ızgara tipli şehir planıyla yeniden inşa edilmiş ve 2-3. yüzyıllarda hızla gelişmiş.

Hristiyanlık sonrası da önemini koruyan kent bu dönemde bir metropolis ve piskoposluk merkezi olmuş. İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Philip’in MS 80 senesinde Hierapolis’te öldürüldüğü düşünülüyor ve bu sebeple kentte Aziz Philip adına bir kilise ve anıt mezar yaptırılmış. 1354 senesinde geçirdiği depremde hasar gören Hierapolis, zamanla terkedilmiş.

Hierapolis, kurulduğu günden itibaren, yanı başındaki sıcak su kaynakları sayesinde termal ve sağlık turizmi merkezi olarak turistleri kendine çekmiş. Kuruluşundan 2200 sene sonra hala sağlık turizmi için insanları kendine çekmesiyse gerçekten çok etkileyici.

Hierapolis’e Nasıl Gidilir

Denizli’nin Pamukkale ilçesinde bulunan Hierapolis Antik Kenti ve Pamukkale travertenleri, aynı girişleri kullanıyor ve ortak bilet ile gezilebiliyor. Giriş için Müzekart geçerli.

Pamukkale / Hierapolis’in 3 adet girişi bulunuyor. Kuzey girişi, Hierapolis nekropollerinin olduğu kısım. Güney giriş kapısı için Hierapolis’in ana girişi diyebiliriz, birçok turist bu noktadan giriş yapıyor. Batı girişi ise yamacın alt tarafında travertenlerin en aşağısında bulunuyor. Gezi amacınıza ve zamanınıza göre bir yol tercih edebilirsiniz.

İPUCU: Asıl amacınız antik kenti gezmek ise güney girişini kullanıp travertenleri görüp antik kenti gezmeye devam edebilirsiniz. Hierapolis Müzesi ve Antik Havuz da güney girişine yakın konumda bulunuyor. Zamanınız bol ise alt taraftaki batı girişini kullanıp, travertenlerin üzerinden yukarıya kadar yürüyüp sonra antik kenti gezerek yine travertenlerin üzerinden aynı yamaçtan aşağı inebilirsiniz.

Hierapolis Antik Kenti Nasıl Gezilir?

Hierapolis oldukça büyük bir antik kent. En önemli noktası tiyatrosu olsa da ören yerinde görecek daha birçok ilginç nokta var. Bu yüzden antik kente 1,5-2 saat ayırmanızı tavsiye ederiz.

Hierapolis Müzesi (Merkezi Hamam)

Güney girişe yakın bir noktada müzeye çevrilmiş Hierapolis Merkez Hamamı bulunuyor. MS 2. yüzyılda inşa edilen hamam, yeraltından çıkan sıcak su kaynaklarını topluyormuş. Gmynasion, Palestra, Kütüphane gibi kısımlardan oluşan ve oldukça geniş bir alanı kaplayan hamam kompleksi, traverten bloklar kullanılarak inşa edilmiş. Depremlerden sonra güçlendirilmek için Apollon Tapınağı’ndan getirilen sütunlar kullanılmış.

Hierapolis Merkez Hamamı

Hamam binası bugün müze olarak kullanılıyor. Müze, “Lahitler ve Heykeller Salonu”, “Küçük Eserler Salonu” ve “Hierapolis Tiyatrosu Buluntular Salonu” isimli üç adet salondan oluşuyor. Salonlarda etkileyici heykeller, lahitler ve kabartmaların yanı sıra Hierapolis tarihi hakkında bilgilendirici yazılar da mevcut.

Hierapolis Müzesi

Antik Havuz

Güney girişine yakın bir diğer ilginç nokta ise değişik bir yüzme deneyimi sunan antik havuz. Sütunların ve diğer tarihi eserlerin arasında yüzme imkanı sunan antik havuza Kleopatra Havuzu da deniyor. Havuza girip yüzmek için ilave ücret talep ediliyor. 2020 senesinde bu ücret 100 TL, Müzekart sahiplerine ise %50 indirimli.

Havuz, MS 7. yüzyıldaki bir depremde oluşan çöküntünün termal sularla dolması ile oluşmuş. Kurulduğu günden beri sağlık turizmi için insanları kendine çeken Hierapolis’teki bu havuzun suları her mevsim 36 derece sıcaklığa sahip. Havuzun sularının şifalı olduğu ve kalp, tansiyon, damar hastalıkları, cilt sorunları, romatizma gibi birçok hastalığa iyi geldiği söyleniyor.

Hierapolis Antik Havuz

Hierapolis Tiyatrosu

“Kutsal kent, altından kent,

Sen geniş Asya’nın en elverişli topraklarına sahipsin.

Nymph’lerin efendisi, senin görkemli sularınla süslü.”

Hierapolis Tiyatrosu’nun duvarındaki şiir

Hierapolis’in en ünlü ve sembol yapısına, yani tiyatrosuna geliyoruz şimdi de. MS 3. yüzyılda, 150 yıllık inşa süreci sonunda tamamlanan 12.000 kişilik bu görkemli tiyatro 50 oturma sırası ve mitolojik kabartmalarla süslü bir sahne binasından oluşuyor.

Hierapolis Tiyatrosu

Oturma sıralarından önemli kişilere ayrılan yerler yüksek arkalıklı ve aslan ayaklı olarak dikkat çekiyor. Sahne kabartmalarında işlenen konular arasında ise Apollon ve Artemis’ in doğuşu, Dionysos’un eğlencesi, müzik ve spor yarışmaları, tanrılar ile devler arasındaki savaşlar, Hades’in Persephone’yi kaçırması gibi sahneler bulunuyor. İmparator Septimus Severus döneminde bitirilen tiyatroda imparatorun taç giyme merasimi de tasvir edilmiş.

Hierapolis Antik Tiyatrosu, Türkiye’de sahne binası restore edilen tek tiyatro ünvanına sahip. Tiyatronun sütunlarla desteklenmiş ve heykellerle süslenmiş sahne binasının restorasyonu 2009 senesinde başlayıp 2013 senesinde bitirilmiş ve %95 orijinal parçalar kullanılarak sahne binasının bir katı ayağa kaldırılmış. Orijinalinde sahne binasının 3 katlı olduğu biliniyor.

Hierapolis Tiyatro Sahnesi

Apollon Kutsal Alanı

Tiyatroya giden yol üzerinde Apollon Kutsal Alanı’nı görüyoruz ancak alana giriş olmadığı için uzaktan bakmakla yetiniyoruz.

Apollon, Hierapolis’in en önemli tanrısı olarak biliniyor. MS 1. yüzyılda inşa edilen alan, teraslar ve bu terasları birbirine bağlayan mermer merdivenlerden oluşuyormuş. Sütunlarla çevrili kutsal alanda tapınak, kehanet merkezi ve plutonium bulunuyormuş.

Adı tanrı Pluton’dan gelen Plutonium, yani Apollon Kutsal Alanı’nda bulunan mağara, “Cehennem Kapısı” olarak da adlandırılmış. Çünkü bu noktadan çıkan karbondioksit gazı zehir etkisi yaparak yaklaşan canlıların ölümüne sebep oluyormuş ve bu mağaranın cehennemin girişi olduğu düşünülüyormuş.

Aziz Philippus Mezar ve Kilisesi

Aziz Philippus (St. Philip), İsa’nın 12 havarisinden biri ve MS 80 senesinde Hierapolis’te öldüğüne inanılıyor. Bu sebeple Hierapolis’te Aziz Philippus adına bir kutsal alan yapılmış, buraya bir kilise ve mezar inşa edilmiş. Aziz Philippus’un mezarını ziyarete gelen hacılar için bu kutsal alana çıkan bir merdivenli yol inşa edilmiş.

Öncelikle 4. yüzyılda yapılan sur duvarlarındaki Aziz Philippus Kapısı’ndan geçen hacılar yolu izleyip tepeye doğru tırmanmaya başlarmış. Daha sonra karşılarına çıkan vadiyi aşmaları için tek kemerli küçük bir köprü inşa edilmiş. Köprüyü geçince de tırmanışı kolaylaştırmak için traverten bloklar kullanılarak merdivenler yapılmış. Merdivenlerin başında bir de sekizgen planlı hamam kalıntıları bulunmuş. Hacılar buradaki su ile arındıktan sonra kutsal alana doğru çıkmaya başlarlarmış.

70 metre uzunluğundaki merdiven yolun bitişinde kutsal alan bulunuyor. Bu kutsal alanda kilise, mezar ve ayazma çeşmesi yapıları görünüyor. Bu çeşmeyi hacılar kiliseye girmeden önce bir defa daha arınmak için kullanırmış. İstridye kabuğu nişli çeşme, 6. yüzyılda inşa edilmiş.

Kutsal alanda Aziz Philippus için traverten bloklardan yapılan mezar yapısı bulunuyor. 1 yüzyılda yapılmış mezarın yanında Bizans döneminde havuzlar inşa edilmiş ve çeşitli tedavi uygulamaları gerçekleştirilmiş. Bu mezarın etrafına daha sonra bir de kilise inşa edilmiş.

Aziz Philippus Mezar Odası ve Kilise Kalıntıları

Frontinus Caddesi

Şehrin Ana Caddesi olan Frontinus Caddesi‘ne geliyoruz. MS 1. yüzyılda yapılan 14 metre genişliğinde olan bu caddenin iki tarafında dükkanlar, depolar ve evler bulunurmuş. Ayrıca caddenin ortasından üstü taş bloklarla örtülü kanalizasyon sistemi geçermiş.

Hierapolis Frontinus Caddesi

Latrina

Caddenin yanında Latrina, yani tuvalet binası bulunuyor. MS 1. yüzyılda inşa edilen latrina, iki koridor şeklinde tasarlanmış. Tuvaletler, Roma döneminde sosyalleşme mekanları arasında sayıldığı için önemli görülürmüş. Buradan çıkan kanalizasyon suları caddenin ortasından geçen kanalizasyon hattına karışıyormuş. Bir başka oyuktan da insanların kullanması için temiz su akarmış. Yapı, depremler sonucu yıkılsa da bütün parçaları bulunarak ayağa kaldırılmış durumda.

Triton Çeşmesi

Caddenin kenarında bit anıtsal çeşme (nymphaeum) bulunuyor. Bezemelerinden yola çıkarak Triton Çeşmesi (Triton Nymphaeumu) adı verilen yapının duvarları depremlerden dolayı yıkılmış. 60 metre uzunluğundaki ihtişamlı çeşmenin cephesi heykel koymak için yapılan nişlerle bezeliymiş. Çeşmenin MS 3. yüzyılda Alexandrus Severus döneminde yapıldığı tahmin ediliyor.

Frontinus Kapısı

Caddenin sonunda kentin anıtsal giriş kapısı olan Frontinus Kapısı bulunuyor. Yuvarlak planlı kulelerle desteklenen kapı MS 84 senesinde yapılmış ve oldukça iyi korunmuş. Kapıda keşfedilen yazıtta kapının İmparator Domitianus’a ithaf edildiği öğrenilmiş

Hierapolis Frontinus Kapısı

Hamam – Bazilika Yapısı

Frontinus Kapısı’nın devamında Hamam Bazilika yapısını görüyoruz. Yapı MS 3. yüzyılda hamam olarak inşa edilmiş. Kente gelen insanlar önce bu hamamda yıkanır, ondan sonra kente girebilirlermiş. Böylece hem insanların kutsal alanları temiz bir şekilde ziyaret etmeleri sağlanır hem de bulaşıcı hastalıklara karşı önlem alınırmış. Hamam yapısı MS 6. yüzyılda yapılan eklemelerle kiliseye dönüştürülmüş.

Hierapolis Hamam / Bazilika Kalıntıları

Kuzey Nekropolü

Hierapolis’in dışında her yönde mezar yapıları bulunuyor. Özellikle Tripolis ve Sardis’e giden yolların etrafında çok çeşitli mezar tipleri görülüyor. Tümülüs, Bomos, Heroon ve lahit tipi mezar başta olmak üzere çeşitli dönemlere ait mezarlar Hierapolis’te bulunuyor. Hatta gezerken travertenlerin üzerinde bile mezarlara rastlayabiliyorsunuz.

Tümülüs: Yer altındaki mezar odası. Bir koridor ile girilir, koni biçimli bir çatısı vardır.
Bomos: Dikdörtgen planlı , basamaklarla çevrili bir kaidenin üzerinde, içinde mezar yatakları bulunan yapı.
Heroon: Büyük, anıtsal mezar binası.
Lahit: Taştan yapılan, kapaklı, üzerinde yazıtlar veya bezemeler bulunabilen mezar.

Hierapolis Antik Kenti özellikle etkileyici tiyatrosuyla bizi mest etti ancak Denizli’de daha gezecek çok yer var. Bu sebeple yine yollara düşüyoruz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir