ANTİK KENTLER,  Bursa,  KAMPÇILIK,  TÜRKİYE

İznik Gezi Rehberi

Evet, yine yoldayız :). Özellikle pandemi döneminde mümkün olduğunca izole ama tabii ki zenginliklerimizi de görebileceğimiz bir nokta aradık ve İstanbul’a 2 saat mesafedeki İznik Gölü’nde aldık soluğu.

İznik’e gelecekseniz konaklamak için birçok seçeneğiniz mevcut. Ancak biz hem pandemi sebebiyle hem de kamp keyfi yaşamak amacıyla tercihimizi İznik Gölü kenarında kamp atmaktan yana kullandık. İznik Gölü’nde kamp kurmakla ilgili merak ettikleriniz ve İznik’in merkezinde bulabileceklerinizi sizin için derledik. İznik’i beraber gezmeye hazır mısınız?

Sadece Müslümanlar ve Türkler için değil, Hristiyanlar için de önemli bir kent olan İznik, UNESCO Dünya Mirası Aday Listesi’nde yer alıyor. Adeta açık hava müzesi olan, çok farklı dönemlerden eserler, izler taşıyan İznik keşfedilmeye devam ediyor. İznik’te geçmişin izini sürmek, bir yandan da sakin gölün keyfini çıkarmak eminiz ki sizin de hoşunuza gidecektir.

İznik Gölü ve İznik Kenti

İznik Gölü

İznik Gölü, Bursa’da yer alan ve ilçeye ismini veren, Marmara Bölgesi’nin birinci, Türkiye’nin beşinci en büyük gölü olma özelliğini taşıyor. Göl, tektonik bir tatlı su gölü. Eski adı Askania göl olsa da daha sonrasında kentin ismini alarak İznik Gölü olmuş. İznik Gölü’ne girebilir ya da etrafındaki alanlarda piknik veya kamp yapabilirsiniz.

İPUCU: Göl kenarında gezmeyi veya kamp yapmayı seviyorsanız buna benzer bir başka alternatif için Eğirdir Gezi ve Kamp Rehberi yazımızı inceleyebilirsiniz.

İznik Gölü Kıyıları

Çevresi 95 km uzunluğundaki İznik Gölü’nün batısında İznik ilçesi, doğusunda da Orhangazi ilçesi yer alıyor. İstanbul’dan giderken Yalova’dan hemen sonra Orhangazi ilçesinden ulaşılabilir.

İznik’in Tarihi

İznik’in tarihi MÖ 2500’lere dayanıyor. İskender’in generali Antigonos tarafından MÖ 316’da Askania Gölü kenarında kurulan şehir Antigoniea adını almış. Daha sonra Antigonos’u yenerek şehri alan başka bir general Lysimakhos şehre eşi Nikaia’nın ismini vermiş. Bithynia Krallığı’na başkentlik yapan İznik sonra Roma himayesine girmiş. Hristiyanlığın kabulüyle beraber 325’te I. Genel Konsil İznik’te Senatus Sarayı’nda toplanmış.

Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasının ardından Bizans İmparatorluğu’nun bir parçası haline gelen kentte bu dönemde pek çok yapı inşa edilmiş. Bizans İmparatorluğu’ndan sonra 1080’de Selçuklu hakimiyetine girmiş ve başkent olmuş. Böylece “Anadolu’nun ilk Türk başkenti” ünvanını almış. Bu dönemde şehre “Nikaia’nın İzinde” anlamına gelen İznik ismi verilmiş.

İznik, 1331’de Orhan Gazi tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmış ve önemli bir kültür merkezi haline getirilmiş. 18. yüzyıla kadar ticaret yollarının önemli bir noktasında yer alan şehir salgın ve isyanlarla nüfusun azalmasının ve ticaret yollarının değişmesinin etkisiyle 18. yüzyıldan itibaren önemini yitirmiş.

İznik Yerleşim Maketi ve Tarihi Yapıları

İznik’te Nerede Kamp Yapılır?

İznik gezimiz sırasında, hem İznik Gölü’nün tadını çıkarmak hem de pandemi koşullarında güvenli konaklamak amacıyla kamp yapmayı tercih ettik. İznik Gölü’nün güneyi boyunca giderken iki tane kamp alanı bulunuyor. Biz de bu kamp alanlarından göl kenarında olan La Cabana’yı tercih ettik. La Cabana’ya gelmeden önce rezervasyon yapmak istiyorsanız minimum iki gün kalmanız gerektiğini belirtelim. Biz tek gece konaklamayı tercih ettiğimiz için rezervasyonsuz gittik ve şansımıza yer bulabildik. Son dönemde kamp alanlarının tercih edilmesinden dolayı ilgi yoğundu.

La Cabana, elektriği, suyu, tuvalet ve yeme içme imkanlarıyla güzel bir kamp alanı. Çalışanların 7/24 mekanda bulunması ve buzdolabı kullanımı imkanı da artı noktalar. Ayrıca hemen kamp alanının kenarından göle girebilme imkanı da gölde yüzme keyfi yapmak isteyenler için büyük rahatlık.

İznik Gölü’nde Kamp

İznik Merkezde Gezilecek Yerler

İznik oldukça tarihi bir nokta olmasına rağmen maalesef turistik açıdan hak ettiği önemi henüz kazanamamış. Tarihi noktalar yeni yeni kazılmakta ya da restore edilmekte. Ayrıca yine turistik bir merkez bulunmuyor, görülmeye değer kapılar eski yerleşim yerleri arasında kalmış. Eminiz ki çalışmalar tamamlandığında İznik oldukça cazip bir nokta haline gelecek.

İznik Müzesi

İznik Müzesi trafiğe kapalı bir alanda yer alıyor. O nedenle arabayı bulduğumuz yakın bir noktaya park ederek İznik merkezindeki gezimize başlıyoruz. Yakın zamana kadar tadilatta olan İznik Müzesi binası 1388’de I. Murat’ın annesi Nilüfer Hatun adına yapılmış bir imarethane.

İznik Müzesi Girişi

Müzenin içinde İznik’in tarihi anlatılırken, tarihi çiniler ve çini yapımının anlatımı, İznik halkının eski yaşamından kesitler yer alıyor. Çini fırınlarından gelen eserlerin yanı sıra, taş eserler, cam malzemeler, sikkeler, el yazmaları, ziynet eşyaları ve çeşitli etnografik malzemeler müzede sergileniyor. İznik Müzesi’nin bizi en çok etkileyen bölümü bahçesi oldu. Bahçesinde yer alan ve oldukça iyi şekilde günümüze ulaşan lahitlerin neredeyse her biri bir sanat eseri. Bazen tek kişinin bazen de bir ailenin gömüldüğü lahitlerin en eskisi MS 1.yüzyıl sonu – 2. yüzyıl başına tarihleniyor. Lahitlerin yanı sıra Osmanlı mezar taşları da müzenin bahçesinde sergileniyor.

Gerek müze binasının güzelliği gerekse bahçesini gezmek için güzel bir nokta. Müzeye Müzekart ile giriş yapılabiliyor.

İznik Müzesi ve Bahçedeki Lahitler

Yeşil Camii

İznik Müzesi’nden çıktıktan sonra meydanda az ilerleyince Yeşil Cami renkli minaresiyle dikkatimizi çekiyor. Caminin, Selçuklu mimarisinin izlerini taşıyan minaresi, 12 bin parça sarı, mor, yeşil, mavi çinilerden oluşuyor. 1376’da Çandarlı Halil Hayrettin Paşa tarafından yapımına başlanan cami oğlu tarafından tamamlanmış. Tek kubbeli olan caminin daha önceleri medrese bölümleri olsa da bunlar günümüze ulaşamamış.

İznik Yeşil Cami

Ayasofya Camii

İznik’teki gezimize devam ederken sırada Ayasofya Camii yer alıyor. İznik’in merkezinde, kent kapılarının yer aldığı yolların kesişim noktasında yer alan İznik Ayasofya Camii’nin diğer adı da Orhan Camii. 7. yüzyılda Bizanslılar tarafından, eski bir Gymnasium üzerine bazilika olarak inşa edilmiş olan bu yapı, İznik’in fethiyle beraber 1331’de camiye çevrilmiş. 8. yüzyılda Hristiyan dünyasının 350 piskoposu ve keşişleriyle Yedinci Konsüle ev sahipliği yapmış. Yapı zaman zaman tahrip olmuş ve yenilenmiş. Osmanlı dönemindeki renovasyon çalışmalarının, Kanuni Sultan Süleyman zamanına denk geldiği ve bu çalışmaların Mimar Sinan tarafından yapıldığı biliniyor.

Eşrefzade Camii

İznik sokaklarını gezerken farklı yapıda bir cami karşımıza çıkıyor ve onu ziyaret ediyoruz. Eşrefzade Camii’nin yapım tarihi net olarak bilinmemekle birlikte 1518’de yapıldığı kabul ediliyor. Kurtuluş Savaşı sırasında zarar gören caminin, 1950’de aslına benzer şekilde tekrar inşa edildiğini öğreniyoruz.

İznik Kapıları

İznik, Bitinya döneminde yani MÖ 4.yüzyılda inşasına başlanan, yıllar içerisinde tekrar tekrar inşa edilen ve sağlamlaştırılan, 114 burçlu surlarla korunuyormuş. Yaklaşık 5 km uzunluğa sahip bu surların önünde, iç ve dış surlara ek olarak, bir de hendekler bulunuyormuş.

Dört yolun kesişim noktasında yer alan kente, dört tarihi kapıdan giriş yapılıyormuş. Bu kapıların üçü bugün de mevcut, sırayla bu kapıları görmeye gidiyoruz.

İznik Kapıları ve Surları

İstanbul Kapısı

Kentin kuzeyinde yer alan İstanbul Kapısı’nı, restorasyon çalışmalarından dolayı, ancak tellerin ardından görebiliyoruz. Zamanında Konstantinapolis’e yani İstanbul’a giden yola açıldığı için bu ismi almış ve görkemli bir şekilde inşa edilmiş olan bu kapı, aralarında avlular ve kemerler bulunan üç ayrı kapıdan oluşuyor. İç kapının iki tarafında Roma Açık Hava Tiyatrosu’ndan getirilen ve ikinci yüzyıla tarihlenen masklar yer alıyor. Tabii bu masklar bugün biraz yıpranmış halde.

Restorasyondan Önce İstanbul Kapısı

Lefke Kapısı

Kentin doğusunda yer alan Lefke Kapısı da iç içe geçmiş kapılardan oluşuyor. Burası, Bilecik iline bağlı olan ve eski ismi ‘Lefke’ olan Osmaneli ilçesine açılan kapı olduğu için, Lefke Kapısı olarak adlandırılmış. Bu kapı da İstanbul Kapı gibi iç ve dış surları bağlayan üç farklı kapıdan oluşuyor. Farklı yerlerden alınmış taşların üst üste konulduğu noktaları görmek de oldukça ilgi çekici. Lefke Kapı’nın yanında ayrıca antik su kemeri kalıntıları da yer alıyor.

Roma Tiyatrosu

İznik’te Osmanlı öncesi yerleşimin de izini sürüyoruz ve bir sonraki durağımız Roma Tiyatrosu oluyor. Maalesef, şu anda kazı aşamasında olan tiyatroyu yakından göremiyoruz. Ancak, uzaktan drone ile görüntüleyerek tiyatro yapısı hakkında fikir sahibi olabiliyoruz.

Burası, bundan yaklaşık 10 yıl öncesindeki ziyaretimizde, etrafı çevrilmemiş ve rahatlıkla gezilebilir bir alanken, zaman içerisinde bu atıllıktan kurtulmuş olması ve yapının korumaya alınmış olması sevindirici.

Restorasyondan Önce İznik Roma Tiyatrosu

Anadolu’da ayakta kalmış tiyatroların önemli örneklerden biri olarak gösterilen ve Bursa’da tek olan tiyatro MS 2. yüzyıla tarihleniyor. Yapısal olarak düz bir alana, tonozlarla yükseltilerek inşa edilmesi sebebiyle de mimari açıdan Türkiye’deki tek örneği olarak kabul ediliyor.

Kazılarla beraber tiyatro hakkında yeni bilgiler gün yüzüne çıkıyor, örneğin tiyatro önceleri zannedildiği gibi 2 katlı değil 3 katlı olarak inşa edilmiş. Ayrıca yine kazılarla açığa çıkartılan tiyatro alanın altında MÖ 6. yüzyıla dayanan seramiklerin bulunması bu bölgenin tiyatro inşasından önce de yerleşim yeri olduğunun göstergesi olarak kabul ediliyor.

Zamanında gladyatör savaşlarının da yapıldığı tiyatro, Hristiyanlığın ardından, tiyatronun yasaklanmasıyla beraber, dini bir merkez olarak kullanılmış. Tiyatro alanında zaman içerisinde yapılan kazılarda ortaya çıkan toplu mezarlar, buranın toplu kıyım olanı olduğu şeklinde yorumlanmasına sebep oluyor. Bunun yanı sıra, kentin surları ve kapıları yapılırken tiyatronun taşlarının kullanılmış olduğunu da söylemekte fayda var.

Bazilika

İznik’teki son durağımız son yıllarda keşfedilen ve İznik’in tarih öncesi dönemlerine ışık tutan bir keşif: Bazilika. İznik Gölü’nün derinliklerinde yer alan ve koruma altında olan bu bazilikayı sahilden görmek mümkün değil. Biz de bu sebeple, bu sürpriz keşfi havadan drone yardımıyla görüntülüyoruz.

İznik Gölü’nün Senato Sarayı bölümünden 500 metre ileride, sahilin 20 metre açıklarında yer alan bazilika 1500 yıl önce inşa edilmiş. 740 yılındaki depremle sular altında kalan bazilika, bugün de suyun iki metre altında yer alıyor. 2014 senesinde hava fotoğrafları ile açığa çıkan, Aziz Neophytos için inşa edilmiş olan bu bazilika, toplamda 600 metrekarelik bir alana sahip.

İznik Batık Bazilika

Günün sonunda İznik gölü etrafında yürüyüş yapmadan bu kenti yaşamış sayılmazsınız. Hele ki bizim gibi gün batımına denk gelirseniz, harika manzaralarla karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz. Biraz soluklanıp tadını çıkarın deriz :). Diğer yazılarımızda görüşmek üzere!

İznik Gölü’nde Gün Batımı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir