Balıkesir,  Çanakkale,  Kaz Dağları,  TÜRKİYE

Kaz Dağları Gezi Rehberi

…Arzularım muayyen bir haddi aşınca
Ve kulaklar sözlerime sağırlaşınca
Bir ihtiras duyup vahşi maceralara
Çıkıyorum bulutları aşan dağlara.
Tanrıların başı gibi başları diktir,
Bu dağları saran sonsuz bir genişliktir,
Ben de katıp vücudumu bu genişliğe,
Bakıyorum aşağılarda kalan hiçliğe…

Sabahattin Ali – ‘Rüzgar’

Balıkesir/Edremitli ünlü şair/yazarımız Sabahattin Ali’nin dizeleriyle Kaz Dağları’na doğru kanat takıp havalanmak üzereyiz. Hazır mısınız?

Kaz Dağları, nam-ı diğer İda Dağları, Marmara ve Ege Bölgeleri’ni ayıran, Çanakkale ve Balıkesir arasında adeta bir sınır oluşturan, Antik Yunan çağından günümüze kadar hep göz önünde olmuş bir coğrafyayı temsil ediyor. Antik Yunan çağında şimdiki Biga Yarımadası, Troas denilen bölgeyi tarif ediyorken, İda ismi de yine Antik Yunan çağında Zeus’un doğduğuna inanılan dağın ismi ve Olimpos Dağı’ndan sonra anılan ikinci kutsal dağ olarak tarihe geçiyor.

Kaz Dağları’nın İsmi Nereden Geliyor?

13. yüzyılın sonunda Anadolu Selçukluları’nın Biga Yarımadası’na gelmesiyle burada bir Türkmen hakimiyeti başlıyor. Kaz ayağının uğurlu sayıldığı bu kültürle tanıştıktan sonra dağın ismi Kaz Dağları olarak anılmaya başlanıyor.

Kaz Dağları’nın Önemi

Kaz Dağları, sadece Çanakkale’nin değil İstanbul’un da tarım ve hayvancılık ihtiyacını karşılayan bir bölge. Elma, şeftali, kiraz, zeytin, peynir ilk akla gelenler arasında. Bunun yanı sıra bol iyotlu rüzgar ve endemik binbir çeşit bitkiye ev sahipliği yapan engin ormanlar adeta şifa dağıtıyor.

Kaz Dağları Hepimizin

Tüm bu nimetlere rağmen yine insanoğlu olarak gözümüzü para ve altın hırsı bürüyor ve distopik filmlerde yaşarmışçasına böyle bir güzelliğin katledilmesi için Kaz Dağlarının kalbine altın madenleri kurulmaya çalışılıyor. Hep beraber buna bir dur demezsek bu yazdıklarımızın beş on yıl sonra hiçbir anlamı kalmayacak, siyanür dolu tüm doğal yaşamın yok edildiği çorak tepelere bakıp bu günleri hatırlayacağız ve utancımızdan gelecek nesillerin gözlerinin içine bakamayacağız.  

Hadi sen de dur de… #KazDağlarıHepimizin

Kaz Dağları’nda Nerede Kalmalı?

Kaz Dağları’na gelirseniz milli parka yakın bir çok küçük köy içerisinde bungalov, otel ya da kamp hizmeti veren tesisler mevcut. Peki Kaz Dağları’nda kamp yapılır mı? Kaz Dağları’ndaki ormanlık alan, milli park statüsünde olduğu için kendi başınıza kamp kurmanız yasak ancak rehber eşliğinde kamp kurabilirsiniz. Herhangi bir tesis olmadığından, doğayla baş başa kalmak isteyenler için bire bir.

Bunun yanı sıra Kızılkeçili, Güre, Çamlıbel, Beyoba ve Mehmetalan köylerinde konaklamak için birçok seçenek göreceksiniz. Biz Kızılkeçili köyünde Antik Vadi Kaz Dağları Bungalov Otel’de konaklamayı tercih ettik. Doğayla iç içe ve doğayla özdeşleşmiş kabinlerinizde ormanın içinde kalma keyfini yaşayabilirsiniz.

Kaldığımız yerin isminin vadi olması lafın gelişi değil. Gerçekten vadi kenarından merdivenlerle bungalov evlerinize geçiyorsunuz. Ortak alan ise vadinin aşağısında boylu boyunca uzanan derenin kenarında. Burada mangal, masalar ve dere üzerinde şark sofraları mevcut. İsterseniz etinizi alın gelin isterseniz işletmeden pişmişini sipariş edin size kalmış. Sabahları ise dere üzerindeki şark sofralarında yenen serpme kahvaltılar bitmesin diyebilirsiniz.

Kaz Dağları Bölgesinde Gezilecek Yerler

Balıkesir İl Sınırında Kalan Yerler

Kaz Dağları’nın Balıkesir il sınırı içerisinde kalan bölümü civarında Akçay, Güre gibi deniz tatili yapmak isteyenler için şirin beldeler bulunuyor. Soğuk sularıyla ünlü kuzey Ege’de bu beldelerde sakin bir tatil geçirebilirsiniz.

Bunun yanı sıra Balıkesir il sınırı içerisinde, Milli Park, Sarıkız Tepesi, efsanesiyle ünlü Hasanboğuldu Şelalesi, eski kültürünü hala yaşatmaya çalışan Tahtakuşlar köyü, Şahindere Kanyonu, Akyar Göleti ve Antandros Antik Kenti gibi görülesi yerler mevcut.

Kaz Dağları Milli Parkı

Kaz Dağları gezimizin en önemli kısmı milli park gezisi oluyor. Hem dünya üzerindeki en kaliteli oksijen noktalarından birindeki havayı içimize çekiyoruz hem de yemyeşil yollarda manzara eşliğinde ilerliyoruz.

Kaz Dağları Milli Parkı, Sarıkız Tepesi ve Kaz Dağları ile ilgili efsaneler Kaz Dağları Milli Parkı yazımızda.

Kaz Dağları Milli Parkı

Hasan Boğuldu Göleti ve Sütüven Şelalesi

Kaz Dağları o kadar güzel bir coğrafya ki etrafında çok sayıda doğal güzelliği barındırıyor. Hasan Boğuldu Göleti ve Sütüven Şelalesi bunlardan iki tanesi. Milli parkın dışında bulunan bu noktalara Kızılkeçeli ya da Beyoba üzerinden ulaşabiliyorunuz. Arabanızı girişe bırakarak iki noktaya da yürüyerek gidebiliyorsunuz.

Hasan Boğuldu Göleti oldukça popüler bir yer olduğu için sessiz sakin bir doğa yürüyüşü beklemeyin, amacınız buysa burası sizin için uygun bir parkur olduğunu söyleyemeyiz. Mangal yapanlar, fotoğraf çektirenler, suya atlayanlar derken kalabalık biraz fazla gelebiliyor.

Doğa içinde piknik yapanlar arasında kısa bir yürüyüşün sonunda kalabalıkların arasında kalan Hasan Boğuldu Göleti‘ne ulaşabiliyorsunuz. Burası özellikle efsanesi ile öne çıkan bir nokta. Eğer Hasan Boğuldu Efsanesi’ni bilmiyorsanız hazır olun, böyle hazin aşk hikayelerini duydukça içimiz bir fena oluyor ama sizin için bir özet geçelim.

Obalı Emine‘yle Ovalı Hasan‘ın hikayesinde imkansız bir aşk tasvir edilir. Her ne kadar farklı kültürlerde yetişmiş insanlar olsalar da Hasan, Emine’yi ailesinden ister. Obalı kültüründe kızın evlenebilmesi için damat adayının kendi köyünden obaya kadar sırtında bir tuz çuvalıyla dinlenmeden yürüyerek gelmesi istenir. Bu uğurda sırtına tuz çuvalını alan Hasan bu zorlu parkura başlar. Emine de onun yanında yürümektedir ancak bir süre sonra Hasan’ın takatı kalmaz sırtını tuzlar yakmaya başlar ve düşüp yere yığılıverir. Emine de sevgilisinin bıraktığı yerden çuvalı alıp obaya doğru ilerler. Hasan arkasından seslenir: Ben gelemedim, sen benim arkamdan gel. Bundan sonra Hasan’ı gören olmamıştır. Emine, Hasan’ın gömleğinin bir parçasını dere kenarında bulunca kendisini o gömlek ile oracıkta asar.

Kaz Dağları – Hasan Boğuldu Göleti

Hasan Boğuldu Göleti’nden sonra Sütüven Şelalesi‘ne geçiyoruz. Gerek sıcak havada buz gibi suyuyla gerekse güzel fotoğraf noktalarıyla Sütüven Şelalesi de görülmesi gereken bir güzellik ancak şelale deyince büyük bir şelale beklemeyin. Şelale’yi yukarıdan gördükten sonra bir merdivenden aşağı inerek suyun aktığı yere varıyorsunuz ve orada vakit geçirmek oldukça keyifli. İsterseniz suyu takip ederek daha içerilere gidebilir ve biraz doğanın ve suyun tadını çıkarabilirsiniz. Biz gittiğimizde o bölgede çekim yapılıyordu.

Tahtakuşlar Köyü

Edremit ilçesine bağlı bu 100-150 hanelik küçük köyün özelliği bir şaman köyü olması. Türkmen-Alevi kökenli olan yerleşik halk hala şaman adetlerini ve ritüellerini kendi aralarında gerçekleştiriyorlar. Ancak bizim bunlara şahit olmamız çok mümkün değil. Yine de Mayıs ayında gelirseniz Hıdrellez Bayramı kutlamalarına denk gelebilirsiniz.

Tahtakuşlar Etnografya Müzesi

Şaman inanışına ait kıyafetler, hayvan kemiklerinden yapılmış düş kapanları, yine hayvan kemiklerinden yapılmış takılar, üzerlik tohumu, karanfilden yapılan nazarlıklar, kolyeler hep bereket ve bolluk getirsin diye takılıp giyiliyormuş. Bunların hepsini Türkiye’nin ilk özel etnografya müzesi olan Tahtakuşlar Etnografya Müzesi’nde görebilirsiniz hatta isterseniz satın da alabilirsiniz.

Tahtakuşlar Etnografya Müzesi, kurucusu olan eski ilkokul öğretmeninin adıyla da anılıyor: Alibey Kudar Etnografya Müzesi. Tek başına bu güzel müzenin kurulmasına ön ayak olan hocamıza selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz.

Tahtakuşlar Etnografya Müzesi

Müzede şaman dönemine ait günlük yaşam objeleri dışında bu bölgede karaya vurup hayatını kaybeden dünyanın en büyük deri sırtlı kaplumbağasını yakından görebilirsiniz. Ayrıca bir de kütüphanesi bulununan bu ilginç müzeyi mutlaka görmenizi tavsiye ederiz.

Tahtakuşlar Etnografya Müzesi

Köy içinde müzeyi görmek dışında, köyün tepesine yürüyerek çıkıp köy manzarasını izleyip Türk Halk Müziği’nin unutulmaz ismi Ali Ekber Çiçek’in de yattığı köy mezarlığını ziyaret edebilirsiniz.

Son olarak çayevinin yakınlarında 180 yıllık bir anıt meşe ağacını göreceksiniz. Ona da bir selam verip, yorgunluk çayınızı içerken soluklanmanızı öneririz.

Şahindere Kanyonu

Her ne kadar kanyon, milli park sınırları içerisinde olsa da, kanyonun girişine milli parkın içinden değil Altınoluk ilçesinin içerisinden ulaşım mevcut. Arabanızı park alanına park ettikten sonra 7tl giriş ücreti vererek kanyon alanına doğru yürümeye başlıyorsunuz. Kanyonun çok büyük olduğunu ve yalnız olarak çok uzaklaşmamak gerektiğini duymuştuk ancak zaten oldukça popüler olan kanyonda insan yoğunluğundan dolayı böyle bir kaygınız kalmıyor.

Kanyon gerçekten nefes kesici güzellikte. Suya girecek çok nokta olmasa da ufak tefek göletler her zaman mevcut. Kalabalıktan sıyrılabildiyseniz sessizliğin tadını çıkarın. Şahindere Kanyonu’nu derenin içinden yürüyerek gittiğiniz, yer yer ufak göletler bulunan bir doğa parkuru olarak değerlendirebilirsiniz.

İPUCU: Lastik ayakkabı ya da suda yürüyebileceğiniz bir ayakkabı tercih etmeniz, ani gelişen ‘şu gölete girmem lazım!’ sesini dinleyebilmeniz için içinize mutlaka deniz giysinizi giymenizi ve ufak bir havlu bulundurmanızı öneririz.

Akyar Göleti

Mehmetalan Köyü diye bilinen alanda üç ayrı kamp alanı bulunuyor. Zeytinli Köyü’nü geçtikten sonra Mehmetalan’a doğru ilerleyip Hızır Kamp, Akaleos kamping ve Akyar kamp alanı için stabilize yola saptığınızda sessizlik ve sakinlikle karşılaşıyorsunuz. Zeytin ağaçları arasından yavaş yavaş ilerliyorsunuz ancak Akyar kamp alanının küçük tabelasını gözden kaçırmadan durmanız lazım. Arabayı yol kenarına koyup, dereye doğru ormanın içinden inmeye başlıyoruz. Çok zor bir parkur olmasa da Zeytinli deresine doğru hafif bir iniş mevcut.

İndiğinizde çok güzel bir gölet sizi karşılıyor. Suya atlayabilmeniz için bir de salıncak bulunuyor. Bizim şansımıza bizden birkaç aile daha vardı. Bölgenin halkının bildiği bir nokta olduğu belli ki piknik yapmak üzere teçhizatlı gelmişlerdi. Daha sakin olsaydı tadından yenmezdi.

Kaz Dağları – Akyar Göleti

Antandros Antik Kenti

Bu coğrafyadaki hayran kalınacak antik kentlerden sadece bir tanesi Antandros Antik Kenti. Henüz ören yeri olarak kabul edilme aşamasında olsa da şu an gördüğü ilginin çok daha fazlasını hak ettiği kesin. Antik kentle alakalı detaylı bilgi için Antandros Antik Kenti yazımız yakında burada.

Çanakkale İl Sınırında Kalan Yerler

Kaz Dağları civarı o kadar zengin bir yer ki görülecek yerlerin daha yarısından bahsetmedik bile. Çanakkale il sınırı içerisinde kalan yerler arasında meşhur Adatepe Köyü, Antik Sabunhane, Yeşilyurt köyü, Mıhlı şelalesi – Darıdere Tabiat Parkı, Behramkale köyü, Assos Antik Kenti, Antik Liman, Babakale Köyü ve Apollon Symintheion Tapınağı sayılabilir. Bunların dışında yüzmek için Kadırga koyu, Sokak Ağzı plajı ve Akliman gibi noktalar tercih edilebilir.

Adatepe Köyü

Küçükkuyu Beldesi, eski adıyla ‘Gargaron’ bölgesinde görmeden dönmeyin diyebileceğimiz iki köy bulunuyor. Adatepe ve Yeşilyurt köyleri. Küçükkuyu merkezden 4 km uzaklıktaki Adatepe Köyü’nü beraber keşfedelim.

Zeus Altarı’na doğru çıkarken Adatepe Köyü manzarası

Antik zamanlardan bu yana varlığını sürdüren bu köyün hikayesi tam bir kurtarılış hikayesi. Eskiden Rumlar’ın ağırlıklı olmak üzere Osmanlı Türkleri’nin de bulunduğu bu köy, mübadeleden sonra Rum nüfusunu kaybetmiş ve yerine Midilli ve Girit’ten gelen Türkler yerleştirilmiş. 1950’lerden sonra nüfusu iyice azalan köy yavaş yavaş yok olmaya yüz tutmuş. 1980’lere gelindiğinde bir grup aydının burayı farketmesi sayesinde, köyün makus talihi bir anda dönüvermiş. Bu aydınlar herhangi bir ek destek olmadan kendi çabalarıyla buradaki binaları satın alıp restore ettirmişler. İyi ki de yapmışlar. Yıllar öncesinden buranın değerini bilip korumaya çalışan herkese gelecek nesiller adına teşekkür ediyoruz.

Şu an hepimizin bayılarak baktığı bu tablo gibi köyde Rum evleri ve yer yer Osmanlı Türk konakları görmek mümkün. Hepsi yenilenmiş bu evleri köy içerisinde dolaşırken görebilirsiniz. Bazı konaklar ve evlerde konaklayabiliyorsunuz. Adatepe Ida Blue ve Hünnap Han bu yerlerden bazıları.

Kaz Dağları – Adatepe Köyü

Sokaklarda dolaştınız, ruhunuz doyar gibi oldu derken karşınıza şimdiki adıyla Taş Mektep olan eski ilkokul binası çıkıyor. Burası eskiden ilkokul olarak kullanılan bir taş bina. Köyün aydınları tarafından kiralanıp yenileniyor ve artık bir sanat galerisi, sanat okulu olarak kullanılıyor. Hayal değil üstelik gerçek.

Adatepe’de ne yenir derseniz, cevabımız hiç düşünmeden otlu dondurma olacaktır. Burada ağırlıklı olarak kullanılan keçi sütünün verdiği lezzetten midir, yoksa otlu diye tabir ettikleri karışım otlarının (lavanta, melisa, kekik vb.) tazeliğinden midir bilinmez buranın dondurması kaçırılmayacak güzellikte. Tabii ki sadece otlu değil birçok çeşit var. Köy meydanındaki ulu çınarların altındaki dondurmacılardan istediğinizi alıp köy kahvesinde oturarak bir süreliğine soluklanabilirsiniz.

Zeus Altarı

Son olarak Adatepe’den çıkarken karşınıza Zeus Altarı diye bir yazı çıkacak. Bu noktanın, Zeus‘un Truva Savaşı‘nı izlediği, meşhur güzellik yarışmasının yapıldığı yer olduğu tahmin ediliyor. Arabayı yol üzerine bırakarak yaklaşık 20-25 dakika yokuş yukarı yürüyüş sonrasında tepeye ulaşıyorsunuz. Burada Zeus’un oturduğu taştan tahta doğru tırmanıp manzaraya doyabilirsiniz.

Kaz Dağları Gün Batımında Adatepe Zeus Altarı

İPUCU: Gün batımında burası oldukça popüler olduğu ve bulunduğumuz tepe epey küçük olduğu için oturup saatlerce sessiz sakin manzara izlemeniz mümkün değil. Gün batarken zaten arka taraftan battığı için bir Bozcaada’daki gibi bir günbatımı manzarası bulamayacaksınız. Buna rağmen Edremit körfezi, Küçükkuyu ve Midilli’nin manzarası da oldukça nefes kesici ve görülmeye değer.

Yeşilyurt Köyü

Küçükkuyu Beldesi’nin 5 km batısında kalan bu şirin köyün 14. yüzyıldan kalma eski adı Büyük Çetmi. Mübadele öncesi Rumlar ve Türkler’in bir arada yaşadığı bu köyde şu an toplam 90 hane yaşıyor. Doğa hayatına meraklılar, avcılık, doğa parkuru ve sessizlik peşinde koşanlar için tercih edilebilecek bir köy.

Burada köy meydanı, ara sokaklar ve köy camisi görülecek yerler arasında. Köyün ara sokaklarında dolaşıp sevimli kafelerinde kahvenizi içip eski Rum evlerinin mimarisine bakarak güzel bir saat geçirebilirsiniz.

Kaz Dağları – Yeşilyurt Köyü

Mıhlı Şelalesi

Balıkesir ve Çanakkale il sınırını oluşturan, Adatepe ve Narlı köyleri arasında kalan Mıhlı Çayı’nın bulunduğu yere doğru ilerliyoruz. Gürleyik Şelalesi’nden köken alan bu çayda Mıhlı Şelalesi adında küçük bir şelale bulunuyor.

Burada Rumlardan kalma bir değirmen ve Roma zamanından kalma ‘Tarihi Mıhlı Köprüsü’ ya da ‘Baş Değirmen Köprüsü’ olarak bilinen taş köprü ile karşılaşıyoruz. Biz gittiğimizde gölet çevresinin kalabalık olması ve insanların mangal yapmasından kaynaklanan bolca duman sebebiyle bu güzel manzaradan pek bir şey anlayamıyoruz. Taş köprü ve çayın oluşturduğu göleti sakin zamanda görmek gerektiğini acı bir tecrübeyle anlıyoruz.

Taş köprünün arka tarafına doğru yamaçtan küçük bir patika yoldan ilerlediğimizde daha küçük ve izole göletler bulmak ve burada serinlemek mümkün. Patika yol boyunca irili ufaklı taşlar üzerinden geçtiğimizi, yol boyunca su birikintilerinin olduğunu suya girmeden yürümenin mümkün olmadığını hatırlatmak isteriz.

Darıdere Tabiat Parkı

Mıhlı Şelalesi yakınında, araba yolu olarak Narlı köyünün içerisinden başlayan ve yaklaşık 15 km zorlu bir dağ yolu ardından Darıdere Tabiat Parkına varabilirsiniz. Biz vakit kalmadığı için burayı bir dahaki sefere denemek üzere es geçmek zorunda kalıyoruz. Gidip gören varsa deneyimlerini yorum olarak paylaşabilir.

Assos

Kaz Dağları gezimizin önemli bir parçasını da Assos bölgesi oluşturdu. Etkileyici manzarasıyla Athena Tapınağı’nı barındıran Assos Antik Kenti‘nin yanı sıra Behramkale Köyü, Asya anakarasının en batı noktası olan Babakale ve Apollon Smintheion Antik Kenti gezimizin yer aldığı Assos Gezi Rehberi ve Assos Antik Kenti yazılarımız yakında burada.

Bonus: Antik Sabunhane

Kaz Dağları bölgesi uzun yıllardır zeytin ve zeytinyağı ürünlerinin merkezi konumunda. Adatepe Köyü sapağında yer alan Antik Sabunhane ve Zeytinyağı Fabrikası’nın tarihi de eskilere dayanıyor. Atalarının zanaatlerini devam ettiren yeni nesiller sayesinde günümüze ulaşan bu sabunhanede hala sabunları kendileri özenle üretiyorlar. Eski sabun yapma gereçleri ve makinaları tavanlara tüm zarafetiyle asarak rengarenk doğal sabunlarla adeta bir görsel şölen oluşturulmuş.

Adatepe Köyü yakınlarında Antik Sabunhane

Burada sabun üretiminin iki çeşit olduğunu öğreniyoruz; biri sıcak biri soğuk. Soğuk sıkım yapılan sabunlar daha sert ve katı oluyor, sıcak sıkım yapılanlar ise daha kremli gibi daha yumuşak oluyormuş. Cildinizin özelliğine göre vücudunuza sürdüğünüz life değil vücudunuza direkt uygulayarak kullanırsanız şifasının daha fazla olacağını öğreniyoruz. Sorularımıza şevkle ve yorulmadan cevap veren ev sahiplerine ayrı bir teşekkürü borç biliyoruz.

Antik Sabunhane’nin çeşit çeşit el yapımı doğal sabunları

Burada aynı zamanda zeytinyağı üretimi de yapılıyor. Mavras adıyla piyasaya sürülen ve avrupadan ödüllerle dönen bu zeytinyağından isterseniz tadıp satın alabilirsiniz.

Kaz Dağları çok geniş bir coğrafya ve doğa, tarih, deniz, kültür derken başımız dönüyor. Bölgenin verdiği huzuru geride bıraktıktan sonra en kısa sürede tekrar gitme planları yapmaya başlıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir