Balıkesir,  Çanakkale,  Kaz Dağları,  TÜRKİYE

Kaz Dağları Milli Parkı

Pandemi döneminde biz de doğa rotaları tercih ediyoruz ve bu konuda yanı başımızdaki cennet, Kaz Dağları‘nda alıyoruz soluğu. Kaz Dağları gezimizin en önemli kısmı milli park gezisi oluyor. Hem dünya üzerindeki en kaliteli oksijen noktalarından birindeki havayı içimize çekiyoruz hem de yemyeşil yollarda manzara eşliğinde ilerliyoruz.

Kaz Dağları’nda görülecek diğer noktaları da keşfetmek için Kaz Dağları Gezi Rehberi yazımızı inceleyebilirsiniz.

Kaz Dağları Milli Parkı’nda Bi’ Gün Yine Yoldayız 🙂

Kaz Dağları Milli Parkı Nasıl Gezilir?

Milli parkın girişi, Mehmetalan Köyü’nden başlayan yolu takip edip yaklaşık yarım saat gittikten sonra ormanın içerisinde önünüze çıkıyor. Parka rehbersiz giriş ve kamp yapmak yasak. Giriş ücreti kişi başı 7tl, araba için 21tl. Biz rehberle beraber tüm gün hem milli park içinde hem de dışında gezeceğimiz için toplam 200tl veriyoruz.

İPUCU: Siz de rehber tutarak milli parka girmek istiyorsanız hem rehber irtibatı hem de civar hakkında bilgi almak için Zeytinli Kaz Dağları Milli Parkı Tanıtım Ofisi’ni ziyaret edebilirsiniz. Ofis çalışanları oldukça ilgililer ve yardımcı oluyorlar. Ayrıca bölge hakkında bilgi almak için ofisteki panoları inceleyebilir, broşürler alabilirsiniz.

Aralıklı olarak ormanı koklamak ve tanımak için duraklamalar yaparak arabayla tepeye tırmanıyoruz. Bir yandan meşhur mitolojik hikayeleri dinliyoruz bir yandan ormanı izliyoruz. 1000 metreye çıkınca duraklıyoruz. Rehberimiz sayesinde dağları ve bitki örtüsünü tanımaya başlıyoruz.

Kaz Dağları Milli Parkı

Kaz Dağları Milli Parkı’nda Kamp Yapılır Mı?

Normalde milli park alanında kamp yapmak yasak, ancak sadece rehber eşliğinde ve bunun için ayrılmış bir bölümünde kamp yapılabiliyor. Onun dışında Kaz Dağları Milli Park alanı haricinde kalan bölümlerde farklı konaklama imkanları bulunuyor.

Kaz Dağları Bitki Örtüsü

Kaz Dağları’ndaki biyoçeşitliliğin dünyada çok az yerde olduğunu öğreniyoruz. Sadece Kaz Dağları’nda yetişen ‘endemik’ diye tabir edilen 32 tür bitki mevcut. 1650 metreye kadar çıkıp bu bitkileri kendi gözlerimizle görüyoruz.

Burada gezerken göreceğiniz bitkilerden bazıları Sarı Kantaron, Sarıkız Çayı, Kaz Dağı Kantaronu (binbirdelik otu), Geven otu, Pisik otu, Asperula Sintenisi, Şebboy, Dağ kekiği, Deve dikeni ve Yüksük otu. Bunlardan Sarıkız çayı, adaçayı gibi kaynatılarak içiliyor. Dağ kekiğini ise akşam yemekleriniz için toplayabilirsiniz.

İPUCU: Yükseklere tırmanırken havanın soğuyacağını tahmin edebilirsiniz. Hava sıcaklığı farkının, buranın ılıman ve karasal iklimin kesişim noktası olmasından dolayı zaman zaman 10-15 dereceyi bulabildiğini öğreniyoruz. Bu yüzden yazın bile yanınıza mutlaka kalın bir şeyler almayı unutmayın.

Kaz Dağları Göknarı

Bunun yanı sıra Kaz Dağları, Göknar ağaçlarıyla ünlü. Toplamda dört çeşidi olan Göknar ağaçlarının buradaki Kaz Dağları Göknarı diye bilinen türü endemik bitki türlerinden. Diğer Göknar çeşitleri ise, Toros Göknarı, Karadeniz Göknarı ve Uludağ Göknarı. Ulu göknarlara bakarak gözlerinize ve ciğerlerinize bir ziyafet çekebilirsiniz.

Kaz Dağları Göknarı

Kaz Dağları Mitolojileri

Kaz Dağları, sadece bitki örtüsü ve doğasıyla değil aynı zamanda dokuz medeniyete ev sahipliği yapmış olmasıyla da kültürel ve tarihsel bir öneme sahip. Paranın ilk bulunduğu yer, deniz ticaretinin başladığı yer, ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yer olmasının yanı sıra birçok mitolojik efsaneye ev sahipliği yapıyor.

Bunlardan en ünlüsü Homeros’un İlyada ve Odysseia isimli kitabından öğrendiğimiz güzellik yarışması hikayesi. Genel olarak Truva savaşlarını konu alan bu kitabın coğrafyasını yakından tanımak gerçekten çok heyecan verici.

PARİS’İN YARGISI: Truva savaşının çıkma sebebi olarak bilinen mitolojik hikaye Homeros tarafından değil, Iphigeneia, Aiskhylos, Euripides ve Apollodoros tarafından günümüze ulaştırılmış. ‘Paris’in Yargısı’ olarak bilinen ve dünyadaki ilk güzellik yarışması kabul edilen bu hikaye Kral Peleus ile Thetis’in düğünlerine nifak tanrısı Eris’i çağırmamalarıyla başlar. Buna içerleyen Eris, üzerinde ‘en güzel kadına’ yazısı bulunan bir elmayı davetliler arasına atar. Üç aday arasında geçen bu yarışmada, Zeus’un, karısı Hera ile kızları Afrodit ve Athena arasında bir seçim yapması gerekir. Bu seçimi yapmak istemeyen Zeus, seçimi yapması için babası Kralı Priamos tarafından çobanlık yapsın diye İda dağına yollanan Paris isimli çobanı görevlendirir. (Kral Priamos, bir kehanete göre Truva’nın sonunu getirecek oğlunu öldürmek üzere İda dağına gönderir. Ancak oradaki çoban çocuğa kıyamaz ve Paris orada kendisi de bir çoban olarak hayatını sürdürür.) Hera, Paris’e Avrupa ve Asya’nın tüm hakimiyetini; Athena, ölümsüzlüğü; Afrodit ise dünyanın en güzel kadını olarak bilinen Menelaos ile evli Helen’in aşkını vaadeder. Paris, Afrodit’i seçerek Truva savaşlarının ilk tohumunu atmış olur.

TRUVA SAVAŞLARI: Paris, Afrodit’in yardımıyla Sparta Kralı Menelaos’un eşi olan Helen‘i kaçırır. Böylece dokuz yıl sürecek Truva Savaşları başlar. Truvalılar güçlü ve dayanıklı bir millet olduğundan ve Zeus’un yardımını arkalarına aldıklarından savaş uzadıkça uzamaktadır. Ancak Akhalılar, Odysseus’un dahiyane fikri olan Truva Atı sayesinde savaşı kazanırlar. Savaşı kaybettikleri izlenimi vermek için Truvalılara tahta bir at hediye eden Akhalılar, gece olunca atın içinden çıkıp şehrin kapılarını Yunanlara açarlar ve savaşı kazanırlar. Böylelikle Truva savaşları sona erer.

AENEAS VE ANTANDROS: Savaş kaybedilince Afrodit, İda Dağı’nda bir ölümlüyle yaşadığı aşk sonucu doğan oğlu Aeneas‘ı kurtarır. Aeneas da babasını, oğlunu ve arkadaşlarını alarak şimdi Altınoluk beldesinde bulunan Antandros Antik Kenti‘ne yerleşir. O dönemde gemi yapımında çok ileri olan bu kentte yaptıkları gemilerle keşiflere çıkarlar. Antik Roma’nın kurucuları olan Romus ve Romulus kardeşlerin, Aeneas’ın torunları olduğuna inanılır. Truva bölgesine özgü zeytin bitkisinin de o dönemde Kuzey Afrika, Adriyatik ve Güney Avrupa’ya resmi olarak yayılma sebebinin Aeneas’ın gittiği yerlere zeytin dalı götürmesi olduğu düşünülmektedir.

Sarıkız Tepesi

Kaz Dağları’ndaki en yüksek tepe Karataş Tepesi. Bunun yanı sıra en meşhuru, aynı zamanda efsanesiyle ünlü Sarıkız Tepesi ve Babatepe bulunuyor. Buraya gelirseniz Sarıkız Tepesi’ni görmeden buradan dönmeyin deriz.

Kaz Dağları’nda Sarıkız Tepesi ve Ege Denizi Manzarası

Milli parkın içerisinden ulaşılan Sarıkız Tepesi’ne rehber eşliğinde çıkabilirsiniz. Arabayla milli parka girip bir süre gittikten sonra arabayı tepeye yakın bir çorak noktada bırakıyoruz. En tepeye ulaşmak için ise çok zorlu olmayan yarım saatlik hafif yokuşlu bir yürüyüş yapmanız gerekiyor. Ama merak etmeyin hepsine değecek.

Sarıkız Tepesi’ne gelmeden gördüğünüz yaylalar Türkmen yaylaları. Milli park olmadan önce, yörük Türkmenler her yaz burada konaklarmış. Milli park statüsü getirildikten sonra, sayıca az da olsa bazı aileler, eski adetleri unutturmamak adına bahar, yaz aylarında buraya gelip konaklamaya devam ediyorlar.

Sarıkız ismi o tepeye ait bir efsaneden geliyor. Dini motiflerin de bulunduğu bu hikaye sebebiyle Sarıkız Tepesi yöre türkmenleri için kutsal sayılıyor ve buraya çıkıp dualarını edip adaklarını adıyorlar. Tepeye çıktığınızda Sarıkız’ın yaşadığı yer olduğu düşünülen taş yapının etrafına adak niyetine rengarenk yemeniler, tokalar bağlanmış olduğunu göreceksiniz.

SARIKIZ EFSANESİ: Hikaye bir Türkmen köyünde geçmekte. Sarıkız ve babasının baş rollerde olduğu hikayede Sarıkız’ın babası hacca gider ve döndüğünde köy halkının kendisine tavır aldığını görür. Biraz soruşturunca bunun kızı hakkında çıkan dedikodulardan dolayı olduğunu anlar. Köy halkına inanan baba artık kızını ölümle cezalandırmak zorundadır. Ancak babanın yüreği buna izin vermez ve baba, kızını alarak birkaç kazla beraber, şimdi Sarıkız Tepesi olarak bilinen yere çıkartır orada bırakıp geri döner. Daha sonra o tepede yolunu kaybedenlere yol gösteren, yemek ve su veren bir kız olduğu öğrenilir. Babası yaptığına pişman olur ve kızın yanına gider. O ziyarette babası kızının kutsal meziyetleri olduğunu fark eder ve kız bir anda ortadan kaybolur. Acısından kahrolan baba da şu an Babatepe olarak bilinen tepede hayata veda eder. Görmüş olduğumuz taş yapıyı da kızın kazları için kucağında taşıdığı taşlarla yaptığı söylenegelir.

Kaz Dağları Milli Parkı’nda gezimizi sonlandırıyoruz ama Kaz Dağları ve bu bölge çok geniş ve zengin bir coğrafya. Biz de tatilimizin geri kalanında rotamızı oralara çeviriyoruz. Kaz Dağları Gezi Rehberi yazımızı da incelemeyi unutmayın…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir