ANTİK KENTLER,  Burdur,  TÜRKİYE

Kibyra Antik Kenti

Yine bir antik kent için yollara düşüyoruz. Bu sefer, Burdur ilinin Gölhisar ovasına kurulmuş olan 2300 yıllık Kibyra Antik Kenti’ni bizimle keşfetmeye hazır mısınız?

Kibyra Antik Kenti, bizi hem büyüklüğüyle etkiliyor hem de Anadolu’daki tek Medusa Mozaiği örneğini barındırmasıyla gönülleri cezbediyor.

Kibyra’nın Tarihi

Kibyra kenti, MÖ 4. yüzyılda Helenistik dönemden başlayıp, Roma İmparatorluğu dönemi ve Geç Antik Çağ’a kadar uzanan bir tarihe sahip. Şu an kent içerisinde bulunan mimari yapıların tümü Roma İmparatorluk dönemine ait.

2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne giren Kibyra kenti ‘Gladyatörler Şehri’ olarak biliniyor. Bunun sebebi ise Türkiye’de antik döneme ait en uzun Gladyatör frizlerinin burada bulunması. Bu frizleri Burdur Müzesi’nde görmeniz mümkün.

Kibyra kentinin sanayi, ticari ve askeri anlamda gelişmiş olduğunu, koskoca Roma İmparatorluğu’nun yazılı antlaşma yapma gereği duyduğu bir Anadolu dağ kenti olmasından anlıyoruz. Kendi parasını kendisi basan bu kentin, neredeyse şehir nüfusunun %35’inden oluşan piyade ve atlı birlikleriyle dönemin önemli askeri güçlerinden biri olduğu biliniyor. Kentin geçim kaynakları arasında demir işleme, dericilik, seramik yapımı ve at yetiştiriciliği bulunuyor.

MS 1. ve 5. yüzyılda iki kez büyük depremler atlatan şehrin giderek küçülmüş olduğunu görebiliyoruz. Buna rağmen göreceğimiz yapıları nefesimiz kesilmeden izlemek adeta imkansız.

Kibyra Antik Kenti Nekropol Yolu

Kibyra Antik Kenti’ni Gezmek

Kibyra Antik Kenti’ne ulaşmak özel araç dışında güç. Ana girişe ulaştıktan sonra bile araçla epey yol gitmek gerekiyor. Antik kent oldukça geniş ve yamaç alana yayılıyor, bu yüzden her noktayı görmek için sağlam bir yürüyüş yapmaya hazır olun, kenti hakkıyla keşfetmek için de 1,5 – 2 saat ayırdığınızdan da emin olun. Antik Kent’e girişte herhangi bir ücret alınmıyor. Antik kent ziyaretçiler için oldukça iyi düzenlenmiş ve bilgilendirme tabelaları yeterli bilgiyi sunuyor.

Bu güzel kentin görülmesi gereken noktalarına göz atmaya başlayalım:

Nekropol Yolu ve Anıt Mezarları

Arabayla geliyorsanız Gölhisar ilçesine geldiğinizde Kibyra Antik Kenti’nin ana kapısından girip yukarı doğru ilerlediğinizde yol üzerinde solda ilk olarak Nekropol Yolu’nu ve Anıt Mezarları göreceksiniz. Buradaki kalıntıların MÖ 4.yüzyıla dayandığı ve meşhur Gladyatör frizlerinin de burada bulunarak Burdur Müzesi’ne taşındığını öğreniyoruz. Bu noktadaki lahitlerin çokluğuna ve neredeyse lahitlerden tepeler oluştuğuna çok şaşıracaksınız.

Kibyra Antik Kenti’ndeki Lahitler

Stadion

Yolu takip ettiğinizde solda zamanının ihtişamlı stadyumlarından biri olan 10 bin kişilik Stadion‘u göreceksiniz. Roma Dönemine ait MS 23 yılında yapımına başlanmış olan bu stadyumda atletizm yarışlarının yanı sıra Gladyatör savaşlarının da olduğu biliniyor. 200 m uzunluğunda “U” şeklinde olan stadın ortasında Tribunella diye anılan bir loca kısmı bulunuyor. 2000 yıllık bu yapının günümüze gelene kadar büyük bir kısmının korunmuş olduğunu görüyoruz.

Stadion – Kibyra Antik Kenti

Geç Antik Çağ Anıt Mezarı

Stadium’un anıtsal giriş kapısının (Propylon) olduğu yerde Geç Antik Çağ Anıt Mezarı olduğu anlaşılan bir anıt mezar eviyle karşılaşıyoruz. MS 5-6. yüzyıla tarihlendirilen bu yapının muhtemelen önemli bir dini figürün mezarına ait olduğunu öğreniyoruz.

Anıt Mezar – Kibyra Antik Kenti

Stadyumun bulunduğu yerden kentin içerisine doğru tabelalarla diğer görülecek yerlere yönlendirmeler yapılmış. Yakınlarda herhangi bir yapı göremediğimizden içgüdüsel bir karar vererek arabaya binip başka bir giriş var mı görebilmek için yola devam ediyoruz.

Az sonra solda Roma Hamamı yıkıntıları görülüyor. Buraya hemen park ediyoruz ve kentin içerisine doğru ilerlemeye başlıyoruz.

İPUCU: Kibyra Antik Kenti’ni gezmeye hamam yapısının yanındaki girişten başlamak daha az yürüyerek her noktayı görmenizi sağlayacaktır. Diğer alternatif ise Stadion yapısının yanındaki yokuştan çıkarak gezmeye başlamak.

Roma Hamamı

Yol üzerindeki Roma Hamamı’nın muhtemelen MS 1. yüzyıla tarihlendiği biliniyor. Zamanına göre görkemli bir hamam olan bu yapının yüksek olmasıyla da olası en güzel manzaraya hakim olması amaçlanmış gibi duruyor. O dönemde bile keyif unsurlarının bu derece önemsenmesi gerçekten dikkat çekici. Hemen önündeki güney bölümde ise neredeyse bütün antik kentlerde gördüğümüz gibi bir Gymnasium yer alıyor.

Roma Hamamı – Kibyra Antik Kenti

Kibyra Tiyatrosu

Patika yoldan tabelaları takip ederek yola devam ediyoruz. Karşımıza ilk olarak Kibyra Tiyatrosu çıkıyor. Yaklaşık 8000 kişilik bu tiyatronun kışın da üzerine bir örtü çekilerek kullanıldığını öğreniyoruz. Çoğu kısmı hala ayakta olan bu yapının da döneminin önemli yapılarından biri olduğu anlaşılıyor.

Kibyra Antik Tiyatrosu

Odeon (Müzik Evi)

Yola devam edince heyecanla beklediğimiz Odeon (Müzik Evi) bizi karşılıyor.

İlk gördüğümüz yapı, tabanı mozaiklerle döşeli stoa alını oluyor. Stoalar, sütunlu galeriler olarak bilinen yapılar ve burada tabanı kaplayan mozaiklerin yanı sıra bulunan yazıtlar sayesinde bu yapının MS 249-254 yılları arasında inşa edildiğini öğreniyoruz.

Odeon Stoa’sı – Kibyra Antik Kenti

Stoa’ya vardığımızda mozaiklerin üzerindeki koruma katmanının kaldırılma çalışmalarının sürdüğünü görüyoruz. Bu etkileyici ve tüm tabanı kaplayan mozaiklere basmadan kenardan ilerleyerek Anadolu’da eşi benzeri olmayan Medusa Mozaiği’ni görmek üzere Odeon’un içine giriyoruz.

Odeon – Kibyra Antik Kenti

Odeon, hem kent meclisi hem de tiyatro olarak kullanılan yaklaşık 2500 kişilik bir toplanma alanı. Roma döneminde ise burasının yargı meclisi olarak da kullanıldığını öğreniyoruz.

Efsaneye göre; Medusa zamanında çok güzel ve alımlı bir genç kız iken, Zeus’un kızlarından olan Athena’nın eşi denizler tanrısı Poseidon bu kıza tecavüz eder. Athena, Medusa’yı cezalandırmak için onu çirkin mi çirkin saçları yılandan oluşan, kime baksa taşa çeviren bir gorgona çevirir. Daha sonra hızını alamaz ve kafasını da kestirir. Bu vahşi hikayenin bu kadar sanatsal bir hale gelebilmesi de mozaik sanatının gücü olsa gerek diye düşünüyoruz. 🙂

Müzik dinletilerinin de yapıldığı bu binada orkestranın bulunduğu alanda, yerde opus sectile tekniği ile yapılmış Anadolu’da benzeri olmayan Medusa mozaiğiyle karşılaşıyoruz. Gerçekten insanın tüylerini diken diken eden bir zarafetle hayran hayran izlemekten başka bir şey yapamıyoruz. Kendisine kem gözle bakanları taşa çevirmesiyle ünlü Medusa ikonunun konu edilmesinin ise, muhtemelen o dönemde bildiğimiz ‘nazar değmesin’ anlamında kullanılmış olabileceğini ileri sürersek çok ileri gitmiş olur muyuz bilemiyoruz 🙂

Odeon’daki Medusa İkonlu Mozaik – Kibyra Antik Kenti

Opus Sectile Tekniği Nedir? Eski ve Ortaçağ Roma İmparatorluğu döneminde, mermer, sedef ve cam gibi malzemelerden elde edilen büyük parçaların bir araya getirilmesiyle ortaya çıkarılan sanat eserlerine özgü bir tekniktir.

MS 4. yüzyılda yaşadığı yangın sonunda kullanılamaz hale gelen bu güzel yapı tekrar onarılarak günümüzdeki haline kavuşuyor.

Geç Antik Çağ Hamamı

Odeonun hemen dış yanında bir hamam daha gözümüze çarpıyor. Roma döneminde hamamlar önemli toplantı ve istişare mekanları olduğundan neden hemen Odeon’un önünde konumlandığını anlayabiliyoruz. Görece daha geç bir dönemde, MS 5-7. yüzyıllar arasında yapılan hamamda, Odeon’dan sökülen taşlar kullanılmış. 2.600 metrekare iç yapı olmak üzere toplamda 5.400 metrekarelik alana yayılan hamamda kazılar sırasında birçok kadın ziynet eşyası bulunmuş olmasıyla, hamamın sadece erkekler değil kadınlar tarafından da yoğun şekilde kullanıldığını öğreniyoruz.

Hamam – Kibyra Antik Kenti

Çeşme

Tiyatro’dan Agora’ya doğru giden yolda sol tarafta fıskiye sistemli çeşmenin kalıntıları bulunuyor. Kent kazıları sırasında sonradan keşfedilen bu çeşme 2000 yıl önce yapılmış. Çeşmenin bulunması hem kentin su ihtiyacını nasıl karşıladığıyla ilgili bilgileri ortaya koymuş hem de dönemin estetik anlayışı ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgi vermiş.

Fıskiye – Kibyra Antik Kenti

Ana Cadde ve Agora

Yola devam edince karşımıza çarşı ve ana cadde çıkıyor. Ana cadde, merdivenlerle aşağı doğru uzanan yalnızca 40 metresi ortaya çıkarılabilmiş bir yol. MS 8. yüzyıla kadar kullanılan bu yolun çarşıyla kesişiminde eski bir tapınak kalıntısı bulunuyor. Artık sadece girişi kalmış olan yapının karşısında da eski zamanlara ait Agora’yı görüyoruz. Buralarda zamanında ticari, sosyal ve kültürel aktiviteler yapıldığını, ortaya çıkarılan Stoalardan ve dükkan yapılarından anlıyoruz.

Agora – Kibyra Antik Kenti
Ana Cadde – Kibyra Antik Kenti

Son olarak da Bazilika yapısını görmek için gittiğimizde yerinde yığınla taşlar ve kum görüyoruz. Muhtemelen arkeolojik kazıların devam ettiği bu bölgede ne yazık ki bazilikaya ait bir şey göremeden dönüyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir