Antalya,  ANTİK KENTLER,  TÜRKİYE

Patara Antik Kenti

Antalya’daki antik kentler sayılamayacak kadar çok ve biz bu sefer Patara’dayız. Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Patara Antik Kenti uzun kumsalıyla da biliniyor. Ayrıca 2020 yılının Patara yılı ilan edilmesiyle turizm açısından önemi de artmış görünüyor.

İPUCU: 2020 senesinin Patara yılı ilan ediliği gibi, 2019 da Göbeklitepe yılıydı. Göbeklitepe sayfamızı da ziyaret etmenizi öneririz!

Patara’nın Tarihi

Bölgenin en eski kentlerinden biri olan Patara’da yerleşimin Demir Çağı’ndan eski dönemlere kadar gittiği söyleniyor ve o dönemlerden kalma buluntular de bunu destekliyor. Hitit dilinde “Patar” adı verilen kent, Likya dilinde de “Pttara” adını almış.

MÖ 2. yüzyılda Patara, Roma’dan özerkliğini, Rodos’tan bağımsızlığını kazanmış ve Seleukos Krallığı’na bağlandıktan sonra da Likya Birliği’nin başkenti konumuna gelmiş. Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girdikten sonra da önemini korumaya devam etmiş. Roma’yı Anadolu’ya bağlayan bir deniz üssü olması ve ticaret gemileri için bir tahıl ambarı olması sayesinde önemini yüzyıllarca koruyabilmiş.

Eski bir liman kenti olan Patara

Bizans İmparatorluğu döneminde de yerleşimin devam ettiği Patara, Hristiyanlar için de oldukça önemli bir kent. Noel Baba olarak da bilinen Aziz Nikola’nın (Saint Nicolas) doğduğu şehir olan Patara aynı zamanda St. Paul’un Roma’ya gitmek için gemiye bindiği şehir. MS 325 yılında, İmparator Konstantin’in başkanlık ettiği İznik Konsülü’nde de Likya bölgesinden imza yetkisi olan tek kişi Patara Piskoposu Eudemos olduğu biliniyor. Bütün bunlar Hristiyanlıktan sonra da kentin önemini koruduğunun göstergeleri arasında sayılıyor.

Patara Antik Kenti

Patara limanının zamanla kumla dolmaya başlamasıyla liman kullanılamaz hale gelmiş ve şehir yavaş yavaş önemini yitirmiş. Rüzgarın daha çok kum getirmesiyle de şehir yavaş yavaş kumların altına doğru gömülerek tekrar ortaya çıkarılacağı güne kadar yer altında kalmış.

Patara’yı Gezmek

Patara Antik Kenti ve Patara Plajı’na giriş aynı noktadan yapılıyor. Gelemiş Köyü’nden sahile doğru giden yolda sağlı sollu birçok kalıntı görmek mümkün.

Kazıların da hala devam ettiği kentte, 2020’nin Patara yılı olmasıyla çalışmalar hızlanmış ve düzenlemeler artmış. Ancak yıl ortasında hala düzenleme çalışmalarının sürmesi bizi şaşırttı.

İPUCU: Patara Antik Kenti’nin girişi 30 TL ve Müzekart geçiyor. Yaz sezonunda (Nisan – Eylül ayları) 08:30 – 21:00 arasında, kış sezonunda da 08:30 – 17:30 arasında ziyaret edilebilir.

Yol boyunca Zafer Takı, Bizans Bazilikası gibi eserleri gördükten sonra Likya Birliği Meclis Binası, Antik Tiyatro, Sütunlu Ana Cadde ve Hamam’ın görülebileceği kent merkezine geliyorsunuz. Daha da ilerlerseniz Patara Plajı’na çıkabilirsiniz. Şimdi bu eserlere biraz daha yakından bakalım.

Mettius Modestus Takı

Ören yerinin ana girişinden 400 metre sonra sağ tarafta Mettius Modestus Takı’nı göreceksiniz. Şehre kuzey yönünden, karadan giriş noktasını simgeleyen tak, MS 100 yıllarında şehrin valisi olan Mettius Modestus tarafından yaptırılmış. Üç kemerli, 10 metre yüksekliğinde bir yapı olan tak, yerel kireç taşları kullanılarak yapılmış.

Mettius Modestus Takı – Patara

Giriş tarafında “Likya Ulusunun Başkenti Patara Halkı” yazan takın üzerindeki yazıtta da “Likya ve Pamfilya Eyaleti genel valisi Mettius Modestus’u, babası Mettius Rufus’u, annesi Honorata’yı, valinin tanrısını ve Patara kentinin kendi hayırseverlerini onurlandırmaktadır” yazıyor.

Takı inceleyebilmek için aracınızı yolun kenarına park etmeniz ve sonra tekrar arabayla yola devam etmeniz gerekiyor, çünkü tak, antik kentin merkezinden oldukça uzakta bulunuyor. Patara zamanının en büyük kentlerinden biri olduğu için bulunan eserler de oldukça geniş bir alana yayılmış durumda.

Bizans Bazilikası

Takı geçtikten sonra biraz daha ileride sağda Bizans Bazilikası’nın kalıntılarını görebilirsiniz. MS 6. yüzyılda yapılan bazilika, Likya’nın en erken ve en büyük Hristiyan bazilikalarından biri, aynı zamanda Patara’daki tek bazilika.

Bazilikanın yanında bir de piskoposluk sarayı keşfedilmiş ancak bu sarayın da büyük kısmı henüz toprak altında ortaya çıkarılmayı bekliyor. Zemini mozaik kaplı bazilikanın yanına yaklaşamıyor, içine giremiyoruz, ancak tel örgüler arkasından incelemekle yetinmek zorunda kalıyoruz.

Bizans Bazilikası – Patara

Likya Birliği Meclis Binası

Fransız aydını Montesquieu “Yasaların Ruhu” adlı ünlü eserinde Likya’yı “Cumhuriyet modelinin mükemmel bir örneği” olarak gösterir. İşte şimdi bu cumhuriyetin meclisindeyiz.

Bouleuterion adı verilen meclis binası, MÖ 2. yüzyılda yapılmış ve zaman içinde eklemelerle büyümüş. MS 2. yüzyıldaki bir depremde yıkıldıktan sonra tekrar yapılmış ve odeion, yani müzik evi, işlevi de getirilmiş.

Küçük bir tiyatroya benzeyen, yaklaşık 1400 kişilik bu yapının bir de vali için yapılmış, tribunelle adı verilen loca kısmı bulunuyor.

Likya Birliği Meclis Binası – Patara Antik Kenti

Yapının önündeki stoa kısmında Patara Antik Kenti kazılarında bulunmuş yazıtlar dizilmiş. Birçoğu kentin önde gelenlerini öldükten sonra onurlandırmak için yapılmış bu yazıtlar arasında meclis üyelerinin listesini içeren yazıtlar da bulunuyor.

Patara Kenti Yazıtları

Tiyatro

Kentin güneyinde, denize yakın kısmında bulunan, yaklaşık 6000 kişilik antik tiyatro, MÖ 1-2. yüzyıllarda yapılmış. Tiyatronun en üst kısmında bir de tapınak yapılmış. Tanrıya ve imparator kültüne adanan bu tapınak Patara tiyatrosu için önemli görülen bir uygulama olarak değerlendiriliyor. Tiyatroda oyunların yanı sıra gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri de sergilenirmiş.

Patara Antik Kenti Tiyatrosu

Biz gittiğimizde restorasyon aşamasında olan tiyatroda çalışmalar sürüyordu. 2020 Patara yılının ortasında hala çalışmaların devam ediyor olması ve iş makinelerinin antik kentte dolaşıyor olması düşündürücü.

Patara Antik Kenti Tiyatrosu

Ana Cadde

Patara’nın oldukça iyi korunmuş, 12 metre genişliğindeki ana caddesi, limanı agoraya bağlarmış. 100 metrelik bir bölümü ortaya çıkarılmış olan caddenin her iki yanında granit ve mermerden yapılmış sütunlu revaklar ve bu revakların arkasında da dükkanların temelleri görülebiliyor.

Caddenin üzerinde tekerlek izleri olmadığı için caddenin sadece yaya kullanımına açık olduğu düşünülüyor. Caddenin altından kanalizasyon sisteminin geçtiği de tespit edilmiş. Daha sonra depremlerle çöküp su altında kalan cadde bugün de sütunlu yapısıyla oldukça ilgi çekici görünüyor.

Patara Antik Kenti’nin Sütunlu Ana Caddesi

Hamam

Ana Cadde’nin yanında, şehrin merkez hamamı olduğu düşünülen bir yapı bulunuyor. Hamamın bir kısmı hala toprak altında olduğu için bugün daha çok bir yıkıntı görünümünde. Keşfedilen kısmından hamamın soğukluk, ılıklık, sıcaklık gibi bölümlerden oluştuğu anlaşılmış ancak hangi yüzyılda yapıldığı henüz tespit edilememiş.

Hamam Kalıntıları – Patara Antik Kenti

Patara Plajı

Antik kentin devamında Patara Plajı yer alıyor. İnce kumluk, sığ bir denizi olan plajda deniz genelde dalgalı. Duş, tuvalet, soyunma kabini, şezlong, şemsiye, cafe gibi imkanlar ise plajda mevcut.

Patara Plajı

12 km uzunluğundaki bu plaj Türkiye’nin en büyük kumsallarından biri. Kum tabakası yer yer 300 metreyi bulabiliyor, bu sebeple de Tosun Paşa gibi Yeşilçam’ın önemli filmlerinin çöl sahneleri bu kumsalda çekilmiş.

Akdeniz’in önemli canlıları olan Caretta Caretta kablumbağaları için ise Patara Plajı önemli bir üreme alanı.

Patara Plajı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir