ANTİK KENTLER,  Isparta

Pisidia Antiokheia Antik Kenti

Bi’ Gün Yine Yoldayız ve bu defa istikametimiz Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nin yer aldığı Isparta’nın Yalvaç ilçesi. Anadolu’nun farklı noktalarındaki antik kentleri gezmeye ve sizlere anlatmaya devam ediyoruz. O kadar zengin bir coğrafyada yaşıyoruz ki nereye hangi ilimize gitsek muhakkak bin yıllar öncesinin izlerine denk geliyoruz. Onların her birini incelemek ve araştırmak bize heyecan veriyor.

Pisidia Antiokheia (Yalvaç) Nerede?

Yalvaç, Isparta’nın Sultan Dağı güney eteklerinde yer alan ilçesi. Yalvaç’ın 1 km kuzeydoğusunda yer alan Antiokheia, Pisidia ve Frigya bölgesinin kesişim noktasında.

Denizden 1235 metre yükseklikte bulunan bu antik kentin manzarası da gezimiz sırasında dikkatimizden kaçmıyor. 3 tarafı surlarla bir tarafı da derenin oluşturduğu vadiyle çevrili Pisidia Antiokheia Antik Kenti, Pisidya ve Frigya arasında karakol konumunda stratejik öneme sahipmiş.

Pisidia Antiokheia’da Sütun Kalıntıları

Pisidia Antiokheia’nın Tarihi

Pisidia Antiokheia Kenti’nin tarihinin MÖ. 3. yüzyıla dayandığı söylense de Pisidia bölgesinde yer alan civar köylerde MÖ. 3000 yıllarına, İlk Tunç Devri’ne dayanan höyüklerin yani yerleşim yerlerinin olduğu belirtiliyor. Yani Yalvaç MÖ. 3000’den bugünlere kadar yerleşimin olduğu bir bölge. Büyük İskender’in ölümüyle beraber Anadolu’daki topraklar dağılırken Pisidia bölgesinde Seleukos Hanedanlığı yer almış ve kurucusu I. Nikator Pisidia Antiokheia’sını kurmuş. Antik Kent daha sonra Bergama Krallığı’nın, ondan sonra da Roma’nın egemenliğine girmiş.

Seleukos Hanedanı’nın ve Pisidia Antiokheia’nın kurucusu I. Nikator tarafından 60 taneye yakın kent kurulmuş ve bu kentlerden 16 tanesinin ismi Antiokheia olmuş. Bu sebeple bugün ülkemizde üç farklı noktada Antiokheia ismiyle bilinen antik kent bulunuyor. Bunlardan biri ve tabii ki Hatay’a Antakya ismini vermesinden dolayı en çok bilineni Asi Antiokheia’sı, bir diğeri Aydın’ın Kuyucak ilçesine yer alan ancak bugün hala toprak altında olan antik kent ve Pisidia Antiokheia’sı.

Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde Neler Görülebilir?

Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde çalışmalar devam ediyor. Çalışmalar sırasında çıkarılan yapı parçaları henüz üst üste konmamış ve alanda dağınık bir şekilde duruyor. Bu sebeple bu antik kenti ziyaret ederken diğer antik kentlerdeki gibi büyük yapılar görmeyi beklemeyin. Ancak istiflenmiş sütun ve kemer yapılarının üzerindeki desen ve motifler daha önceki antik kent gezilerimizde görmediğimiz türden. Bizim önerimiz Pisidia Antiokheia Antik Kenti’ni gezerken bu taşları da yakından incelemeniz yönünde.

Batı Giriş Kapısından Motifli Parçalar

Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde göreceğiniz noktalar Batı Kapısı kent girişi, Hadrian Kapısı, Decumanus Maximus ve Cardo Maximus caddeleri, Tiyatro, Tiberius Alanı, Propylon, Augustus Tapınağı ve St. Paul Bazilikası.

Batı Kapısı

Pisidia Antiokheiası’nın üç girişi arasından ana girişi, bugün de ziyaretin başlangıç noktası olan Batı Kapısı. Bu noktada kent surlarından ve Hadrianus Kapısı’ndan kalan parçalar görülebilir. Antik kentin Hadrianus Kapısı, imparatorun MS. 129 yılındaki ziyareti için yapılmış ve sonrasında da zafer takı olarak yenilenmiş. Üç girişi olan kapının bugün sadece dört ayağını olduğu yerde görebiliyoruz. Geri kalan parçaları dağınık bir durumda. Bu parçalarda askeri flamalar, deniz canlıları, boğa başları, askeri silahlar vs. görülüyor.

Pisidia Antiokheia – Hadrianus Kapısı Kalıntıları

Batı Kapısı girişinden sonra Hadrianus Kapısı’nı geçince ortasında su kanalı olduğu belli olan merdivenli bir yol sizi bekliyor. Bu yolun iki tarafında dükkanlar sıralanıyor. Bu yoldan çıktıktan sonra sütunlu yapısıyla dikkatinizi çekecek Decumanus Maximus Caddesi sizi karşılıyor ve hemen caddenin 50 metre devamında da Tiyatro bulunuyor.

Batı Girişindeki Dükkan Kalıntıları

Tiyatro

Pisidia Antiokheia tiyatrosu 5 bin kişilik küçük bir tiyatro. Yapının özellikle üst bölümlerindeki caveaları (oturma alanları) artık seçilebilir durumda değil. Ama bir yandan çalışmalar devam ediyor. Sahne ve orkestra bölümünden de geriye pek bir şey kalmamış. Orkestra alanının duvarlarının zaman içerisinde yükseltilmesi, tiyatronun daha sonradan gladyatör dövüşleri için de kullanıldığını gösteriyor. Ayrıca bu tiyatronun, St. Paul’ün izinden giden Azize Tekla’nın inancı yüzünden eziyet gördüğü halde inancından vazgeçmediği nokta olduğu da belirtiliyor.

Pisidia Antiokheia – Tiyatro

Decumanus Maximus ve Cardo Maximus Caddeleri

Tiyatrodan yukarı doğru ilerlendiğinde Decumanus Maximus ile Cardo Maximus Caddelerinin kesişim noktalarına ulaşılıyor.

Kentin Batı Kapısı’ndan başlayan ve toplamda 410m. uzunluğunda olan Decumanus Maximus Caddesi kentin en batısından en doğusuna uzanıyor. Onu dik bir şekilde kesen 400m.’lik Cardo Maximus Caddesi de en kuzeyinden en güneyine doğru uzanıyor. Diğer bütün cadde ve sokaklar da bu caddelerle birleşiyor. Bu özellikleri ile kent planının ne kadar muntazam olduğunu ve ulaşımın ne kadar özenle planlandığını da görmek mümkün. Tiyatro ve kamu yapıları da bu iki caddenin kenarlarına yapılmış. Ayrıca kentin kanalizasyon yapısı sayesinde de yağmur yağdığında caddelerde su taşkınlarının engellendiğini öğreniyoruz.

Cardo Maximus Caddesi’nde ilerlendiğinde karşınıza ilk olarak Tiberius Meydanı çıkıyor.

Tiberius Meydanı (Tiberia Plata)

Cardo Maximus Caddesi’nin devamında yer alan 30 metre genişliğinde 90 metre enindeki bu meydan kentin yaşam alanıymış. Augustus Tapınağı’na ulaşan yolun başındaki bu meydanın etrafında da yemek yerleri, eğlence alanları ve dükkanlar olduğu düşünülüyor. Hemen bu alanın sonunda tapınağa ulaşımı sağlayan merdivenler ve Propylon (anıtsal kapı) bulunuyor.

Tiberius Meydanı’nda bir de Merkez Kilise (Bizans Kilisesi) bulunuyor. Tabii bu bazilikanın bugün sadece haç yapısının korunduğu görülüyor, onun haricinde duvar yapısı bulunmuyor. Bu kilisenin Aziz Paulos’un ilk vaazını verdiği sinagog üzerine yapıldığı belirtiliyor.

Tiberius Meydanı ve Merkez Kilise

Propylon

Tiberius Meydanı ile Augustus Tapınağı arasında bağlantı görevi gören Propylon 12 basamağa sahip bir anıtsal kapı. Üç kemerli girişe sahip yapının daha sonra pek çok yapıya esin kaynağı olduğu da belirtiliyor. Propylon, MS. 1.yüzyılda Marcus Antonius’u yenen İmparator Octavianus adına yapılmış. Kemerleri üzerinde iki Pisidialı savaş esiri kabartması, aşk tanrısı Eros ve zafer tanrıçası Nike kabartmaları bulunuyormuş.

Propylon’un Süslemeli Parçaları

Augustus Tapınağı ve Kutsal Alanı

Kentin en yüksek noktasında yer alan ve antik kentin öne çıkan yapısı Augustus Tapınağı, kayaların oyulması ile yapılmış. Tapınaktan geriye kalan Korinth başlıklı, yivli sütunları görmek mümkün. Propylon’dan geçtikten sonra sizi devasa bir alan ve ortasında tapınak noktası karşılıyor. Tapınağın arkasında da yarım daire şeklinde Portiko (sütunlu galeri – stoa) bulunuyor.

Pisidia Antiokheia Augustus Tapınağı Kalıntıları

Bu bölgede daha önceleri Anadolu Tanrıçası Kybele ve sonrasında Ay Tanrısı Men için kayaların oyulmasıyla yapılan tapınağın, sonradan Augustus Tapınağı’na dönüştürüldüğü düşünülüyor.

Augustus Tapınağı’nın Yalvaç Müzesi’ndeki Maketi

Tapınaktan dönerken karşınızda Yalvaç Ovası uzanıyor ve hem eski hem de yeni şehri izleyebilme imkanı sunuyor. Tam bu noktada durunca insan kendini yeryüzünde ve yeryüzü tarihinde oldukça küçük hissediyor. Tapınaktan sonra tekrar Cardo Maximus Caddesi’ne çıkarak kaldığımız yerden yola devam ettiğimizde karşımıza Anıtsal Çeşme çıkıyor.

Augustus Tapınağı’ndan Propylon ve Yalvaç Manzarası

Nympheum (Anıtsal Çeşme)

Hemen her antik kentte yer alan Nympheum yani Anıtsal Çeşme, Pisidia Antiochiası’nda da halkın sosyalleşme alanı olarak tasarlanmış ve kentin ana caddelerinden Cardo Maximus’un sonunda yer alıyor. 1465 metre yükseklikteki bu kente su 11 km mesafeden getirilmiş ve bunun için de su kemerleri inşa edilmiş. Maalesef çeşmenin sütun yapılarına ve süslemelerine dair bugüne kadar az sayıda kalıntıya ulaşılabilmiş.

Pisidia Antiokheia Anıtsal Çeşmesi

Kuzey Kilisesi

Kuzey Kilise, Merkez Kilise’den büyük ancak ana kiliseden küçük. Yapının en sağlam kalmış kısmı, ana apsisi ancak o da sadece zemin olarak görülüyor. Kilisede farklı zamanlardan yapı izleri bulunuyor. Kuzey Kilise’yi de keyifle izledikten sonra kilisenin yanından Hamam yapısına doğru patika bir yoldan ilerliyoruz.

Kuzey Kilisesi Kalıntıları

Hamam

Kuzey Kilise’nin devamında yer alan noktada diğer alanlara kıyasla daha fazla korunmuş bir bina bulunuyor. Bu bina kimi kaynaklara göre hamam olarak adlandırılsa da üzerindeki açıklamada farklı dönemlerde karargah binası, silah deposu, kiler ve piskoposluk sarayı olarak da kullanıldığı ifade ediliyor. Bugün etrafı çevrili olduğu için maalesef içine girmek mümkün değil.

Hamam / Karargah Yapısı

St. Paul Kilisesi

Hamamdan çıkışa doğru gidilirken sağda St. Paul Kilisesi antik kentin ilk ve en büyük kilisesi olarak dikkat çekiyor. St. Paulus, Pisidia Antiociheia’yı MS. 46-58 yılları arasında ziyareti sırasında, bu kilisenin yerinde bulunan sinagogda vaaz vermiş, Hristiyanlığı buradan yaymaya başlamış. MS. 325’te sinagog yerine kilise inşa edilmiş ve St. Paul adına yapılmış en eski kilise olarak biliniyormuş. O nedenle burası önemli bir hac noktası olarak kabul ediliyor. Ziyaretimiz sırasında bu noktada yoğun bir restorasyon çalışması devam ediyor olduğundan ileride birgün tekrar buraya dönmek üzere yolumuza devam ediyoruz.

Restorasyon Çalışmaları Devam Eden St. Paul Kilisi

Yalvaç Müzesi

Antik Kenti gezdikten sonra antik kente yaklaşık 1 km uzaklıkta Yalvaç’ın içindeki Yalvaç Müzesi’ni ziyaret ediyoruz. Bu müze Pisidia Antiokheia civarında yapılan kazılardan çıkan eserlerin sergilenmesi amacıyla 1966 yılında açılmış. İlerleyen yıllarda da daha rahat gezilebilmesi adına çeşitli düzenlemeler yapılmış.

Müzenin içinde Prehistoria Salonu, Klasik Eserler Salonu, Etnografya Salonu ve St. Paul salonu olmak üzere toplamda 4 alan bulunuyor. Bir de bahçe alanı gezilebiliyor. Çok geniş olmayan müzeyi hızlıca gezebiliyorsunuz.

Yalvaç civarında 50’den fazla tarih öncesi yerleşim yerlerinin yani höyüklerin olduğu belirtiliyor. Bu döneme ait fosiller, eşyalar, kalıntılar Prehistoria Salonu’nda sergileniyor.

Klasik Eserler Salonu’nda da Helenistik dönemden, Romalılar zamanından özellikle Antiocheia heykeltıraşlık okulundan heykeller yer alıyor. Ayrıca bu döneme ait kaplar ve günlük kullanıma uygun eşyalar da burada sergileniyor. Özellikle tanrı ve tanrıçalara ait heykeller bu bölümün en çok dikkat çeken eserleri.

Yalvaçlıların yaşamını gösteren eşya ve dekoratif unsurlar da Etnografya Salonu’nda sergileniyor.

Antiocheia için önemli olan St. Paul’e ayrılan salonda da Hristiyanlık dönemlerine ait eserler ve St. Paul’ün yolculuklarına ait bilgilendirmeler bulunuyor.

Yalvaç Müzesi Klasik Eserler Salonu

Gezimizi bahçeden bulunan ve Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nden çıkarılan eserleri gezerek sonlandırıyoruz.

Yalvaç Müzesi Bahçesi’nde Sergilenen Kalıntılar

Yalvaç yani Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nin tarihteki öneminin büyük olmasına rağmen bugün henüz yeteri kadar ortaya çıkarılamamış maalesef. O nedenle bu bölgede gezerken diğer antik kentler kadar büyüleyici yapılar görmek mümkün değil fakat yine de MÖ. 3000 yıllarına dayanan bu bölgeyi gördüğümüz için sevinçle ayrılıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir