ANTİK KENTLER,  Burdur

Sagalassos Antik Kenti

Sagalassos, Türkiye’de en iyi korunmuş antik kentlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Özelikle son zamanlarda Türkiye’nin tanıtım videolarında sıklıkla karşımıza çıkan çeşmesi Sagalossos’u duymayanların bile hatırlayacağı bir görüntü olarak kabul edilebilir.

İskender Tepe, Düzen Tepe gibi pek çok tepe üzerine kurulmuş bir Pisidya bölgesi antik kenti olan Sagalassos, Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor. Antik kent, 1706’da yeniden keşfedilmiş ve 1800’lerde yabancıların dikkatini çeken bir nokta olmuş. 1900’lerde de zaman zaman gündeme gelse de ancak 1900’lerin sonunda kazılara başlanmış.

Bir başka Pisidya Antik Kenti olan Pisidia Antiokheia Antik Kenti yazımızı da bu linkten okuyabilirsiniz.

Sagalassos Antik Kenti

Sagalassos’un Önemi

Sagalassos, ulaşımı zor, korunaklı bir kent olarak karşımıza çıkıyor. Kurulduğu nokta denizden 1450-1630 metre yükseklikte, vadiler arasında sulak bir alanda bulunuyor. Etrafında çokça pınar, Ağlasun Çayı ve Aksu Nehri (Kestros) yer alıyor.

Sulak olmasından dolayı verimli toprakları olan kentte tarımın yanı sıra nehir taşımacılığı, killi toprak yapısı sayesinde seramik üretimi ve çömlekçilik de bölgenin önemli geçim kaynaklarından olmuş. Hem sulak hem de korunaklı olması sebebiyle tarihte stratejik önemi olan bölgelerden biri olan Sagalassos, döneminin oldukça büyük kentleri arasında sayılırmış.

Sagalassos Antik Kenti Civarındaki Topraklar

Sagalassos’un Tarihi

Sagalassos’ta insanlığa dair ilk izler MÖ. 10 binlere dayanır, tarım izleri de MÖ 4200’leri işaret eder. Bölgede ilk olarak Luviler’in yaşadığı biliniyor, takiben kent Pisidyalılara katılıyor ve sonra da Pers Egemenliği altına giriyor.

Sagalassos’un MÖ. 5. yüzyılda kurulduğu bilinse de tarih sayfalarındaki yerini MÖ. 333’te Büyük İskender’in fethiyle aldığı belirtiliyor. MÖ. 25’te Roma İmparatorluğu’na bağlanıyor. MS. 2. yüzyılda Roma İmparatoru Hadrian döneminde Pisidya’nın başkenti oluyor. MS. 600’lerde deprem ve veba salgını ile kent zayıflasa da MS. 13. yüzyıla kadar yaşam devam ediyor. 1700’lerin başında keşfedilene kadar yerini yakındaki Ağlasun kentine bırakıyor.

Sagalassos Antik Kenti Yerleşim Maketi

Sagalassos’ta Görülecek Yerler

Sagalassos oldukça geniş ve birden çok tepeye yayılmış bir antik kent. Tepede olmasından dolayı da diğer antik kentlere kıyasla daha iyi korunmuş. Kazı çalışmalarının hala devam ettiği Sagalassos Antik Kenti’nde ileride daha çok eserin ayağa kaldırılacağı aşikar. Hali hazırda geniş bir alana yayılmış olan kenti gezmek için 1,5-2 saat ayırmanızı tavsiye ederiz.

Sagalassos’un simgesi haline gelen çeşmesine gitmeden önce ana yolun alt tarafında kalan bölümleri dolaşarak başlıyoruz gezimize.

İmparatorluk Dönemi Hamamı

İmparatorluk Dönemi Hamamı’nın bulunduğu yerde, MS. 10 – 30 yılları arasında Sagalassos’un ilk hamamı olarak bilinen İtalyan tipinde yapılmış bir hamam yer alıyormuş. İmparator Hadrian zamanında ise dini merkez haline gelen Sagalassos’a gelen ziyaretçiler için 120- 165 yıllarının arasında bu bahsettiğimiz Büyük Hamam inşa edilmiş. 5000 metrekarelik alanıyla Sagalassos’un en büyük binası olan bu haşmetli yapıyı görüp de etkilenmemek gerçekten mümkün değil.

Gezerken henüz pek çok bölümü kapalı ve kazı aşamasında olduğunu gördüğümüz hamamın iki katlı olduğunu, kadın erkek için ayrı ayrı olmak üzere soğukluk, ılıklık ve sıcaklık odalarının olduğunu öğreniyoruz. Diğer hamam yapılarında da görmeye alıştığımız bu bölümlerin yanı sıra soyunmalıklar, buhar odaları, servis mekanları, açık havuz ve halka açık tuvaletler de buranın yapılırken özellikle lüks ihtiyaçların göz önünde bulundurulduğunun ispatı niteliğinde.

Sagalassos Antik Kenti İmparatorluk Hamamı

Mermer Salon

Anadolu’daki büyük antik kentlerdeki hamamların ortasında genellikle tören ve kutlamaların yapıldığı salonlar bulunduğunu öğreniyoruz. Buradaki İmparatorluk Dönemi Hamamı’nın ortasında da törenlerin yapıldığı görkemli bir Mermer Salon yer alıyor. Bu da bize hamamların o dönemde nasıl bir sosyal alan olduğunu açıkça gösteriyor. Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan salon nişlerinde, imparator ve imparatoriçelere ait devasa heykelleri görebilirsiniz.

Hamamdan sonra ana cadde üzerinde ilerlerken sol taraftaki bölümde Aşağı Agora Kent Meydanı, Hadrian Çeşmesi, Tiberius Kapısı, Sütunlu Cadde ve en aşağıda Hadrian ve Antoninus Pius anıtsal alanı bulunuyor. Hemen karşıda da İskender Tepesi görülüyor.

Sagalassos Antik Kenti Hamamın Mermer Salonu

Hadrian Çeşmesi

MS.129-132 yılları arasında inşa edilmiş Hadrian Çeşmesi Aşağı Agora’nın hemen yukarısında yer alıyor. Edikula mimarisindeki iki katlı çeşmenin ikinci katı şehrin girişindeki sütunlu caddenin başından görülecek şekilde yapılmış. Çeşmenin aşağı katında, merkez nişte 4,5 ton ağırlığında, 3 metre yüksekliğinde devasa bir Apollo Heykeli bulunuyormuş. Çeşme, Apollo Klarios Tapınağı’na yakın olduğu için Apollo’ya adanmış.

Edikula Mimarisi Ne Demek?
Antik dönemlerde sütunlu nişlerin üzerinde üçgen alınlıkların olduğu yapı şekli.

Sagalassos Antik Kenti Hadrian Çeşmesi

Aşağı Agora

Aşağı Agoranın, MÖ. 27 – MS. 14 yılları arasında İmparator Augustus zamanında yapıldığını öğreniyoruz. Sütunlardan ve portikolardan oluşan meydanda sıra sıra dükkanları hayal ederek buraları gezebilirsiniz. Lokanta, bar, restoranların yer aldığı bu bölgede canlı bir yaşam alanı olduğunu söylemek yanlış olmaz . Agoranın hemen yan duvarında da Severuslar Çeşmesi yer alıyor.

Sagalassos Antik Kenti Aşağı Agora

Severuslar Çeşmesi

Agoranın kuzeybatısında yer alan çeşmeden ancak kalıntılar ve parçalanmış şekilde bulunan heykeller günümüze ulaşmış durumda. Çeşmenin arka bölümünde sekiz adet niş bulunuyormuş ve ortalarında da heykeller yer alıyormuş. Çeşmede yapılan kazılarda iki adet Nike heykeli bulunmuş.

Sagalassos Antik Kenti Severuslar Çeşmesi

Sütunlu Cadde

Yaklaşık 300m. uzunluğunda ve 10m. genişliğindeki Sütunlu Cadde MS. 1. yüzyılın ilk yarısında yapılmış. Taşlarla döşenmiş ve iki yanında dükkanların yer aldığı bu cadde yapısı, Anadolu’daki ilk örneklerinden. Sagalassos arazisinin tepelik yapısı sebebiyle, bu caddenin inşasında da zorluklar ortaya çıkmış. Yolun yapımında tepelerin arasını doldurmaları gerekmiş. İskender Tepesi’nden kente girmek için gelenler bu caddenin alt ucundan giriş yaparlarmış.

Sagalassos Antik Kenti Sütunlu Cadde

Tiberius Kapısı

Tiberius zamanında Sütunlu Cadde’nin başına ve sonuna inşa edilen iki adet anıtsal kapının üzerinde yer alan meyve süslemelerinin İmparator Augustus zamanında başlayan uzun barış dönemi olarak bilinen “altın yüzyılı” temsil ettiğini öğreniyoruz.

Kapıdan, Sütunlu Cadde’ye basamaklarla çıkıldığı için bu yolda tekerlekli araçların kullanılmadığını belirtelim. Sagalassos genel olarak tepelik arazi olduğu için şehrin genelinde tekerlekli araçların yerine yük hayvanlarının tercih edildiğini anlıyoruz. Ne acıklı ki Tiberius anıtsal kapılarının MS. 500 civarında yıkıldığı tahmin ediliyor.

Odeon

Agora’dan geriye doğru girişteki ana caddeye çıktığımızda karşımıza hemen Odeon çıkıyor. Kapalı bir tiyatro ve konser salonu olan Odeon, MÖ. 27 – MS. 14 yılları arasında İmparator Augustus zamanında yapılmaya başlanmış ancak yapımı 200 yıl sürmüş. 1500 – 2000 kişilik bu yapının 50m uzunluğunda bir sahnesi varmış. Yapının akustiğinin iyi olmasından dolayı kültürel etkinliklerin yanı sıra meclis toplantıları için de kullanıldığı düşünülüyor. Odeon maalesef günümüze kadar pek korunamamış, sadece bir bölümünde yapının durumu net bir şekilde görülebilir halde.

Sagalassos Antik Kenti Odeon

Odeon’un sağ tarafındaki basamaklı yoldan şehrin üst bölümüne doğru ilerliyoruz. Karşımıza öncelikle Macellum çıkıyor.

Macellum

Kentin üst bölümünde, yukarı agoranın alt tarafında yer alan bu bölümde lüks eşyaların satıldığı bir pazar olan Macellum yer alıyor. Avlunun üç tarafında sütunlardan oluşan portikolar ve onların içinde yer alan dükkanlar bulunuyor. Avlunun manzaraya bakan tarafı ise açık bırakılmış, buradan harika vadi manzarasını izlemek de mümkün.

Avlunun orta bölümünde bugün de yerli yerinde olan 6 m. çapında bir Tholos yer alır. Tholosun ortasında su bölümü olduğunu ve bir zafer anıtı olarak inşa edildiğini öğreniyoruz. Genel olarak Macellumun MS. 600 yıllarına kadar kullanıldığı düşünülüyor.

Tholos Ne Demek?
Antik dönemde etrafı sütunlarla çevrili, yuvarlak planlı, kubbeli mimari yapılara tholos adı verilir.

Sagalassos Antik Kenti Macellum

Macellum’dan sonra kentin en çok bilinen alanı olan Yukarı Agora ve Antininler Çeşmesi’ne doğru ilerliyoruz.

Yukarı Agora

Yukarı Agora’ya giderken, yapılan çalışmalar sonrasında tekrar ayağa kaldırılan Claudius Kemerleri’ni görüyoruz. Parçaların yerlerine çok başarılı bir şekilde yerleştirilmiş olduğunu görmek bizi çok mutlu ediyor.

Bu kemerlerden geçince karşımıza çıkan büyük geniş alan şehrin yukarı agorası. Antoninler Çeşmesi de bu agorada yer alıyor.

Sagalassos Antik Kenti Yukarı Agora

Bu meydan Hellenistik Dönem’de politika konuşmak için toplanılan alan olarak kullanılıyormuş. Bundan dolayı da Kent Meclisi buraya hakim bir alana inşa edilmiş. İmparator Augustus zamanında yeniden düzenlenen meydanın üç tarafına portiko yapılmış ve dört köşesine de şehrin her yerinden görülebilecek, 14m uzunluğunda anıtsal sütunlar inşa edilmiş. Yüzyıllar içinde, kentin önde gelen kişileri ve aileleri için bu meydana çeşitli heykeller yapılmış.

Antoninler Çeşmesi

MS. 160 – 180 yılları arasında Yukarı Agora’da yedi farklı taştan inşa edilen tek katlı çeşme 28m uzunluğunda 9m yüksekliğinde. Bugün de su akan çeşmenin iki tarafında birer tane ve ortasında dört tane olmak üzere toplam altı adet edikula yapısı görülüyor.

İmparator Augustus ile başlayan, barış ve refah dönemi olarak bilinen “altın çağ” boyunca kentte süslemeler öne çıkmış. Yapılan çeşmeler de bu etkinin sıklıkla görüldüğü alanlar olmuş. Antoninler Çeşmesi’nin dikkat çeken noktaları Şarap Tanrıs Dionysos heykelleri ve onun için yapılan tiyatro maskeleri ve üzüm desenlerinin kabartma olarak yer alması. Çeşmenin iki başında Dionysos ve Satyr grubu heykelleri de yer alıyor. Bu heykellerin Afrodisias’ta yapılarak buraya getirilmiş olduğunu öğreniyoruz.

Sagalassos Antik Kenti Antoninler Çeşmesi

Heykelleri ve mermer işçiliği ile bilinen Afrodisias Antik Kenti yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Antoninler Çeşmesi’nde çok tanrılı dine inanılan zamanlardan kalan çok sayıda tanrı heykeli de yer alıyormuş. Bunlar Hristiyanlığa geçişle birlikte kırılmış. Yapılan kazı çalışmaları sırasında bulunan bu heykellerin orijinalleri Burdur Müzesi’nde sergileniyor. Burada yalnızca birer kopyalarını görebiliyoruz.

MS. 610 civarındaki bir depremle bu çeşme yıkılmış ve yapılan kazı çalışmaları ile parçaları ortaya çıkarılarak tekrar ayağa kaldırılmış ve su akar hale getirilmiş.

Başmelek Mikail Bazilikası

Antoninler Çeşmesi’nden sonra hemen yan tarafındaki metal merdivenden üst bölüme doğru ilerlemeye devam ediyoruz. Bu bölümün sol tarafında Başmelek Mikail Bazilikası yer alıyor. Bu bazilika MS 4. yüzyılda kullanım dışı kalan meclis binasının olduğu yere yapılmış ve Başmelek Mikail’e adanmış. Bazilika ancak 200 yıla yakın kullanımda kalabilmiş. Bazilika bugün mozaik ve mermer kalıntılarıyla öne çıksa da koruma katmanı altında olduğu için maalesef görülemiyor.

Sagalassos Antik Kenti Başmelek Mikail Bazilikası

Kuzeybatı Heroon

Bazilikanın karşısında Kuzeybatı Heroon’u yer alıyor. MS 1. yüzyılda İmparator Augustus zamanında 15m yüksekliğinde yapılmış Heroon, Sagalassos halkından bir hayırseveri onurlandırmak için yapılmış.

Heroon’un üzerindeki kabartmalar oldukça dikkat çekici. Gerçek boyutlara yakın 14 genç kızın yer aldığı bu frizlerde dans eden, eğlenen kızlar görülüyor. Bu motifler de Dionysos kültü ile eşleştiriliyor. Burada kopyaları yer alan frizlerin orjinalleri Burdur Müzesi’nde bulunuyor. Genç bir erkeğe ait bir heykel başı da bu anıtın önünde bulunmuş ve Heroon’un yapıldığı hayırsever ailenin ferdi olduğu düşünülüyormuş.

Heroon: Eski bir Yunan ya da Roma kahramanına adanmış anıtsal mezar ya da türbe, sembolik mezar.

Sagalassos Antik Kenti Kuzeybatı Heroon

Tiyatro

Antoninler Çeşmesi’nden uzakta, şehrin yüksek bir noktasında yer alan tiyatro, manzarasıyla da dikkat çekiyor. Sagalassos Antik Tiyatrosu aynı zamanda “dünyanın en yüksek rakımlı antik tiyatrosu” ünvanına da sahip.

Yapımına MS. 120 yılında başlandığı düşünülen tiyatro, her sene Pisidya’da yapılan kutlamalar için yapılmış. 9000 kişilik kapasitesi ile şehrin o dönemki kapasitesinin çok üzerinde inşa edilmiş, ancak maddi yetersizlikler sebebiyle inşaat MS. 180-190 yıllarında durmuş ve sahne binası da tek katlı olarak kalmış.

Bugün tiyatronun büyük bir bölümü ayakta olsa da oturma bölümleri de sahne bölümü de yıkık halde. Bu sebeple tiyatroya girişi bulmak için kayaların üzerinden geçmek gerekiyor. Tiyatroda bulunan gladyatör ve hayvan kabartmaları sebebiyle burada gladyatör ve hayvan dövüşlerinin de yapıldığı düşünülüyor.

Sagalassos Antik Kenti Tiyatro

Tiyatrodan sonra artık çıkışa doğru giderken karşımıza Geç Hellenistik Çeşme çıkıyor.

Geç Hellenistik Çeşme

MÖ. 50-25 yılları arasında İmparator Augustus döneminde inşa edilen çeşme restore edilerek yeniden ayağa kaldırılmış. Bir avlunun üç tarafını çevreleyen sütunlardan oluşan çeşmenin su haznesinin üst bölümü de kapalı yapıya sahip. Çeşmeden bugün de hala suların aktığı görülüyor.

Çeşmenin yapıldığı dönem aynı zamanda kentin büyüdüğü dönem olduğu için yeni mahalleler kurulmuş ve bu çeşme gibi yeni yapılar yapılmış. Geç Hellenistik Çeşme’nin yapıldığı dönemi de kapsayan MÖ. 50 – MS. 50 yılları arasında Sagalassos’a yeraltı su şebekesi de döşenmiş. Dönemi için erken kabul edilen bu yapı yüzyıllar boyunca kullanılmış.

Sagalassos Antik Kenti Geç Helenistik Çeşme

Sagalassos Antik Kenti gezimizin sonuna gelirken Hükümet Konağı’nı da uzaktan görerek yolumuza devam ediyoruz.

Bir Zamanlar Toroslar’da: Sagalassos Sergisi

Sagalassos Antik Kenti’ni gezdikten sonra İstanbul’da Yapı Kredi Sergi Merkezi’nde yer alan Bir Zamanlar Toroslar’da: Sagalassos sergisini de ziyaret ediyoruz. Bu sergiyle beraber Sagalossos’ta yaşamın derinliklerini inceleme imkanını yakalıyoruz.

“Bir Zamanlar Toroslar’da: Sagalassos” Sergisi’nde, Sagalassos’tan çıkarılan ve Burdur Müzesi’nde sergilenmekte olan ve depolarında saklanan bazı eserleri inceliyoruz. Orijinal boyutu 5m olan İmparator Marcus Aurelius’un heykel parçaları en dikkat çekici eser olarak karşımıza çıkıyor.

Sagalassos’ta yaşamı, gelenekleri ve inançlarını sergide inceleme şansımız oluyor. Özellikle kazılarda ele geçirilen heykeller, seramik kaplar, eski sergide yer alıyor. Sergide, tek tanrılı dine geçmeden önce kentte yer alan Zeus, Demeter, Poseidon gibi tanrıların heykelleri de sergileniyor.

Sagalassos’ta avlanma yokmuş, onun yerine küçük baş ve büyük baş hayvancılık varmış. Bölgenin bitki örtüsü de geride kalan yüzyıllarda çok çeşitliymiş. Bugün bölgede yer almayan ağaç türleri, bağlar bostanlar yer alır, dağlarda yetişen aromatik şifalı bitkiler yetiştirilirmiş.

Sona eren sergide üç boyutlu gezinti yapmak için linki tıklayabilirsiniz.

Farklı tepeler üzerinde çok geniş bir alana yayılmış Sagalassos’un hala kazılmayı bekleyen çok noktası bulunuyor. Yıllar içinde yapılacak kazılarda Sagalassos’un ve civarın bilinen tarihini değiştirecek yeni buluntular çıkacak mı? Ya da yeni yapılar ayağa kaldırılarak bugünkü görünümünü ne kadar değiştirecek beraber göreceğiz.

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir