Şanlıurfa,  TÜRKİYE

Şanlıurfa Gezi Rehberi

Bi’ Gün Yine Yoldayız ve planımızda “Peygamberler Şehri” olarak bilinen Şanlıurfa var. Fırat’ın çevrelediği ve tarihi MÖ. 4. yüzyıla dayanan Şanlıurfa’nın kültürel açıdan önemi büyük. 16. yüzyılda Osmanlı Devleti himayesi altına geçmiş olan Urfa şehri, Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanca direnişi sebebiyle, ‘Şanlı’ sıfatını alarak ‘Şanlıurfa’ olarak anılmaya başlamış. Yaklaşık 1.900.000 nüfusa sahip şehir, Gaziantep’ten arabayla 2.5 saat uzaklıkta. Şanlıurfa merkezini gezmek için 1 gün bizim için yeterli oldu.

Otelimizin Terasından Şanlıurfa Kalesi Manzarası

Şanlıurfa denince akla artık önce Göbeklitepe geliyor. Bizim için de çok önemli ve etkileyici bir deneyim olan Göbeklitepe ziyaretimizle ilgili yazımız için tıklayabilirsiniz.

Ayrıca Şanlıurfa’nın ilçeleri olan Harran ve Halfeti yazılarımızı da tavsiye ederiz.

Yemek önerilerimiz için de Şanlıurfa Yemek Önerileri sayfamıza bekliyoruz.

Ama önce Şanlıurfa turumuza başlıyoruz:

Balıklıgöl ve Çevresi

Şanlıurfa’yı gezmeye şehrin simgesi Balıklıgöl’den başlamak üzere merkeze doğru ilerliyoruz. Balıklıgöl, hemen yanındaki Rızvaniye Medresesi ve Camii, Ayn Zeliha Gölü ve Parkı, Dergah Camii, Mevlid-i Halil Ül-Rahman Camii ve Hz. İbrahim’in Makamı bir arada bulunuyor ve oldukça güzel düzenlenmiş bir meydanda yer alıyor. Yürüyerek gezilebileni yeşillikler içerisindeki bu bölge zaman zaman oturup dinlenmenize olanak sağlıyor ve oldukça da fotojenik. Bu da geziyi bizim açımızdan daha ilgi çekici hale getiriyor.

İPUCU: Bu alanı gezerken etrafınızı çok sayıda çocuk sarıyor. Her biri ezberlediği kadarıyla şehrin bu bölümünü size anlatmaya çalışıyor. Tabii anlattıklarının çoğunluğunun şehre ait efsanelerden oluştuğunu da belirtmek lazım. Çocuklar bütün bu bölgeyi gezerken peşinizi bırakmıyor ve zaman zaman sıkıntılı durumlar da oluşturabiliyorlar. Anlattıkları karşılığında sizden bir miktar para bekliyorlar haliyle. Ama işin kötü tarafı birine para verdiğinizi gören diğer çocuklar da etrafınızı sararak size şiir okuyarak ya da farklı şeyler anlatarak ilginizi çekmeye çalışıyorlar.

Balıklıgöl

Bahsettiğimiz meydan bölgesinin en dikkat çekici yeri tabii ki Şanlıurfa’nın da sembolü olan Balıklıgöl. Burası 150 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde, etrafı revaklarla çevrili, içinde sazan balıkları bulunduran bir göl. Gölde çok sayıda balık olmasına rağmen kimsenin buradan balık tuttuğunu göremezsiniz çünkü bu göl ve buradaki balıklar kutsal sayılıyor. Balıklıgöl’ün bir tarafında Rızvaniye Medresesi ve Camii diğer tarafında da Halil Ür-Rahman Camii yer alıyor.

Rivayete göre, üç semavi dinin atası olarak kabul edilen Hz. İbrahim, inançlarından dolayı ateşe verildiğinde, Allah tarafından mucizevi bir şekilde bulunduğu yer göle; ateşte yanan tahtalar da sazan balıklarına dönüştürülür. Yıllardan bugüne gelen inanış doğrultusunda burada balık avlanmaz.

Balıklıgöl – Şanlıurfa

Rızvaniye Medresesi – Camii

Rızvaniye Medresesi ve Camii, Balıklıgöl’ün hemen yanı başındaki cami ve avlusunu çevreleyen medresedir. Rızvaniye Camii 1736’da tek minareli olarak yapılmış küçük bir cami.

Camii ile aynı zamanda yapılmış Rızvaniye Medresesi’nde ney, bendir gibi müzik enstrümanlarının üretimi yapılıyor. Çeşitli el zanaatlerinin hala sürdüğü medresede bu el işleri yerel halk tarafından satılıyor. Camiinin avlusu ve etrafındaki medrese sakin ve oldukça huzur verici.

Rızvaniye Medresesi ve Camii – Şanlıurfa

Halil Ür-Rahman Camii

Balıklıgöl’ün hemen diğer tarafında, Rızvaniye Camii’nin karşısında bulunan camii, 504 yılında Meryem Ana Kilisesi olarak inşa ettirilmiş ve 9. yüzyılda Abbasiler tarafından camiye dönüştürülmüş. Bu cami ayrıca Kanuni Sultan Süleyman zamanında restore edilmiş. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde burası “İbrahim Halil Tekkesi” olarak yer alıyor.

Ayn Zeliha Gölü

Kimi kaynaklara göre, Halil-ür Rahman Gölü ve Ayn Zeliha Gölü’ne bir arada Balıklıgöl deniyor. Bu nedenle Balıklıgöl’e Halil-ür Rahman Gölü dendiğini de göreceksiniz. Hangisinin doğru olduğunu kesin olarak bilmemekle birlikte bu bölgede biri küçük diğeri büyük olmak üzere iki göl karşınıza çıkacak. Tabii küçük olan Ayn Zeliha Gölü’nün büyük olan gölün gölgesinde kaldığını da söylemeliyiz. Ayn Zeliha Gölü’nün etrafındaki çay bahçelerinde soluklanabilirsiniz.

Ayn Zeliha Gölü – Şanlıurfa

Ayn Zeliha Gölü’nün de efsanesi, Hz. İbrahim’in efsanesi gibi günümüze ulaşmış. O dönemde Hz. İbrahim’e inanan Zeliha da ateşe veriliyor ve onun da ateşe verildiği yerde mucizevi bir göl oluşuyor. Şu an Ayn Zeliha Gölü diye bildiğimiz göl adını bu efsaneden alıyor.

Mevlid-i Halil Camii ve Mağarası

Mevlid-i Halil Camii, Hz. İbrahim’in doğduğu yer olarak kabul edilen mağaranın yanındaki camidir. Putperestlik döneminden Osmanlı dönemine kadar çeşitli inanışlara ev sahipliği yapan bu mağaranın MS. 1523 tarihinde camiye dönüştürüldüğünü öğreniyoruz. Kadınlar erkekler için ayrı girişleri bulunan bu mağaranın içerisindeki suyun zemzemden sonra en kutsal su olduğuna inanılıyor.

Şanlıurfa Kalesi

Balıklıgöl’ü ve etrafındaki camiileri gezerken bir yandan da şehrin tepesinde yer alan Şanlıurfa Kalesi’ni selamlayabiliyorsunuz. MÖ. 2000 yıllarında yapıldığı düşünülen kaleyi gördüğünüzde hemen yan yana bulunan iki sütun dikkatinizi çekiyor. Şanlıurfa’nın kutsal mekanlarının çoğunda olduğu gibi burası için de bir efsane bulunuyor. Biz gittiğimizde kaleye çıkış yoktu maalesef o nedenle çıkamadık.

Yukarıda bahsettiğimiz efsaneye göre Hz. İbrahim tam bu noktada kurulduğuna inanılan mancınık tarafından ateşe atılıyor. Kalenin tepesinde net bir şekilde görünen sütunların da bu mancığının sütunları olduğuna inanılıyor.

Şanlıurfa Kalesi

Dergah Çarşısı ve Gümrük Han

Şanlıurfa gezimizin devamında Dergah Çarşısı’na doğru yola çıktık. Burada baharattan giyim kuşama, halıdan keçeye her şeyi yöresel bir dokunuş eşliğinde bulmak mümkün. Çarşı içerisinde çay ya da kahve (tabii ki mırra) içebileceğiniz birçok han bulunuyor. Biz Gümrük Han’a doğru ilerliyoruz. Burada Güneydoğu Anadolu’nun geleneksel kahvelerinden mırra içiyoruz. Mırranın, çok lezzetli ancak sert, 6-10 saat pişirilerek hazırlanan bir kahve olduğunu öğreniyoruz.

Gümrük Han – Şanlıurfa

Mırra içmenin adabına gelirsek… İlk olarak, kahveyi servis eden, kişi sayısı ikiden fazla olsa da, kahveyi sadece iki bardakla servis edermiş; birinden diğerine geçerken bardağın ağzını peçeteyle silip öyle verirmiş. Turizmin yaygın olduğu bu şehirde tabii kişi sayısı kadar bardak ile servis edilmesine şaşmamak lazım. İkinci olarak, kahveyi tek dikişte içmek gerekirmiş. Servis eden de siz içerken beklermiş. Üçüncü olarak, bardağı masaya koymak bir hakaret olarak kabul edilirmiş. Böyle bir durumda bardağı masaya bırakan kişinin, kahve sunanı evlendirerek ya da bardağın içini altınla doldurarak bu ayıbından kurtulması gerekirmiş. Son olarak, daha fazla istemiyorum demek için bardağın üzerine iki parmağınızı koymanız yeterliymiş. 

Mırranın yanı sıra üzerinde şam fıstığıyla servis edilen menengiç kahvesinin de şu ana kadar içtiklerimiz arasında en iyisi olduğunu söylemek gerek. Mırra 1.5tl; Menengiç 5tl.

Urfa’ya geldiyseniz dar arka sokaklarında bir kez kaybolun deriz. Beyaz renkli binaları, mahalle gençlerini, çeşit çeşit insan manzaralarını, hiç beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkıveren muazzam mimari eserleri görmek oldukça etkileyici. Hatta eski bir kiliseden restore edilmiş, ihtişamlı bir konservatuar ile karşılaşmak bile mümkün.

Ulu Camii

Hemen hemen her büyük şehirde olduğu gibi Şanlıurfa’da da bir Ulu Cami var. Tahminen 12. yüzyıla tarihlendirilen bu camide bir mezarlık da bulunuyor. Garip bir şekilde minaresi binasından uzakta olan bu camii gerçekten çok huzurlu, bakımlı bir yer. Görmeye değer.

Ulu Cami – Şanlıurfa

Eyyüp Peygamber’in Makamı

‘Peygamberler Şehri’ olarak bilinen Şanlıurfa’da zamanında Hz. İbrahim, Hz. Yakup, Hz. Elyesa, Hz. Lut, Hz. Şuayip ve Hz. Eyyüp’ün yaşadığı biliniyor. Çarşıdan yürüyerek yarım saat uzaklıkta bulunan Eyyüp Peygamber’in makamına doğru yol alıyoruz. Burada karşımıza ilk olarak cami çıkıyor. Bunun yanı sıra kutsal olduğu kabul edilen su ve şu an kullanımda olmayan bir kuyu ziyaretçilere açık olarak görülebiliyor.

İnanışa göre o dönemde cüzzam hastalığına yakalanan Hz. Eyyüp peygamber, eşiyle beraber bir mağarada inzivaya çekilir ve gösterdiği sabır sebebiyle Allah tarafından hastalığının tedavisi olan bu kutsal su ile ödüllendirilir. Günümüzde kutsal inanç merkezlerinden biri olarak görülen bu makamdaki su halk tarafından içme suyu olarak hala kullanılıyor. Şifa bulmaya gelen birçok kişi çeşmeden akan bu sudan medet umuyor.

Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi

Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nin, kış tarifesi sebebiyle 17:00’de kapandığını öğrenince müzeye erken saatte gitmeyi tercih ediyoruz. Müze, daha bahçesinden ve binanın mimarisinden bizi baya etkileyen bir kompleks olarak karşımıza çıkıyor. Yeşillikler içerisinde ihtişamlı ama modern tasarlanmış olan müze bizi oldukça şaşırtıyor.

Balıklıgöl’e yürüyerek yaklaşık 10 – 15 dk. uzaklıkta olan bu müzeyi gezmek için bize iki saat yeterli oldu. Ancak tabii ki bunun kişiden kişiye ve ilgi alanına göre değişeceğini de belirtmekte fayda var.

İPUCU: Pazartesi günleri kapalı olan müzeyi kış dönemi 17:00’ye kadar, yaz dönemi 19:00’a kadar ziyaret edebilirsiniz. Giriş ücreti 14tl. Müzekart geçerli.

Müzenin 4,5 km uzunluğundaki gezi rotasını, sizi yönlendiren oklar sayesinde kolay ve rahat bir şekilde geziyorsunuz. 2015 yılında bu güzel binaya taşınan Şanlıurfa Müzesi’nde neolitik çağ ön planda olmak üzere, Paleolitik çağdan İslam dönemine, Roma dönemine kadar her şey detaylı olarak anlatılmakla kalmamış bir de mum heykellerle canlandırılmış. Göbeklitepe‘nin birebir ölçülerdeki bir kopyası da yine müzede yer alıyor.

Şanlıurfa yakınlarındaki höyüklerdeki kazı çalışmalarından, Atatürk ve Birecik barajlarının inşası sırasında ortaya çıkan eserleri ve tabii ki Göbeklitepe ve Harran çevresindeki buluntuları da bu müzede görmeniz mümkün. Eserlerin zenginliğinin ve öneminin yanı sıra, dönemin kültürel ve antropolojik özelliklerinin kronolojik olarak çok etkili bir şekilde sunulduğunu söyleyebiliriz. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi için, müzeciliğin en iyi örneklerinden biri diyebiliriz.

Haleplibahçe Mozaik Müzesi

Haleplibahçe Mozaik Müzesi – Şanlıurfa

Şanlıurfa Müzesi’nden yaklaşık 5 dakikalık bir yürüyüş sonrası kendimizi Haleplibahçe Mozaik Müzesi’ne atıyoruz. Burası da, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi gibi, misafirleri detaylı olarak yönlendiren parkuruyla sizi Şanlıurfa’nın gizli mozaik dünyasının içine çekiyor adeta. Burası Şanlıurfa’nın en eski mozaiklerini barındıran bir müze olması sebebiyle ayrı bir önem taşıyor. Amazonlardan Aşil’e kadar uzanan çeşitli mozaikleri bir arada bulabilirsiniz. Açıklamalar da gayet yeterli ve keyfinize keyif katıyor. Müzekart’ın geçerli olduğu Haleplibahçe Mozaik Müzesi’ni mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. Burası için biz yaklaşık olarak 1 saat ayırdık.

Haleplibahçe Mozaik Müzesi, mozaiklerin olduğu yerde sergilenmesi (in situ diye tabir edilen) ve Amazon kadınlarına ait keşfedilen ilk mozaiği barındırmasıyla ünlü.

Şanlıurfa’da Nerede Kalınır?

Şanlıurfa’ya gitmeyi planlıyorsanız eğer, ilk akla gelen soru, “Şanlıurfa’da nerede kalınır?” olacaktır. Biz dönemin dokusunu yansıtan ve fiyat/performans olarak çok makul bulduğumuz Türkmen Konağı’nda kalmayı tercih ettik. Konak, konum olarak şehir merkezine oldukça yakın. Sabahları sakinliğinden çok keyif alacağınız, şahane bir Şanlıurfa şehir manzarasına sahip terası ve otantik odaları olan bir yer. Kahvaltı dahil, 2 gece 3 kişilik toplam fiyatı 900 tl ödeyerek burada kalabilirsiniz.

Şanlıurfa’nın merkezindeki gezimizi burada tamamlıyoruz. Şanlıurfa gezimizin bundan sonrasını merkeze daha uzak noktalara, Göbeklitepe, Harran ve Halfeti‘ye ayırıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir