Aydın,  TÜRKİYE

Dilek Yarımadası

Bi’ Gün Yine Yoldayız ekibi olarak bu sefer rotamızı Kuşadası/Aydın’a doğru çeviriyoruz. Kuşadası adıyla da uyumlu olarak, doğa canlılarının biyoçeşitliliğinin oldukça fazla olduğu Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’na ev sahipliği yapıyor. Edremit bölgesinde bulunan Kazdağları Milli Parkı‘yla doğal güzellikler açısından oldukça benzerlik taşıyan Dilek Yarımadası’nda, Kaz Dağları Milli Parkı’nda görülen bitki çeşitliliği ne kadar çoksa, bu deltada yaşamını sürdüren kuşlar ve diğer hayvanların çeşitliliği o kadar fazla. Sadece hayvan çeşitliliğiyle kalmıyor muhteşem sahilleriyle de Kuşadası’nın en güzel denizlerine ev sahipliği yapıyor. Milli Park’ın yanı sıra, yarımada içerisinde görebileceğiniz Aziz Nikolaos Kilisesi, Priene Ören Yeri, Eski Doğanbey Evleri ve Zeus Mağarası da bu rotanın olmazsa olmazları arasında. O zaman hadi Dilek Yarımadası’nı beraber keşfedelim!

Dilek Yarımadası’na Nasıl Gidilir?

İstanbul’dan Kuşadası’na gelmek istiyorsanız bizce en güzeli kendi arabanızla gelmeniz. Böyle bir imkanınız yoksa İzmir Havalimanı’ndan araç da kiralayabilirsiniz. Kuşadası’na vardıktan sonra Dilek Yarımadası’nın kuzeydeki sahillerine ulaşmanız için 25 km’lik (yaklaşık 35 dakika) bir yol almanız gerekiyor. Güneyden başlayıp kuzeye doğru gelmeniz ise orman içi yollar sebebiyle fazla vaktinizi alacağı için öncelikle önermiyoruz. Ancak Söke üzerinden güneye doğru gittiğinizde yol üzerindeki, otoriterler tarafından 12 iyon şehri içerisinde kabul edilen Priene Ören Yeri‘ni ve eski bir Rum köyü olan Doğanbey Evleri‘ni görebilirsiniz. Muhteşem bir doğa gezisi öncesinde MÖ 350 yılllarına kadar uzanan bu tarihi yapıları görmeden dönmeyin deriz.

Biz öncelikle güneydeki çevreyolundan Gelebeç Mahallesi’ndeki Aziz Nikolaos Kilisesi, Priene Ören Yeri ve Eski Doğanbey Evleri’ne doğru rotamızı belirledik. Sonra geri dönerek kuzeyde Güzelçamlı bölgesinde Zeus Mağarası‘nı da gördükten sonra kendimizi Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı‘nın güzel sahillerine ve eşsiz doğasına bıraktık.

Büyük Menderes Deltası

Aziz Nikolaos Kilisesi

Priene Antik Kenti’ne doğru Söke yolu üzerinden ilerleyerek eski bir Rum Köyü olan, eski adıyla Gelebeç, yeni adıyla Gürsu Mahallesi’ndeki Aziz Nikolaos Kilisesi‘ne varıyoruz. Kiliseye, yanında Aziz Nikolaos Kilisesi yazılı ufak bir tabela olan merdivenleri tırmandıktan sonra ulaşıyoruz. Oldukça kendi haline bırakılmış ve metruk bir şekilde bizi karşılayan bu yapının, ilk kez 13. yüzyılda kilise olarak yapıldığını, daha sonra Orta Bizans döneminde yıkıldığını ve 1821 yılında Aziz Nikolaos adına tekrar inşa edildiğini öğreniyoruz. İçi ve sütunları yıpranmış olan yapının yıllara rağmen ihtişamını koruyor olması dikkatimizi çekiyor.

Hepimizin Noel Baba diye bildiği bu ünlü azizin aslında ren geyiklerinden dolayı kuzey bölgelerinden geldiğine inanılsa da asıl kökeninin Akdeniz kıyıları olduğunu biliyoruz. Bu konuyla alakalı detaylı bilgiye Myra Antik Kenti (Aziz Nikolaos Anıt Müzesi) yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Priene Ören Yeri

MÖ 6. yüzyıla tarihlendirilen kent, Samsun (Mykale/Dilek) dağlarının eteğinde Menderes nehrinin kuzeyinde yer alıyor. Zamanında bir çok kent gibi deniz kıyısında bulunan Priene zaman içerisinde nehrin taşıdığı alüvyonlar sebebiyle kara içerisinde kalıyor. Söke yolu üzerinden Doğanbey köyüne doğru ilerlediğinizde yol üzerinde göreceğiniz antik kente girişte MüzeKart geçerli.

12 İyon Kenti’nden biri olan Priene Antik Kenti’nde Priene Tiyatrosu, Athena Tapınağı, Demeter Kutsal Alanı, Bouleuterion, Prytaneion, Priene Kutsal Alan Stoası ve Agora bulunuyor. Kentin özelliği ise kent planlamasının ünlü Miletli mimar Hippodamos tarafından ızgara plan (hippodamik plan) olarak yapılması. Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz Yalvaç’ta bulunan Pisidia Antiokheia Antik Kentinin planlaması da aynı mimar tarafından yapılmış. Priene ise dünyadaki ilk ızgara planın kullanıldığı şehirlerden biri olarak biliniyor. Detaylı bilgi için Priene Antik Kenti sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Athena Kutsal Alanı – Priene Antik Kenti

Eski Doğanbey Evleri

Bu bölgeyi daha önce Kaz Dağları ile karşılaştırmamızdaki bir diğer etmen de Eski Doğanbey Köyü. Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz Kaz Dağları‘nın eteklerinde bulunan Adatepe ve Yeşilyurt köylerinin sakinliği, eski taş evlerinin huzuru ve doğası sizi etkilediyse, Eski Doğanbey Köyü’ndeki eski Rum taş evleri, telaşsızlığı ve doğası da sizi etkileyecektir.

Köyün adı Domatia’dan (odalar) geliyor. Eski bir Rum köyü olan bu şirin yerde yaşam MÖ 7. yüzyıla dayanıyor. Mübadeleden sonra köyü terk eden Rumları takiben son dönemlerde hayatında doğal yaşam ve huzurun izlerini arayan memurlar, devlet görevlileri gibi birçok kesimden kişi tarafından mesken tutulmuş durumda. Hali hazırda bir SİT alanı olarak koruma altında olan köye yerleşenler bu tarihi yapıyı korumakla kalmamış, yeşillendirerek ve dayanışarak huzurlu ve mutlu bir yaşam alanı haline getirmiş. Evlerin dış cephesindeki özen köyün her sokağında hissedilebiliyor.

Bu güzel taş evlerde kalmak isterseniz konaklama seçenekleri mevcut. Soluklanmak isterseniz de şirin kafeleri… Milli Park’a gitmek isteyenler için de köyün içinde kendi binasının da tarihi değeri olan Milli Park Ziyaretçi Merkezi bulunuyor. Burada Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı ile ilgili detaylı bilgi, faunası, bitki örtüsü, barındırdığı kuş türleri, hayvan çeşitleri hakkında oldukça detaylı bir bilgi alabilirsiniz. Üstelik birçok kuş ve hayvan örneklerini gerçek boyutlarında görebileceksiniz.

Halkın arasına karışan Yaban Domuzları

Zeus Mağarası

Milli Park’a varmadan Güzelçamlı bölgesinde bulunan bu tarihi mağarayı görmek üzere yola çıkıyoruz. Güzelçamlı bölgesi, antik çağda Pers saldırılarına karşı koyabilmek için birleşen 12 İyon şehrinin toplantı alanı olarak kullanılıyormuş. O dönemde adı Panionion olarak geçen bölgede aynı zamanda Poseidon Helikonios’a ait bir sunağın da bulunduğu biliniyor. Zeus Mağarası da o döneme ait, mitolojik karakteriyle öne çıkan bir doğal oluşum. Giriş Milli Park’ın 200m gerisinden olacak şekilde mümkün ve ücretsiz.

Panionion, günümüzün Avrupa Birliği misali antik çağda İyon kentlerinin Pers saldırılarına karşı oluşturulmuş kültürel ve politik bir birlik olarak karşımıza çıkıyor. Burada 12 İyon Kenti, toplantılar yapıp dini ayinler düzenliyorlarmış. Bunu destekleyen bir amfitiyatro ve Poseidon’a adanmış bir sunağın burada olduğunu öğreniyoruz ancak anayoldan çok uzakta olmayan bu ören yerinin girişini, tabelaları takip etmemize rağmen bulamadık. Belirli bir sebepten ziyaretçi girişinin durdurulmuş olabileceğini düşünerek yolumuza devam ettik. Aklımızda deli sorular: Panionion’a ne oldu?

MÖ 5. yüzyılda yaşamış Yunan tarihçi Heredotos’un aktardıklarına göre, 12 adet iyon şehri; Miletos, Myus, Priene, Efes, Kolophon, Teos, Lebedos, Erythrai, Klazomenai, Phokaia, Samos (Sisam Adası) ve Chios (Sakız Adası)’tur.

Zeus Mağarası, adı üzerinde mitolojik bir öyküsü olan dibinde de açık mavi turkuaz renkli suyu olan bir mağara. Mağaradaki mevcut suyun kendine has renginin sebebi olarak, deniz suyunun ve dağdan gelen tatlı suyun karışması gösteriliyor. Bunun yanı sıra suyun yaz kış aynı sıcaklıkta (5 derece) olması, bildiğimiz diğer mağaralarla benzer şekilde, burada da ısı izolasyonunun olduğunu gösteriyor. Yüzmenin yasak olmasına rağmen, özellikle yaz aylarında suya giren, yüzen kalabalıklar olduğu için mağarayı bahar zamanlarında daha sakinken görmenizi öneririz.

Rivayete göre iki kardeş olan Zeus (gök tanrı) ve Poseidon (deniz tanrısı) arasında çıkan bir anlaşmazlık olduğunda, Zeus, Poseidon’un azabından kaçmak ve dinlenmek için bu mağaraya sığınırmış.

Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı

Milli Park’a varmak için oldukça heyecanlı bir şekilde kuzey girişine doğru yöneliyoruz. İsterseniz güney yolundan da yarımadanın güney batısında kalan sahillere ulaşmanız mümkün. Bizim kuzeyi tercih etmemizin sebebi, kuzeyde daha çok sayıda sahil olması ve bu sahillerin zaman kaybına sebep olmayacak şekilde birbirlerine yakın olmaları. Milli Parka girişler için kişi başı 10tl; araç başı 30tl (2021) ücret talep ediliyor.

Dilek Yarımadası Milli Park Faunası

Dilek Yarımadası faunası oldukça çeşitli. Kaz Dağları bölgesinde nasıl bitki çeşitliliği fazla ise burada da çeşitli memeli, kuş ve sürüngene yuva olmuş bir habitat. Bu habitatla ilgili detaylı bilgi istiyorsanız, Doğanbey Köyü’ndeki Dilek Yarımadası Ziyaretçi ve Tanıtım Merkezi‘ne uğrayabilirsiniz. Burada hem çeşitli hayvanların dondurulmuş hallerini yakından görebilir (hayvanların bu amaçla öldürülmemiş olduğunu, zaten ölü olan hayvanların kullanıldığını belirtelim) hem de onlar hakkında detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz.

Fauna, belirli bir ekolojik bölgede yaşayan hayvan türlerinin tümüne verilen isimdir.

Dilek Yarımadası’nda bulunan geniş delta ve alüvyonların da katkısıyla oldukça çeşitli kuş türlerinin, yani yalı çapkını, kızıl şahin, peçeli baykuş, kır kırlangıcı, kara leylek, flamingo gibi, burada yaşamlarını sürdürdüğünü öğreniyoruz. Bunun yanı sıra, sahillerde de sıklıkla görebileceğiniz yaban domuzu gibi memelilerin dışında birçok memeli türünün (yabani tavşan, yaban kedisi, karakulak gibi) burada yaşamını sürdürüyor olması oldukça etkileyici.

Dilek Yarımadası Sahilleri

“Dilek Yarımadası’nda nerelerde denize girilir?” sorusunun cevabını kendi deneyimlerimizle sizlerle paylaşmak istiyoruz. Parkın içerisinde birden çok sahil şeridi bulunuyor ve bunların en yakını İçmeler Koyu. Sonrasında sırasıyla Aydınlık, Kavaklıburun, Kalamaki ve Karasu Plajları geliyor.

İçmeler Koyu

Arabayla gelmiyorsanız Milli Parka girdikten sonra yaklaşık 5 dakikalık bir yürüyüş yolu sonunda kolay bir şekilde ulaşımı mümkün olan bu koyu değerlendirmeniz mümkün ve bu bahsettiğimiz ulaşım kolaylığı sebebiyle parkta bulunan koyların en kalabalık olanı. Ayrıca bu koya kadar gelen minibüsler de bulunuyor ve minibüslerin kalkış noktası da yine burası oluyor.

İçmeler Koyu – Dilek Yarımadası Milli Parkı

Suyunun oldukça berrak olmasının yanı sıra çamlarla kuşatılmış bu koyun cazibesine kapılmamak elde değil. Adanın tek kumluk plajına sahip olan koyda tuvalet ve yemek ihtiyaçlarını karşılayabileceğiniz kapsamlı bir tesis mevcut. Ancak bahsettiğimiz sebeplerden dolayı kalabalık olan bu koyu şimdilik es geçip, diğer koyları keşfetmek üzere buraya uğramadan yolumuza devam ediyoruz.

Hedefimiz en uç noktaya gidip dura dura parkın girişine geri dönmek. Hem tüm yarımadayı dolaşıp hem de denizin keyfini çıkartayım diyebilmek güç. Dolambaçlı yollardan gidildiği için biz yarımadanın kuzey yamacında kalan sahillerini dolaşmayı planladık.

Karasu Koyu

Yarımadanın adı sanı bilinen sahillerinden en batıdaki sahili olan Karasu Koyu‘na varıyoruz. Bu noktadan ileriye gitmek yasak ve girişe en uzak sahil de burası. Diğer sahillerdeki gibi taşlı ve etrafındaki ağaçlar tarafından sarmalanmış olan sahile vardığınızda berrak sakin bir denizle karşılaşıyorsunuz. Birkaç şezlong dışında oldukça sakin, herhangi bir tesis bulunmayan bu koyda geniş bir sahil olmamasının yanı sıra sakin vakit geçirmek isteyenler için biçilmiş kaftan olduğunu söyleyebiliriz.

Karasu Koyu – Dilek Yarımadası Milli Parkı

Kalamaki Plajı

Güzel sahiller bulmak umuduyla doğuya doğru yola devam ettiğimizde haritada Kalamaki Plajı diye bir nokta görüyoruz ancak burası haritada yol üzerinde işaretlenmiş olsa da o noktanın sahil üzerindeki izdüşümüne denk gelen yol boyunca yerleşmiş olan sahilin ismi. Araçla içeri doğru döndükten sonra uygun bir yere aracı koyduktan sonra taşlı sahile ulaşıyoruz. Burası da diğer sahiller gibi birkaç şezlong dışında belirgin bir yapılaşma olmayan sakin bir plaj. Deniz genelde gördüğümüz sahillerle aynı güzellikte. Burada da biraz deniz keyfinin sonunda yola devam ediyoruz.

Kalamaki Koyu – Dilek Yarımadası Milli Parkı

Kavaklıburun

Hemen Kalamaki Plajının bitişiğindeki kalan koyda Kavaklıburun isimli bir tesise ait sahil bulunuyor. Buraya giriş ücretli ancak içeride tuvalet duş kabin şezlong ihtiyaçlarınızdan ayrı bir ücret alınmıyor. Otopark sorununun da olmaması cabası. İsterseniz çadır da kurabileceğiniz bu bölge şu ana kadar görüdüğümüz en rahat sakin sahil diyebiliriz. Yarımada hayvanlar açısından oldukça çeşitli ve bereketli bir yer olduğundan, buraya geldiğinizde yaban domuzu ailelerini su içerken, aheste aheste dolaşırken görürseniz sakın korkmayın, kendi hallerinde dolaşan bu canlar kimseye tehdit unsuru oluşturmuyorlar. Genel olarak hayvanlardan korkuyorsanız bilmenizde fayda olabilir.

Kavaklıburun Sahili – Dilek Yarımadası Milli Parkı

İPUCU: Dilek Yarımadası’ndaki sahiller genelde taşlı sahiller olduğundan buraya gelirken deniz ayakkabısı getirmenizi öneririz.

Aydınlık Koyu

Doğuya doğru devam ettiğimizde karşımıza Aydınlık Koyu çıkıyor. Koy için ayrılan ayrıma gelip içeri döndüğümüzde yol ikiye ayrılıyor. Soldan giden yol Kavaklıburun Sahili’ne doğru gidiyor, sağa doğru dönen yol ise Cankurtaran Plajı‘na gidiyor. Biz sağdan devam edip görmediğimiz bir sahil görmek için devam ediyoruz. Burada da yine taşlı bir sahil, şezlong, tuvalet ve kabinlerin bulunduğu bir alan mevcut. Ancak akşam olunca hayvanların sahile inmesi sebebiyle akşam kalınmasına izin verilmiyor. Sabah erken vakit gelirseniz gölge bir alanda yer bulmanız durumunda daha da keyifli olabilecek bu sahilin ve bahsettiğimiz diğer sahillerin, Kuşadası’nda görebileceğiniz en güzel denizler olduğunu siz de fark edeceksiniz. Kuşadası’na geldiğinizde Dilek Yarımadası‘na uğramadan dönmeyin.

Dilek Yarımadası’nın pırıl pırıl sahilleri

Dilek Yarımadası bizi barındırdığı güzelliklerle oldukça şaşırttı. Bu güzelliklerin sıkı bir şekilde korunuyor olması ise bir o kadar sevindirdi. Gerek doğası ve denizleri, gerek de tarihi noktalarıyla keşfedilmeyi bekleyen bir hazine olarak aklımızda yer etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir