ANTİK KENTLER,  Mersin,  TÜRKİYE

Kanlıdivane Antik Kenti (Kanytellis)

Mersin’deki antik kentleri gezmeye devam ediyoruz. 🙂 Bu sefer Kanlıdivane nam-ı diğer Kanytellis Antik Kenti‘ndeyiz. Kanlıdivane Antik Kenti’ni bizimle keşfe hazır mısınız?

Kanlıdivane deyince aklımıza bin türlü soru geliyor. Neden kanlı? Neden divane? Kanytellis ismiyle fonatik bir uyumla mı alakalı? Bu soruların cevapları hala net olmasa da, ‘kanlı’ isminin fonatik olarak Kanytellis ile benzemesi, biraz toprağın kırmızı rengini andırması ve biraz da Roma döneminde suçluların kentin ortasındaki obruğun içine atılıp katledilmesinden doğan kan imgesiyle alakalı olduğu düşünülüyor. ‘Divane’ kelimesi de zamanında yaşayan göçebe Türkmen grupların yaptıkları toplantılara verilen ad olan ‘divan’ kelimesinden türetilmiş olabileceği öne sürülüyor.

Kent genel anlamda büyük bir obruk etrafına yerleşmiş anıt mezarlar, evler ve dini merkezlerden oluşuyor. Bunun yanı sıra o dönemde önemli bir zeytinyağı üretim merkezi olduğunu da hala görülmekte olan pres kalıntılarından anlıyoruz.

Opus Sectile tekniği, eski ve Ortaçağ Roma İmparatorluğu döneminde, mermer, sedef ve cam gibi malzemelerden elde edilen büyük parçaların bir araya getirilmesiyle ortaya çıkarılan sanat eserlerine özgü bir tekniktir.

Kanlıdivane Antik Kenti Nerede? Nasıl Gidilir?

Kız Kalesi’ni geçtikten sonra Mersin-Antalya karayolu üzerinde, Erdemli ilçe sınırları içinde kalan bu kente en rahat özel aracınızla gidebilirsiniz. Erdemli istikametinde giderken Kanlıdivane caddesine, Karaahmetli köyü yoluna doğru dönüş yaparsanız 3km’lik yolun sonunda antik kente ulaşacaksınız.

Oldukça düzenli bir şekilde tarihseverlerle buluşturulmuş bu ören yerinde yönünüzü bulmakta sorun yaşamayacağınızı düşünüyoruz. Tarihseverler için yapılmış tahta parkuru takip ederek ilerlediğiniz ve bilgilendirme tabelalarının da katkısıyla gezmesi oldukça keyifli ve rahat bir parkur sizi bekliyor. Giriş için Müzekart geçerli. Görmeden dönmeyin deriz!

Antik kentte dolaşırken bu düzenler yollar sayesinde yönünüzü rahatlıkla bulacaksınız.

İPUCU: Mersin’de olduğunuzu unutmadan, yazın geliyorsanız güneşin yoğun olduğu öğle vakitlerinden kaçınmanızı öneririz.

Kanlıdivane Tarihi

MÖ 2. yüzyılda Helenistik dönemde yaşamış bu kent o dönemde Kilikya’da varlık gösteren Olba Tapınak Devleti’ne bağlıymış. Olba Tapınak Devleti’nin adını Mersin’de gezerken çok duyacaksınız zira burası Büyük İskender’in ölümünden sonra (Helenistik dönem başlangıcı olarak biliniyor) hakimiyet kuran iki büyük imparatorluğa bağlı olarak yaşamını sürdürmüş. İlki Seleukos İmparatorluğu daha sonra da Roma İmparatorluğu. Kanlıdivane kenti de bu devletin önemli dini merkezlerinden biriymiş.

Olba, etimolojik olarak Antik Yunanca’da ‘şanslı’ ‘mutlu’ gibi anlamlara gelmekteymiş.

Seleukos İmpratorluğu’nun düşüşü ve Roma İmparatorluğu’nun yükselişi sonrası Kraliçe Aba ve soyları tarafından bir süre daha yönetilen bu devlet MS 138 yıllarından sonra tarihin karanlık sularına gömülmüş. Ancak Roma İmparatorluğu döneminde de Kanlıdivane kenti Hristiyanlık merkezine dönüştürülerek kullanılmaya devam etmiş.

Kanlı Divane Antik Kenti

O dönemden günümüze adını taşıyabilen Olba Tapınak Devleti kraliçelerinden Kraliçe Aba’nın, Kanlıdivane Antik Kenti’nde kendisine ve vebadan kaybettiği ailesine ait anıt mezarlar bulunuyor. Bunun yanı sıra günümüze ulaşan pres makinaları da bu kentin Geç Antik döneme denk gelen önemli bir zeytinyağı üretim merkezi olduğunu gösteriyor.

Kanlıdivane Obruğu

Obruk kelime anlamı olarak çukur ya da kuyu anlamına gelen bir sözcük. Burada obruk kelimesinin kullanılmasının sebebi de kentin ortasında devasa bir çukurun bulunması. Bu obruğun önemi ise yüzyıllarca bu çukurun içerisine önemli zatların anılması ve kutsanması amacıyla yapılan kabartmalara ev sahipliği yapması. Dev bir çukur olması sebebiyle, kenardan taş merdivenlerle inilen (şu an için ziyaretçilere açık değil) bu alanın tanrısal bir yanı olduğuna inanılmış. Bu sebeple önemli zatların kabartmaları duvarlara işlenmiş. Bunlardan en önemlisi altı kişilik bir aileyi betimleyen Armaronzas Aile Kabartmaları isimli kabartmadır.

Armaronzas Aile Kabartmaları.

Armaronzas Aile Kabartması’ndaki yazıta göre MÖ 1.yüzyıla tarihlenen bu kabartma Hermias tarafından ailesi için yaptırılmış. Figürlerin özellikle yas pozunda izlendiği bu kabartmanın altında ‘Hermias; babası Armaronzas’ın, karısının ve çocuklarının heykellerini diktirdi. Eğer biri heykellere zarar verirse, ceza olarak Zeus’a 1000 drahmi verecektir.’ yazmakta. Bu kabartma dışında iki tane asker kabartması mevcut. Askerler ellerinde kılıç ve mızrakla resmedilmiş.

Helenistik Kule

MÖ 3. yüzyıl sonuna tarihlendirilen bu kulenin içinde bulunan iki yazıttan anlaşıldığı üzere Tarkuaris’in oğlu Rahip Prens Teukros tarafından tanrı Zeus adına inşa edilmiş. Poligonal bir yapısı olan kule, Olba hanedanlığından sonra Bizans döneminde de kullanılmış. Ana amacının kent savunması olduğu düşünülen kule obruğun kenarında bulunuyor.

Nekropoller, Evler ve Bazilikalar

Kanlıdivane kenti MS 7. yüzyıla denk gelen Geç Antik döneme kadar yaşam alanı olarak kullanılmaktaymış. Şu anda gördüğümüz evler, bazilikalar ve nekropollerin çoğu Roma ve Geç Antik döneme tarihlendiriliyor. Daha sonraları terk edilen kente 15. yüzyılda Türkmenlerin yerleşmesinden sonra yapılan ev yapıları ve Osmanlı dönemine ait mezarlıklar günümüze ulaşmış durumda.

Obruk kenarında kent merkezinde yerleşmiş olan evler ve zeytinyağı üretim atölyeleri kentin dönemin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu çağrıştırıyor. Geç antik döneme dayanan bu üretim atölyeleri daha sonra tek katlı köy evi olarak kullanılmaya devam edilmiş. Bu atölyeleri yakından görmek ve presleri incelemek mümkün ve oldukça keyifli.

Obruğun kuzey tarafında MS 4-6. yüzyıla tarihlendirilen birkaç tane Bizans kilisesi ve bazilika göre çarpıyor. Bunun yanı sıra kent çevresinde üç adet nekropol bulunuyor. Bunlardan Kuzey Nekropolü’nde Kraliçe Aba’nın kendisi ve ailesi için yaptırdığı anıt mezar bulunuyor. Obruğun batısında bulunan Çanakçı Nekropolü‘nde ise bazı soylulara ait kaya mezarları, lahitler ve kabartmalar görülebiliyor.

Kraliçe Aba’nın Anıt Mezarı

Kraliçe Aba’nın anıtı, üzerindeki yazıttan ve mimari özelliklerinden dolayı MS 2. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Veba sebebiyle ailesini kaybeden Kraliçe Aba hem kendisi hem de ailesi için bu Korint başlıkları bulunan mezarı yaptırır. Üzerine de oldukça tehditkar bir yazıt yazdırır. Özetle ‘bu mezara bizden başka kimse gömülmesin, gömen olursa ya da bu yazıta hasar veren olursa tanrılara ve Kanytellis yerel yönetimine ceza ödeyecektir ve tanrılar tarafından lanetlenecektir’ anlamına gelen yazıyı yazdırmıştır. Güçlü kadınları hep takdir ediyoruz kendisini saygıyla selamlarız 🙂

Kraliçe Aba Anıtı.

Üçayak Mezar Anıtı

Nekropol bölgesini dolaşırken karşımıza üç sütunlu bir anıt mezar çıkıyor. MS 3. yüzyıla tarihlendirilen bu anıt mezar, dönemin mimari özelliklerinden üç adet sütunu olması sebebiyle ayrılmış. Hatta bu şekilde dönem kuralları dışına çıkan başka bir mimari öğeye de rastlanmadığı biliniyormuş. İlk bakışta çok ihtişamlı görünmese de dönem mimarisi açısından görmenizi öneririz.

Üçayak Mezar Anıtı.

Bir antik kenti daha hayranlıkla keşfettikten sonra Mersin gezimize devam ediyoruz. Detaylar için Mersin Gezi Rehberi sayfamız yakında sitemizde olacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir