ANTİK KENTLER,  Aydın,  TÜRKİYE

Priene Antik Kenti

Dilek Yarımadası Milli Parkı‘nı gezip doğanın keyfini çıkarırken biraz da tarih diyoruz ve Priene’ye doğru yol alıyoruz. Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Priene Antik Kenti, Dilek Yarımadası’nın hemen doğusunda, Samsun Dağları’nın güney eteklerinde bulunuyor.

İPUCU: Aydın, antik kentler açısından oldukça zengin. Aydın’a gelmişken daha çok antik kent gezeyim diyorsanız Aydın Antik Kentleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Priene eski bir liman kenti olsa da sonradan Büyük Menderes‘in getirdiği alüvyonların denizi doldurmasıyla iç bölgede kalmış ve önemini yavaş yavaş yitirmiş. Bugün görülecek önemli noktaları arasında Athena Tapınağı, Agora, Tiyatro, Hamam gibi yapılar bulunuyor.

Priene Antik Kenti

Priene Antik Kenti Tarihi

Priene’nin ilk kurulduğu yer net olarak bilinmemekle birlikte MÖ 4. yüzyılda bugün bulunduğu noktaya taşınarak ikinci kez kurulduğu tespit edilmiş. Bu dönemde Büyük İskender de şehri ziyaret ederek inşa faaliyetlerine destek olmuş. Izgara tipi şehir planıyla inşa edilen kent dönemi için güzel bir şehir planlamacılığı örneği sergilerken, eğimli araziden dolayı dikine merdivenli sokaklarıysa bugün dahi görülebilir.

Size, Priene tarihinde Kapadokya’daki taht kavgalarının da etkisi olduğunu söylesek şaşırır mısınız? MÖ 2. yüzyılda Kapadokya kralı Orophernes hazinesini Priene’ye emanet bırakmış. Kardeşi Ariarathes Kapadokya tahtını ele geçirince bu hazineyi Priene’den istemiş ancak hazine tekrar Orophernes’e teslim edilmiş. Bunun üzerine Kapadokya ve Bergamalılar Priene’yi istila etmiş. Ancak Romalıların desteği ile şehir geri alınabilmiş.

Priene şehri, Roma İmparatorluğu döneminde önemini bir müddet daha koruyabilse de hem depremler hem de limanın alüvyonlarla dolup kapanması üzerine önemini kaybetmiş. Bizans döneminde bir piskoposluk merkezi olarak varlığını sürdüren Priene, 13. yüzyılda Selçukluların gelişinden sonra tamamen terk edilmiş.

Priene Antik Kenti’ni Gezmek

Priene Antik Kenti eğimli bir arazide bulunduğu için gezerken merdiven inip çıkmak gerekse de doğal yürüyüş yolları ile rahat geziliyor. Müzekart ile girilebilen ören yerinde bilgilendirme tabelaları oldukça detaylı, hatta yapıların asıl hallerinin çizimleri bile tabelalarda yer alıyor. Fakat pek çok yapı hala dağınık halde bulunduğundan gezmesi ve yapıların ayrıştırılmasının biraz zor olduğunu söylemeliyiz. Bizim Priene’yi gezmemiz yaklaşık 1 saat alıyor, belli başlı görülecek noktalar ise şu şekilde:

Priene Antik Kenti’nde Merdivenler

Athena Kutsal Alanı

Öncelikle şehrin gezilebilen en üst noktasına çıkıyoruz merdivenlerden. Bir propylon’dan (anıtsal giriş kapısı) girilen kutsal alanda Athena Tapınağı, sunak ve etrafında da Stoa (sütunlu yarı açık galeri) bulunur. Şehir kurulurken planlanıp inşa edilen tapınağın yapımına Büyük İskender de maddi destek verse de inşaat ancak Roma İmparatorluğu döneminde, yani başlangıcından 300 yıl sonra bitirilmiş. Tapınağın içinde de tanrıça Athena’nın heykeli bulunuyormuş.

Bugün Büyük Menderes Ovası‘na bakan tapınak o dönemde denize bakacak şekilde tasarlanmış. Uzun kenarında 11 adet, kısa kenarında 6 adet Ion tipinde sütun bulunan tapınaktan bugün 5 adet sütun dik şekilde görülebiliyor.

Priene Athena Tapınağı’nın mimarı olan Pytheos, antik dünyanın 7 harikasından biri olan Bodrum’daki Halikarnas Mozolesi‘nin de mimarıdır.

Athena Tapınağı’ndan Büyük Menderes Ovası Manzarası

Agora

Priene kenti bir dağ yamacına kurulduğu için kent meydanı olan agoranın yapımı sırasında zemin bir taraftan tıraşlanıp diğer taraftan doldurularak düzleştirilmiş ve 75×46 metre boyutlarındaki agora inşa edilmiş. MÖ 3. yüzyıla tarihlenen agoranın etrafı stoa adı verilen beyaz mermer sütunlu galerilerle çevriliymiş. Kentteki inşa sürecine maddi destek sağlayan kişilerin heykelleri de bu meydanda bir onur anıtı olarak sergilenirmiş. Agoranın merkezinde tanrı Hermes‘e adanan bir sunak bulunurmuş. Kuzey stoasının duvarlarınaysa Priene kentiyle ilgili alınan kararlar işlenirmiş.

Agora – Priene Antik Kenti

Asklepios Kutsal Alanı

Priene Agorası‘nın yanında sağlık tanrısı Asklepios‘a adanan bir kutsal alan bulunuyor. MÖ 2. yüzyılda inşa edilen kutsal alanda anıtsal giriş kapısı propylon, tapınak, sunak ve sütunlu galeri bulunduğu tespit edilmiş. Girişinde 2 sütunu bulunan tapınakta Asklepios ve kızı Hygieia‘nın heykelleri bulunuyormuş. Kutsal alanın bir kısmı 13. yüzyılda inşa edilen Bizans dönemi kalesinin altında kalmış. Bugün bu harabe halindeki yapının sadece temelleri görünüyor.

Asklepios Kutsal Alanı – Priene

Gıda Pazarı

Kent meydanı olan agoranın hemen yanında gıda pazarının kalıntıları bulunuyor. MÖ 3. yüzyıllarda ticari hayat agorada yürütülürken zamanla agoranın dini ve siyasi yapısı ön plana çıkınca ticaret için MÖ 2. yüzyılda yanına bu gıda pazarı inşa edilmiş. Burada bulunan mermer masaların da zamanında hububat tezgahları olarak kullanıldığı düşünülüyor. Bu mekanın yakınında bulunan sütunların depremler sonucu Athena Tapınağı’ndan buraya düştüğü tespit edilmiş. Gıda pazarından aşağı doğru görülen kalıntılar ise Helenistik dönemde inşa edilen evlere aitmiş.

Priene Sokakları

Antik Tiyatro

Şehrin yükseklerine doğru çıkınca, antik tiyatro yapısına rastlıyoruz. Priene Tiyatrosu Anadolu’da Helenistik dönemde inşa edilen tiyatroların en iyi korunmuş örneklerinden biri. MÖ 3. yüzyılda inşa edilen 6500 kişilik tiyatronun oturma sıralarının en önünde mermer protokol koltukları görünüyor. Bu koltukların yanı sıra tiyatronun ortasında bulunan sunak da eğlence, şarap ve tiyatro tanrısı Dionysos‘a adanmış. Tiyatronun yamaca yaslanmış oturma sıralarıyla (cavea) birlikte 2 katlı olduğu tespit edilen sahne binasının alt katı da bugün ayakta görülüyor.

Antik Tiyatro – Priene

Piskoposluk Kilisesi

Tiyatronun hemen altındaki Piskoposluk Kilisesi’ne görüyoruz. Bizans İmparatorluğu döneminde piskoposluk merkezi olan Priene‘nin en büyük kilisesi burasıymış. MS 5-6. yüzyıllarda inşasına başlanan yapı, 13. yüzyılda şehir terk edilene kadar kullanılmış. Kilise aynı noktada bulunan hamam kompleksinin bir kısmının üzerine eski yapılardan getirilen taşlar kullanılarak inşa edilmiş.

Priene Piskoposluk Kilisesi

Roma Hamam Kompleksi

Priene Antik Kenti’ndeki en büyük yapı olan hamam kompleksi, Roma döneminde, MS 1-2. yüzyıllarda inşa edilmiş. Hamam, daha önce aynı noktada bulunan Gymnasion üzerine inşa edilmiş ve buranın taşları kullanılmış. Soyunma odası, oturma odası, sıcaklık, ılıklık gibi kısımları bulunan hamam Bizans döneminde de çeşitli restorasyonlar geçirmiş. Bugün oldukça az kazıldığı için henüz tam olarak ortaya çıkarılmamış durumda.

Roma Hamamı – Priene

Heroon

Hamam yapısının hemen yanında Heroon görülüyor. Normalde antik dönemde ölüler nekropol alanına gömülse de önemli kişiler için kent içinde de anıt mezarlar inşa edilebiliyor. Priene’deki Heroon da bu açıdan kentteki tek örnek. Erken Roma dönemine tarihlenen yapının alt katı mezar odası, üst katı ise kült mekanı olarak tanımlanıyor. Bu anıt mezarın kim için yapıldığı bilinmese de yapının cephesinde ölen kişinin bir heykeli olduğu düşünülüyor.

Heroon – Priene

Priene Antik Kenti oldukça düzenli olsa da henüz birçok yapı açığa çıkarılmamış durumda. Yıllar sonra tekrar gelip gelişimi görmek ümidiyle ayrılıp tekrar yola koyuluyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir