Çanakkale,  KAMPÇILIK,  TÜRKİYE

Gökçeada Kamp ve Sahil Rehberi

Türkiye’nin Ege adalarından büyük olanı, yani Gökçeada’dayız. Sahilleri, köyleri, su sporları, kamp olanakları ve Tuz Gölü ile oldukça dikkat çekici olan Gökçeada’da birkaç gün gezip kafa dinlemek iyi bir alternatif olarak düşünülebilir.

Gökçeada’ya nasıl gidilir? Gökçeada’da kamp yapılır mı? Gökçeada’da hangi sahiller, koylar, köyler gezilir? gibi sorulara bu yazımızda cevap vermeye çalıştık.

Gökçeada Sahilleri

Gökçeada’nın merkezi adanın kıyısında değil, iç tarafında bulunuyor. Gökçeada, merkezinden çok tepelere kurulu Rum Köyleri ile de meşhur. Zamanında Türkiye’nin Rum nüfusu en yoğun yerlerinden biriyken zaman içinde Rumların Yunanistan’a göçmesi ve Anadolu’dan Gökçeada’ya Türklerin yerleştirilmesi ile Rum nüfus giderek azalıp Türk nüfus artmış.

Diğer adı İmroz olan Gökçeada’da yerleşim izleri MÖ 5-6. binyıllara kadar gider. Atinalılar, Persler, Romalılar, Cenevizliler, Venedikliker, Bizanslılar ve Osmanlılar tarafından yönetilen ada İngiliz ve Yunan yönetiminden sonra Lozan Antlaşması ile Türkiye’ye bağlanmış.

Gökçeada’da bir Kilise

Coğrafi olarak Kuzey Ege’de olduğu için deniz suyunun soğuk olduğunu ve zaman zaman epey rüzgarlı ve dalgalı olabileceğini de unutmamak gerekli. Büyükçe bir ada olan Gökçeada’da akarsu, baraj ve hatta bir de Tuz Gölü bulunuyor.

İPUCU: Gökçeada’nın merkezinde bir kent müzesi bulunuyor. Gökçeada Kent Müzesi’nde adanın tarihi, ekonomisi, coğrafi özellikleri, günlük yaşamı hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Şimdi gelin bu güzel adayı gezmeye başlayalım.

Gökçeada’ya Ulaşım

Gökçeada’ya gitmek için öncelikle Kabatepe’ye gidip feribota binmek gerekiyor. Normalde günde 3-4 sefer olsa da yaz aylarında sıklığı artabiliyor, bu sebeple önceden Gestaş’ın web sitesinden sefer saatlerini kontrol etmekte fayda var.

Bozcaada kadar popüler olmasa da son yıllarda gitgide daha çok ziyaret edildiği için özellikle yaz aylarında haftasonu dönüş zamanı uzun kuyruklar olabiliyor ve rezervasyon sistemi işlemiyor. Bu sebeple dönüşleri haftaiçi günlerine ya da haftasonu erken saatlere denk getirmenizi öneririz.

Feribottan Gökçeada Manzarası

Gökçeada merkezi feribot iskelesinin bulunduğu Kuzu Limanı’ndan 7 km uzaklıkta olduğu için özel aracınızla gelmiyorsanız minibüsleri kullanmanız gerekecek.

Gökçeada büyük bir ada olduğu için özel araçla geçmek ya da araç kiralayıp gezmek daha rahat olacaktır. Ada içi ulaşım yolları çok düzgün olmasa da son zamanlarda yol yapım çalışmalarıyla yollar yenileniyor. Tabi bu daha çok iş makinası ve geçici kapalı yollar anlamına da geliyor, bu sebeple dikkatli olmakta fayda var.

Gökçeada Yolları

Gökçeada’da Kamp Yapmak

Bozcaada’nın aksine Gökçeada’da daha çok kamp alternatifi var. Yıldız Koyu, Kefalos Plajı gibi popüler noktalarda kamp alanları mevcut. Yine sakin koylarda da tek başınıza kamp yapmak bir alternatif olabilir. Kamp alanlarından faydalanacaksanız önceden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederiz.

Biz sakin bir kamp alanı aradık ve adanın en batısına, Uğurlu Köyü’nün sahilinde, hemen Uğurlu Plajı’na bakan kamp alanında çadırlarımızı kurduk. Elektrik, Duş, Tuvalet, Buzdolabı gibi imkanlar mevcut ve fiyatı diğer popüler noktalara göre daha uygun. Tek dezavantajı adanın merkezine ve popüler noktalarına uzak olması ama kafa dinlemek için gidiyorsanız ideal.

Gökçeada Köyleri

Gökçeada sahilleri kadar köyleriyle de meşhur. Birçoğu artık eskisi kadar kalabalık olmasa da bugün koruma altında olan bu Rum Köyleri’nde adanın atmosferi oldukça korunmuş durumda. Şimdi bu köylerden kısaca bahsedelim. “Gökçeada’de ne yenir?” diyenler için de bu kısımda önerilerimiz olacak.

Kaleköy

Gökçeada merkezinin hemen kuzeyinde bulunan Kaleköy için adanın görece en hareketli köyü diyebiliriz. Deniz kıyısındaki bir tepede bulunan kale, antik dönemlerde inşa edilmiş, Bizans döneminde de tamir görmüş. Küçük bir limanı ve güzel restorantları bulunan Kaleköy’de Semadirek manzarası eşliğinde yiyip içmek oldukça keyifli.

Gökçeada’nın en eski plajı Kaleköy’deymiş. Gökçeada Su Altı Milli Parkı olarak geçen Yıldız Koyu’ndan başlayan kıyı şeridine de yine Kaleköy’den ulaşılıyor.

Kaleköy – Gökçeada

Günbatımını izleyebileceğimiz bir akşam yemeği için de Kaleköy yakınlarında İmroz Poseidon’u tercih ettik. Tamamen açık alanda ve çok güzel dekore edilmiş bir restoran burası. Meze ve deniz mahsulleri ağırlıklı bir menüleri var. Farklı deniz mahsulleri çeşitleri ve günbatımı manzarası için burası doğru adres. Yalnız hava karardıktan sonra burada havanın serinlediğini de not olarak ekleyelim.

Gökçeada İmroz Poseidon Restaurant

Zeytinliköy

Gökçeada merkeze yakın bir diğer köy olan Zeytinliköy’deyiz şimdi de. Köye ulaşmak için araçla belli bir noktaya kadar gelip oradan yürümemiz gerekiyor. Adanın en güzel köylerinden biri burası, dar sokakları, taş Rum evleri ve sevimli küçük kafeleriyle oldukça keyifli bir atmosferi var.

Zeytinliköy Ortodoksların ruhani lideri Patrik 1. Bartholomeos’un da doğum yeri. Aynı zamanda dibek kahvesi ile meşhur bir köy. Biz de gelmişken kafelerin birinde kahve içip sakızlı muhallebimizi yiyor ve tekrar yola koyuluyoruz.

Dereköy

Bir sonraki adresimiz, bugün terkedilmiş gibi görünen Dereköy. Buranın zamanında 1950 hane ile Türkiye’nin en büyük ve kalabalık köyü olduğuna inanmak zor. Adanın en batısındaki Rum köyü olan Dereköy, Piri Reis’in de gezi notlarında bahsettiği 2 köyden biri. Rumların zaman içerisinde terk etmesiyle nüfusu sürekli azalmış.

Dereköy – Gökçeada

Köyde iki kilisenin yanı sıra bir de eski çamaşırhane bulunuyor. Hevesli köy çocuklarına denk gelirseniz çamaşırhane ile ilgili bilgi alabilir, hangi kısmın ne amaçla kullanıldığını öğrenebilirsiniz.

Dereköy Çamaşırhanesi – Gökçeada

Dereköy günümüzün ilk durağı olduğu için biz de kahvaltımızı burada yer alan Kalyopi Köy Evi’nde yapmak istedik. Zaten oldukça küçük olan mekan bir de pandemi koşulları oluşunca sadece tek masayla hizmet veriyor. Bu sebeple de rezervasyonsuz misafir kabul edemiyorlar. Kahvaltıya gelince de ev yapımı doğal bir kahvaltı için doğru adres olduğunu söyleyebiliriz. Oldukça özenle hazırlanmış serpme köy kahvaltısı sunuyorlar.

Gökçeada Kalyopi Köy Evi Kahvaltısı

Tepeköy

Bir diğer sevimli Rum Köyü olan Tepeköy’ü gündüz gözüyle göremesek de akşamlarının bile oldukça hareketli ve sıcak olduğunu söyleyebiliriz. Adanın en yüksek Rum köyü olan Tepeköy, Baba Yorgo ile anılıyor. Burada bir taverna açan Baba Yorgo köye canlılık getirmiş ve başka Rumlar da köye geri dönmüş.

Akşam güzel bir Rum tavernasında yiyip içmek isteyenler için Tepeköy’de birçok alternatif mevcut, ancak rezervasyonsuz giderseniz yer bulmanız pek de mümkün değil. Baba Yorgo dışında Angelikis de burada değerlendirebileceğiniz taverna alternatifleri arasında bulunuyor.

Tepeköy – Gökçeada

Bizim tercihimiz Angelikis’ten yana oldu. Meydanda açık alanda bulunan bu meyhane Yunan müzikleri ile adeta bir Yunan adasındaymışsınız hissini veriyor. Meyhanenin aslında kapalı alanı da mevcut fakat dışarının atmosferi bizi daha çok etkiledi. Menülerinde mezelerin ve deniz mahsullerinin yanı sıra oğlak da bulunuyor. Keyifli ve lezzetli bir akşam yemeği için doğru adres.

Gökçeada Angelikis

Uğurlu Köyü

Adanın ve Türkiye’nin en batı ucunda bulunan Uğurlu, bir Türk Köyü. Bölgede kamp alanları dışında pansiyonlar da mevcut. Bir sahil kasabası havasında olan köy sakin bir konaklama alternatifi. Çünkü adanın güzel ve sakin koyları açısından batı tarafı da oldukça tatmin edici. (Bkz Gizli Liman ve Laz Koyu)

Uğurlu Köyü’nde Günbatımı – Gökçeada

Gökçeada Plajları

Yıldız Koyu

Gökçeada’nın merkezine en yakın plajlardan biri olan Kaleköy’deki Yıldız Koyu’ndan başlıyoruz koyları gezmeye. Kamp alanı ve tesis imkanı sağlayan Yıldız Koyu’nda şemsiye, şezlong, tuvalet, kabin gibi imkanlar da mevcut. Taşlık bir sahili olan koyda deniz berrak ve sualtı yaşamı zengin. Adanın en kalabalık koylarından biri olduğunu da belirtelim.

Yıldız koyundan başlayan sahil şeridi aynı zamanda Gökçeada Sualtı Deniz Parkı olarak da biliniyor. Bu sahil şeridi Karadeniz – Akdeniz arasında göç eden deniz canlılarının üreme noktaları arasında yer alıyor ve bu bölgede sualtı avcılığı yasak. Deniz çayırı, deniz kaplumbağası, Akdeniz foku, taş mercan, eşkina ve deniz atı bu bölgedeki önemli canlılar arasında sayılıyor.

Mavi Koy

Yıldız Koyu’nun sağ tarafında uzanan patika yolu izleyip 25-30 dakika yürüyerek Mavi Koy’a ulaşabilirsiniz. Gökçeada’nın en güzel koyları arasında sayılan Mavi Koy biz gittiğimizde rüzgardan ötürü çok dalgalı olduğu için keyfine varamadık.

Çakıl taşlı sahili olan koyda herhangi bir tesis yok. Ulaşımı zor olduğu için sakin ve kafa dinlemeye uygun bir koy. Adaya tekrar geldiğimizde denizin dalgalı olmadığı bir zamanını da görmek ümidiyle tekrar geri dönüp yola düşüyoruz.

Gökçeada Mavi Koy

İPUCU: Yıldız Koyu’ndan Mavi Koy’a doğru uzanan yol başlarda patika yol olarak başlıyor, dolanarak küçük kayalıklara varıyor. Yer yer çalılıklardan ve kayalar arasından yürümeniz gerekiyor. Çok zorlu sayılmayan bir yol fakat yer yer yol daralıyor ve bir tepeye çıkıp inmek durumunda kalıyorsunuz. Eğer bu tarz kayalık yollara alışkınsanız sorunsuz inip çıkabilirsiniz. Alışkın değilseniz bu koyu es geçmenizi tavsiye ederiz 🙂

Uğurlu Plajı

Adanın en batı ucuna doğru Uğurlu Köyü’nün sahilinde bulunan uzun Uğurlu Plajı’nın kumluk ve genel olarak sakin bir denizi var. Köyün hemen sahilinde bulunan kısımda küçük bir liman olduğu için genelde plajın batı ucuna doğru olan kısımda denize giriliyor ve tesisler de yine bu kısımda bulunuyor.

Uğurlu Plajı’nda hem Uğurlu Köyü’nde hem de bu bahsettiğimiz batı ucunda kamp alanları mevcut, biz de daha sakin olacağı için Uğurlu Köyü tarafında kamp yapmayı tercih ettik. Gün batarken denizde olmak için de yine adanın en batı ucundaki Uğurlu Plajı keyifli bir alternatif olacaktır.

Gökçeada Uğurlu Plajı

Gizli Liman Koyu

Uğurlu Plajı’nın bitiminde yukarı çıkan toprak rampayı izleyip daha sonra patikadan aşağı inerek Gizli Liman Koyu’na ulaşabilirsiniz. Tesis bulunmayan bu koy ulaşım güçlüğünden dolayı daha sakin. Taşlık kayalık bir plajı olan koy rüzgara karşı da biraz daha korunaklı olduğu için deniz daha az dalgalı ve berrak. Adanın en keyifli sahilleri arasında sayabiliriz burayı ve tavsiye ederiz.

Gizli Liman Koyu aynı zamanda Türkiye’nin en batı ucuna yaya olarak gidebileceğiniz en yakın nokta. Türkiye’nin en batı noktasına yaya olarak maalesef gidilemiyor, ancak denizden motor veya yat ile ulaşabilirsiniz.

Gökçeada Gizli Liman Koyu

Laz Koyu

Adanın güneyine bakan Laz Koyu var sırada. Rüzgarlı bir dönemde gitmiş olmamıza rağmen denizin en dalgasız olduğu sahillerden biri Laz Koyu oldu. Ayrıca adanın yoğun ve kalabalık koyları arasında sayabiliriz burayı.

Uzun bir kumsalı olan Laz Koyu’nda tesis de mevcut. Şezlong, şemsiye, tuvalet, kafeterya imkanı olduğu için bütün gün kalınabilecek bir yer olduğunu söyleyebiliriz. İster tesis imkanlarından faydalanabilir, ister plaja indikten sonra sağ tarafa doğru yürüyüp sakin kısımlarda kendi imkanlarınızla deniz ve güneşi keyfini çıkarabilirsiniz. Denizinin de temiz, berrak ve serin olduğunu belirtelim.

Gökçeada Laz Koyu

Marmaros Plajı

Adanın kuzeybatısında bulunan Marmaros Plajı’na ulaşmak biraz meşakkatli bir yolun sonunda oluyor. Biz standart bir arabayla Dereköy’den 20 dakikada ulaşabildik ancak SUV tarzı bir araç ile ulaşım daha rahat olacaktır.

Yolda Marmaros Şelalesi ile ilgili tabelalar da gördük, ancak zamanımız kısıtlı olduğu için şelaleye uğrayamadık. Zaman açısından rahat olanlar bir doğa yürüyüşü sonucu ulaşılan şelaleyi de görebilirler. Şelaleye gidenler deneyimlerini yorum olarak paylaşırlarsa seviniriz 🙂

Marmaros Plajı taşlık bir plaj ve ulaşımı zor olduğu için adanın en sakin plajlarından biri. Denizi güzel görünse de şansımıza havanın rüzgarlı ve denizin de dalgalı olması nedeniyle giremedik. Plajda herhangi bir tesis de bulunmuyor, uzun zaman geçirip kafa dinleyecekseniz yiyecek içecekleri yanınızda götürmeniz gerekecek.

Gökçeada Marmaros Plajı

Kefalos Plajı

Adanın güneydoğusunda yer alan Kefalos yolların da en düzgün olduğu kısım, çünkü adanın en turistik kısmı burası. Uzun bir kumsalı olan plaj rüzgar aldığı için sörf ve kite yapanlarla dolu. Su sporu yapmak isteyenler Gökçeada’da bu plajı tercih edebilir ve eğitim almak dahil birçok imkana ulaşabilir.

Tesis, restoran, kamp alanı gibi imkanları da bulunan Kefalos Plajı’nın denizi kumluk olmasına rağmen berrak ve güzel. Su sporları noktası olmasından dolayı da yüzerken, denizde su sporu yapanlara dikkat etmek gerekiyor.

Gökçeada Kefalos Plajı

Bonus: Tuz Gölü

Kefalos Plajı’nın olduğu yerde Gökçeada Tuz Gölü bulunuyor. Adanın önemli bir ekosistem parçası olan gölde bahar aylarında flamingonun yanı sıra pelikan, ördek, kaz gibi göçmen kuşlar da konaklıyor. Yaz aylarındaysa su buharlaşıp beyaz bir tuz tabakası kalıyor.

Gökçeada Tuz Gölü

Tuz Gölü’nün üzerinde yürümek İç Anadolu’daki Tuz Gölü’nü görmeyenler için ilginç bir deneyim olabilir. Sadece yürürken dikkat etmek gerekiyor çünkü bazı kısımları sert zeminken bazı bölgeleri yumuşak balçık gibi olduğu için dikkat etmezseniz ayaklarınız çamura batabilir.

Gölün yüzeyinin altındaki mineraller açısından zengin bu çamurun romatizma, sedef, kireçlenme gibi hastalıklara iyi geldiği söyleniyor. Bu sebeple bu çamuru vücutlarına sürüp hemen yanı başındaki denize girenlere rastlayabilirsiniz.

Gökçeada Tuz Gölü

Bu güzel ada rüzgarlı havasına rağmen bizi büyledi, 3-4 günlük kafa dinleme kaçamakları için kesinlikle tavsiye ederiz. Başka gün batımlarında görüşmek üzere…

Gökçeada’da Gün Batımı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir