Antalya,  ANTİK KENTLER,  TÜRKİYE

Xanthos Antik Kenti

Antalya’nın en batı ucuna, Kaş ilçesinin Kınık beldesine, Muğla sınırına gidiyoruz ve Xanthos (Ksanthos) Antik Kenti’ni ziyaret ediyoruz. Burası Likya Birliği’nin başkenti olmasının yanı sıra UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde olmasıyla da önemli bir tarihi ve kültürel nokta. Antalya Antik Kentleri sayfamızda bu tarih dolu ilimizdeki diğer ören yerleri hakkında da bilgi alabilirsiniz.

Xanthos Antik Kenti

Xanthos’un Tarihi

Eşen Çayı’nın doğusundaki tepelerde kurulan kent MÖ 8. yüzyıldan itibaren sürekli yaşanılan bir şehir olmuş. Likya dilinde Arnna olarak bilinen, Likya Birliği’nin en büyük şehirlerinden olan ve tarihi boyunca sayısız işgale maruz kalan Xanthos kenti Persler, Atinalılar, Büyük İskender, Mısırlı Ptolemaios ve Suriye Kralı III. Antiokhos’un himayesine girmiş. Helenistik dönemden sonra Yunan kültürünün baskın geldiği ve Likçe’nin kaybolduğu kent daha sonra Likya Birliği’ne katılmış ve birliğin en büyük ve önemli şehirlerinden biri konumuna gelmiş.

Kentin yaşadığı en trajik olaylardan biri Pers istilası sırasında, MÖ 6. yüzyılda gerçekleşmiş. Heredot’un anlattığına göre kentin erkekleri işgale daha fazla dayanamayacaklarını anlayınca, eşlerini, çocuklarını, mallarını ve kölelerini kaleye toplayıp yaktıktan sonra surların dışına çıkmış ve Persliler ile savaşarak can vermişler.

Romalı Brütüs tarafından yerle bir edilerek fethedilen kentte daha sonra Marcus Aurelius ve Vespasianus döneminde kalıcı eserler bırakılmış. İmparatoluğun Likya bölgesinin başkenti olan Xanthos, daha sonra bu ünvanı hızla büyüyüp gelişen Patara’ya bırakmış. Bizans İmparatorluğu döneminde piskoposluk merkezi olan kent, 7. yüzyıldaki Arap akınlarından sonra yavaş yavaş önemini yitirmiş.

Üzeri Örtülerek Korunan Mozaikler – Xanthos

Xanthos’u Gezmek

Xanthos Antik Kenti iki kısımdan oluşuyor. Daha derli toplu ve düzenli olan batı yakasında tiyatro bulunuyor. Bilgilendirme panoları yapılmış ve gezmek rahat. Doğu yakasında ise antik ana cadde ve kent merkezinin olduğu kısım görülüyor. Ancak bir noktadan sonra düzenleme ve bilgilendirme panoları yok ve yol orman patikası halini alıyor, gezmek güçleşiyor. Antik kentin en dikkat çekici yanlarından biri Likya tipi mezar yapılarının tipik örneklerine rastlanması, ayrıca anıt tipi mezar olarak da Harpyler Anıtı’nı barındırması.

İPUCU: Xanthos Antik Kenti girişi 2020 yılı için 14TL ve Müzekart geçerli. Antik kent yazın 08:30 – 19:00, kışın da 08:30 – 17:30 saatleri arası açık.

Batı Agora

Antik kente girişin sol yakasında kentin batı meydanı olan Batı Agora ve hemen arkasında antik tiyatro görünüyor. Bu meydana zamanında 12 Tanrılar Agorası da denmiş ve antik kentin kültürel merkezi burasıymış. Bu sebeple tiyatro, hamam, meclis binası gibi yapılar bu agoranın etrafına inşa edilmiş.

Xanthos Batı Agorası

Yazıtlı Pilye

Agoranın kenarında üzeri yazıtlı bir dikme taş göze çarpıyor. Yazıtlı Pilye denilen bu yapının, zamanında üzerinde mezar odası bulunan bir anıt mezar olduğu anlaşılmış. 11 metrelik bu anıt mezarın tepesinde aslan şeklinde bir tahtta oturan prens heykeli varmış. MÖ 5. yüzyılda yaşayan Kral Kherei anısına yapılan anıttan geriye kalan yazılı kısımda da bilinen en uzun Likçe (Likya Dili) yazıt yer alıyor.

Yazıtlı Pilye – Xanthos

Antik Tiyatro

Agoranın diğer tarafında bulunan antik tiyatroyu görmemek imkansız. 2200 kişilik tiyatro MÖ 2. yüzyılda, Helenistik dönemde inşa edilmiş. 141 senesindeki depremde yıkılınca yerine bugün gördüğümüz yeni tiyatro yapılmış. Gladyatör ve vahşi hayvan dövüşlerinin de sergilendiği bu tiyatro zamanında daha yüksek bir yapı olsa da, Arap akınları sonucu üst sıralar sökülmüş ve şehrin akropolünün etrafını koruyan sur duvarlarının yapımında kullanılmış.

Xanthos Antik Tiyatrosu

Tiyatronun arka tarafında bulunan akropol, Bizans dönemi sonuna kadar kullanılan bir alan olduğu için üzerine yapılan yeni inşalar ile hem özelliğini hem de antik dönemdeki dokusunu kaybetmiş durumda.

Harpyler Mezar Anıtı

Tiyatronun hemen kenarında Harpyler Anıtı ihtişamlı bir şekilde duruyor. Anıt büyük dikdörtgen bir dikme ve tepesindeki mezar odasından oluşuyor. Likya tipi dikme anıt mezarların kendi yerinde en iyi korunmuş örneği olduğu için dönem coğrafyasının mezar kültürü hakkında da epey bilgi veriyor. Anıt mezarın MÖ 5. yüzyılda Salamis Savaşı’nda ölen Kybernis’e ait olduğu düşünülüyor.

Harpyler Mezar Anıtı – Xanthos

Mezar odasında bir açıklık göze çarpıyor. Ölüler yakıldıktan sonra küllerini barındıran çömlekler ve hediyeler bu açıklıktan mezar odasına bırakılırmış. Anıt kabartmalarla çevrili olsa da kabartmaların orijinalleri bugün antik kentteki birçok eserle birlikte Londra’daki British Museum’da bulunuyor. Anıtın adının Harpyler olmasının sebebi de bu kabartmalar arasında Harpy adı verilen kadın başlı, kuş vücutlu, ölümün ve fırtınaların sembolü olan mitolojik yaratıkların olmasıymış.

Ana Cadde (Decumanus)

Antik kente girişin sağ yakasındaki, Decumanus olarak da adlandırılan ana cadde oldukça iyi korunmuş durumda. Büyük kireç taşlardan oluşan caddenin genişliği yaklaşık 12 metre kadar. Bu yolun sonunda da kentin dini ve ticari merkezi olan doğu agorası bulunuyor. Caddenin kenarlarındaki portikoların (stoa) mozaik tabanları ortaya çıkarılmış ancak şu an için üzeri kapalı bir şekilde korunuyor. Biraz dikkatli bakınca üzerine taşlar dökülmüş keçenin altındaki mozaik taban görülebiliyor.

Ana Cadde – Xanthos

Bizans Bazilikası

Bizans döneminde yaşamaya devam eden şehirde 5 adet anıtsal bazilika olduğu keşfedilmiş. Kentin doğu agorasının karşısında bulunan Doğu Bazilika kapsamlı olarak incelenebilmiş ve taban mozaikleri büyük ölçüde korunabilmiş. Muhtemelen bu mozaik tabanın korunabilmesi için ziyaretçiler bazilikaya giremiyor, ancak uzaktan inceleyebiliyor.

Bizans Bazilikası – Xanthos

Nekropol

Daha ileride mezarlık yani nekropol alanı bulunuyor. Otların, çalıların arasında kalmış birçok mezar anıtına denk gelmek mümkün. Şehrin geri kalanında da yine birçok mezar yapısı ve duvar kalıntıları bulunuyor. Bu kalıntıların bir çoğunun ne olduğu hakkında bilgi verilmemiş.

Likya Tipi Mezar Anıtı – Xanthos

Antik kentte kazılar ve araştırmalar devam ettikçe daha birçok kalıntı keşfedilecektir. Bugün için kentin düzenlemesi, yönlendirmeleri ve bilgilendirmesi maalesef yetersiz. Yine de tarihi önemiyle birlikte düşünüldüğünde görülmesi gereken bir antik kent olduğunu düşünüyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir